Babamı umut ve özgürlük olarak görüyorum

Babamı umut ve özgürlük olarak görüyorum

Babalar günü nice evlatlar için eksik, buruk geçiyor. Düşünsenize; bu ülkede en uzun süre cezaevine mahkum edilmiş kişi sizin babanız. Belki siz doğduğunuzda kucaklayan, kardenişinize demir parmaklıklar ardından öpücük yollayan babanız. 12 Eylül döneminde cezaevine giren ve 1991-1993 arasındaki iki yıl dışında c

Muhammet Uludağ

BABAMIN NEYİ SEVİP SEVMEDİĞİNİ BİLE BİLMİYORUM

Çocukken zaman zaman cezaevinde babasıyla kalan evin en küçüğü İmran Canan’la başladık sohbete. Baba deyince İmran, Tahir Canan’ın cezaevinde yapmış olduğu şal, anahtarlık, tespih, gelen mektuplar, çekilen fotoğrafları masanın üzerine koyarak başlıyor söze...
İmran Canan: Babamın en küçük oğluyum. 18 yaşına girdim. Benim için Babalar Günü bir şey ifade etmiyor. Çünkü biz hiç baba-oğul ilişkisini yaşayamadık. “Babalar Günü”nde sadece babamın cezaevinde olduğu aklıma geliyor. Artık “Babalar Günü”nü doyasıya yaşayamayacağımı biliyorum. Bugün herkes babasına hediyeler alır, ben bunlara uzağım. Babamın neyi sevdiğini, neyi sevmediğini bile bilmiyorum. Sürekli gündelik hayatımda bir baskılama yaşadım, küçükken babamın cezaevinde olduğunu herkesten saklıyordum.
Çünkü, o zaman nedenini açıklayamazdım. Terzi olduğunu söylüyordum o kadar. Şimdi açıklayabiliyorum ama eski alışkanlık da sürüyor; emekli ve terzi. Cezaevine görüşe gittiğimde devamsızlık yaptığım ve telefon görüşmelerimden dolayı okul yönetimi biliyordu. Bir de cezaevinde babamla kaldığım zamanlar var. Babamın içerdeki arkadaşları benimle çok şakalaşırlardı, onları çok iyi hatırlıyorum. Onlar oradan kurtulmanın yollarını ararken, benim de içim hep umut ve özgürlük duygularıyla dolardı.

BABALAR GÜNÜ’NDE AÇIK GÖRÜŞ OLDUĞU İÇİN İPLE ÇEKERDİK

Tahir Canan’ın üçüncü oğlu. 32 yaşında. Babası cezaevine girdiğinde Gökhan Canan 6 aylıkmış...

Gökhan Canan: Babasızlık duygusunu çok yaşadığımı söyleyemem. O kadar çok ziyaretine giderdik ki babamın. Babalar Günü bizim için ayrıcalıklı gündü. Çünkü açık görüş yapardık. Bu yüzden “Babalar Günü”nü iple çekerdik. Emsallerimiz  babalarına hediye almak için, biz cezaevine babamızla görüşmek için sabahın erken saatinde yola düşerdik. Açık görüşlerde babamızı görüp, sarılınca dünya bizim olurdu. Diğer yandan tabii işyerinde, okulda, sosyal yaşamda bir sürü sıkıntılar çektik. Evde baba olmadığı zaman ekonomik sıkıntı da çok oluyor. Bizler okurken de hep çalıştık. Hafta sonları, tatillerde bile çalışırdık eve katkımız olsun diye. Hâlâ tatillerde çalışıyoruz. Bir de tabi çevrenizde yaşadığınız sıkıntılar oluyor. Küçükken babamla ilgili sorulara cevap veremezdik mesela. Sonra  hayatı tanıdıkça, öğrendikçe ve babamızın neden cezaevine girdiğini, derdini, hedefini öğrendikçe toplumsal hayatta kendimizi ifade etmeye başladık. Evlendik, çocuklarımız oldu. Şimdi onlar da dedelerini soruyorlar, biz de anlayabilecekleri cümlelerle anlatıyoruz.

Babası içeri düştüğünde 2 yaşındaymış İlhan Canan. İlhan bu süreçte babası için dışarda hep mücadele etmiş. Babası için “Tahir Canan’a Kapılar Açılsın” kampanyası başlatmış. Milletvekilleriyle, televizyon ve gazetelerle iletişime geçen İlhan, “12 Eylül Darbesinin Yarattığı Travmayı Ortadan Kaldırın Tahir Canan’a Özgürlük” adı altında imza kampanyası başlatmış.

BABAM İÇERDE OLSA DA YOLDAŞLARI MÜCADELEYE DEVAM EDİYOR

İlhan Canan: Çocukken kavga ettiğinizde hemen babanızı çağırırsınız ya. Ne zaman bir dayanak arıyorsunuz o zaman boşluğu oluyor işte. Ama etki tepkiyi doğuruyor. Sorunların  çözümünde kardeşler arasında büyük sorumluluk gelişiyor. Baba toplumsal yapıda evin reisidir. Bizde baba figürü, 32 yıldır cezaevinde... Ben  babamı umut olarak, özgürlük olarak görüyorum. Hukuk bizlerde sıkıntı ve hayal kırıklığı yaratsa da umudumuzu yok edemedi. İmza kampanyaları başlattık. İlk olarak İstanbul 3. bölge Bağımsız milletvekili  Levent Tüzel, parlamento da babamla ilgili “Tahir Canan’a Kapılar Açılsın” basın toplantısı düzenledi. Bu ailemize moral, motivasyon ve umut verdi. Buna bağlı olarak CHP Malatya Milletvekili Veli Ağababa, BDP milletvekili Hasip Kaplan soru önergeleri verdi. Yerellerde başlatmış olduğumuz girişimler  Bakanlara taşındı. Avukatların uğraş ve girişimleri devam ediyor. Önümüzde yargı paketi var. AKP ve MHP kolkola girmiş eski ülkücüleri dışarı çıkarma hazırlığındalar. Babamın da bundan yararlanması için hukuk yollarını deniyoruz. Darbeler, onlarla gelen hukuk, işkenceler, baskılar, gözaltılar, cezaevleri...bunları birleştirdiğin zaman Tahir Canan belleklerde oturuyor. Babam dört duvar arasında hapsolmuş değil, belki bedenini hapsedebilirler ama fikirlerini hapsedemezler. Babam bu ülkede  ve dünyada yaşanan gelişmeleri takip ediyor. Bizlerle iletişim içinde, gözlemlerini paylaşıyor, kitap tavsiye ediyor. Babam içerde olsa da onun özlemi, aynı zamanda başka bir dünya özlemidir. Yoldaşları özgür bir dünya için dışarda mücadeleye devam ediyor. Babalar Gününde yanımızda fiziken olmasa bile, fikirleri, özlemleri ve idealleri bizlerle.

TORUNLAR DEDELERİNİN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ İSTİYOR

Tahir Canan’ın torunları da Babalar Günü’nde dedelerine hasret. Torunlardan Umut Canan, “Dedemin özgür olmasını istiyorum” diyor. Eftelya Canan da, dedesine özgürlük istiyor ve onunla daha çok zaman paylaşabilmeyi umut ediyor. (Gebze/EVRENSEL)

www.evrensel.net