Halkın umutlarını kırarsak halk affetmez

Halkın umutlarını kırarsak halk affetmez

Kürt sorununda yaşanan gelişmeler gündemde üst sıralardaki yerini koruyor. CHP’nin girişimi, Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana’nın Kürt sorununun çözümüne ilişkin Başbakan Erdoğan’dan umutlu olduğuna dair sözleri, Kürtçenin seçmeli ders olması tartışılmaya devam ediyor. Öte yandan

Cumhur Daş

BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile birlikte dört günlük Hakkari gezisine katılan BDP Hakkari Milletvekili Adil Kurt gelişmeleri gazetemize değerlendirdi. Hakkari’de köy köy dolaşarak halkla konuştuklarını söyleyen Kurt, “Gördük ki hükümet her yerde savaş politikalarını devreye koymuş durumda. Hakkari’ye gideceğimiz günün öncesinde parti teşkilatımıza, belediyeye operasyon düzenlendi. Çözüm isteyen bir hükümet genel başkan çıkartmış bir kente ziyaret öncesi operasyon düzenler mi?” diye konuştu. CHP girişimine temkinli yaklaştığını belirten Kurt, “Bu süreç yeni bir tasfiye politikasına dönüştürülebilir. BDP ile MHP’yi aynı kefeye koyan anlayış bir çözüm üretemez. Yaşanan süreçte CHP’nin girişimi umut kıpırtısı olmuştur. Ancak CHP sözünün arkasında durmazsa, AKP politikalarına alet olursa yeniden çözümsüzlük politikası derinleşir. CHP. ‘demokratik hak ve özgürlüklerin anayasal güvenceye alınmasından yanayız’ demelidir. Projesizlik hali devam etmemelidir” dedi.

ÖLÜMLER DURDURULMALI

2008 Yüksek Askeri Şurasında kesintisiz operasyonun yapılacağının söylendiğini hatırlatan Kurt, “Son 3 yılda 8 bin insan tutuklandı. Bu yöntemle yaşanan soruna çözüm bulunmaz. İyi niyetli olan herkes öncelikle buna dur demeli. AKP’nin Bölge milletvekillerine ‘Bir araya gelin buna dur deyin’ dedik. Erdoğan’a yönelik eleştirilerinizi paylaşın dedik. Ancak bizim yanımızda söylediklerini kamuoyuyla paylaşmıyorlar. Hakkari gezisi sırasında Aktütün ve Ortaklar karakollarının olduğu bölgeyi de dolaştık. Oralarda Ege’den Trakya’dan askere gelen gençler var. Ölüm korkusu yaşıyorlar. Gözlerinde tedirginlik var. Biz o gençleri çok iyi anlıyoruz. Ne hissettiklerini biliyoruz. Bizim öncelikli görevimiz yaşanan ölümleri durdurmaktır. Ancak mevcut politikalarla bu ölümlerin önüne geçemeyiz” şeklinde konuştu.

HALKLARIN İTTİFAKIYLA ÇÖZÜLÜR

Halkın çözüm beklentisin olduğunu kaydeden Kurt, “Herkes bu kanın durmasını istiyor. Ama tabi ki ödenen bedellerin karşılığını görmek istiyor. Ankara’da birleri çıkıp çözüm için adım atsa sanki BDP karşısında duruyormuş gibi bir hava yaratılıyor. Biz BDP olarak bu sorunu kim demokratik barışçı yöntemle çözmek isterse destek veririz. Kim temel hak ve özgürlükleri ifade ederse destek veririz. Çözmek isteyenin rakibi değil, partneriyiz. Bu nedenle biz HDK’nin oluşmasına önem verdik. 15-16 Haziran’ın yıl dönümünde ifade ediyorum; bu sorunu halkların ittifakıyla çözebiliriz. Halklar bir araya gelerek bu kötü gidişata dur diyebilir” dedi.

‘HÜKÜMETTE  IŞIK YOK’

Kurt, “Erdoğan’ı istediğiniz kadar zorlayın savaş politikalarında ısrar ediyor. Çözümden anladığı tasfiye politikasıdır. Kürt kardeşlerim demiyor, Kürt kökenli kardeşlerim diyor. Bu söylemin bir derinliği var. Kolektif kimliği tanıma noktasından uzak. Dileriz bu politikadan geri adım atar. Asıl olan kimsenin ölmemesidir. Bunun için çaba sarf edilmelidir. Ancak bu ışığı ne hükümette ne muhalefette görmüyoruz” dedi. Kürt halkının tarihinden dersler çıkardığını ifade eden Kurt, “Kürt halkı tarihte uluslaşma mücadelesinde, çatışma sırasında kaybetmedi. Her zaman müzakerelerde kaybetmişlerdir. Müzakere sürecinin kayba dönüşmemesi için temkinli olmalıyız. Siyasiler olarak bu süreçte kayba dönüşecek açıklamalar yapmamalıyız. Yoksa Seyit Rıza’nın, Şeyh Sait’in durumuna düşebiliriz. Bu fırsatı 100 yıl daha erteleyemeyiz. Son iki yılı müzakere süreci olarak tanımlıyorum. Bu sürecin inişleri çıkışları vardır. Ufak bir hatada ağır bedel öderiz. Halkın umutlarını kırarsak bu halk bizi affetmez” dedi. (Diyarbakır/EVRENSEL)

www.evrensel.net