Dereler akar gider (mi?)

Dereler akar gider (mi?)

Kalan Müzik 20. Yıl konserlerinin üçüncüsü, “Dereler Akar Gider”, Pazar akşamı Harbiye Açıkhava Tiyatrosunda gerçekleşti. Başlığından da anlayacağınız üzere, konserin teması Karadeniz’di. Biz de “Hayde gidelum hayde” dedik… Baştan söyleyelim, konser şahaneydi, kaçıranlar: “D

Seray Şahiner

Kalan Müzik çatısı altında Karadeniz müziğini dinleyiciyle buluşturan sanatçılar gece boyunca Karadeniz türkülerini seyirciyle birlikte söyleyip horon tepti. Konserde sahne alan sanatçılar; Niyazi Koyuncu, Selçuk Balcı, Volkan Arslan, Şevval Sam; Karmate ve Marsis Grupları ve  Laz müziğini cazla buluşturan Fuat Saka ile The Shin grubuydu. Apolas Lermi ve Koliva Grubunun Solisti İlhan Gülten de konsere konuk sanatçı olarak katıldı.

Konserde, “Ağlayanın bir, gülenin bin derdi var” diyen İran atasözünü anımsatıyorduk: Çok güldük, çok coşkuluyduk, çok eğlendik… Beri yandan; “Herkesin bir derdi var durur içerisinde…” Gece boyunca Karadeniz’in dereleri, ezgilerle Harbiye Açıkhava Tiyatrosuna aktı. Seyirciler, bastıkları betonu yaylanın çimeni sanırcasına horona durdu. Dere demişken… Evet, konser boyunca sık sık dere dedik. Sahne alan sanatçılar her fırsatta HES’leri protesto ederek, seyircileri derelerinin kurutulmasına seyirci kalmamaya çağırdı. Seyirci kalmaya niyeti olmayan seyirciler, HES’lere karşı yapılan çağrılara slogan ve alkışlarıyla destek verdi. HES karşıtı klipler sık sık barkovizyondan sunuldu. Konserde duyurulan 25 Ağustos- 2 Eylül arasında yapılacak HES karşıtı gençlik kampını biz de şimdiden bildirmiş olalım ki derelerin vebalini almayalım.

Konser boyunca Kazım Koyuncu sıkça anıldı: Çernobil’e sitemkar selamlar gönderilerek… Şevval Sam, 8 yıl önce Kazım Koyuncu’yla birlikte çıktığı Harbiye Açıkhava sahnesine bu kez onsuz çıkmanın burukluğunu, Koyuncu için “O bu cehennemden iyi halden dolayı erken çıktı” sözleriyle dile getirdi. Kazım Koyuncu’nun Harbiye konserindeki görüntüleri barkovizyonda yer aldığında seyirci, Kazım’a eşlik etmekten kendini alamadı…

Konserde, Nezih Ünen’in yönettiği Türkiye’nin müzikal zenginliğine olduğu kadar insan çeşitliliğine de işaret eden belgesel filmi “Anadolu’nun Kayıp Şarkıları”ndan Karadeniz’le ilgili kesitler de sunuldu: Karadeniz’in fındık ayıklarken türkü söyleyen kadınları, cenazede üşümemek için yavaştan horona duran cemaati, Harbiye’ye zuhur etti… Türküler söylenirken; dünya güzeldi, çimenler yeşil, dereler akar; denizse karartı olsa da işin içinde yari özlemek varsa bakarak ağlamanın ayıp olmadığı ummandı…

Gece boyunca şarkılarda en sık duyduğumuz sözler, dere, çayır, çimen, yayla, deniz olsa da, şarkı aralarında Karadeniz; HES ve nükleer santralle anıldı. Bana kalırsa bu burukluk radyasyonun bir başka etkisi… 10 yıl sonra başka bir konserde kuruyan dereler, solan çayırlar üzerine yakılmış türküler duyarsak; bu da HES’lerin, doğaya verdiği zararın akabinde bir başka kötü etkisi olarak hayatımıza nüksedişi olacak. 

Türkiye’de, çok sesli, çok dilli müziğin yaygınlaşmasında; birbirimizin seslerine sözlerine kulak aşinalığı yoluyla alışmamızda büyük payı olan Kalan Müzik’e nice 20. yıllar dileriz. Karadeniz’e gelince, umalım ve çabalayalım ki, dereleri hep akıp gitsin…

www.evrensel.net