27 Şubat 2017 06:44

Musul operasyonu ve Cubeyr’in Irak ziyareti

Irak'tan Ürdün'e, Cezayir'den Suriye'deki savaşa Arap basınında neler yer aldığını, Arap coğrafyasında neler yaşandığını Ali Karataş derledi.

Paylaş

Ortadoğu’da geçtiğimiz günlerin en önemli gelişmesi, şüphesiz ki Batı Musul’un IŞİD’den alınması için operasyona başlanmasıydı. Rai al Youm gazetesi operasyon için Irak’ın tarihindeki en zor savaş olabileceğine dikkat çekti. Makalede bu zorluğun sebebi Batı Musul’un nüfusunun yüksek olması, sokaklarının dar olması ve IŞİD’in yeraltı tünellerinin etkili olmasına bağlanıyor. Aynı zamanda Musul savaşının kazanılmasının IŞİD’in yeraltına çekilmesiyle yeni bir savaşın başlangıcı olabileceğine de dikkat çekildi.

IRAK ZİYARETİNİN BEŞ NEDENİ

Musul savaşının başlamasıyla eş zamanlı olarak Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil Cubeyr, ani bir şekilde Bağdat’ı ziyaret etti. Resmen ilan edilmeyen bu ziyaret, 2003’ten bu yana Suudi Arabistan’dan Irak’a yapılan “en yüksek düzeyde” ziyaret oldu. Rai al Youm gazetesi bu ziyareti, bölgedeki gelişmelere bağlı olarak beş nedene dayandırdı, “Sonuç olarak Cubeyr’in Bağdat’a ilan edilmeyen ziyareti; Suudi Arabistan siyasetinde geri dönüşün,  bölgesel izolasyonu kırma girişiminin ve mezhepsel çatışma üzerine kurulu siyasetin başarısızlığının sonucudur” denildi. Tabi bu ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Körfez ziyaretinden ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Kuveyt ve Umman ziyaretinden bağımsız düşünmemek gerekiyor. Ortadoğu’da bölgesel güç olarak adledilen ülkelerin karşılıklı hamleleri devam ediyor.

ÜRDÜN’DE HALK ÖFKELİ

Ortadoğu’nun Akdeniz kıyısındaki küçük ülkesi Ürdün’de halk, temel tüketim ürünlerine yapılan zamlardan dolayı geçen hafta sokaktaydı. Al Kuds al Arabi gazetesi gösterilerin Karak kentinde başladığını ve hızla diğer şehirlere yayıldığını yazdı. Makalede IMF politikaları sonucu Ürdün’ün devletin borcunun 37 milyar doları aştığı ifade edilirken mevcut hükümet de dahil hiçbir hükümetin bu sorunu kolaylıkla çözemeyeceği belirtildi.

CEZAYİR VE TEKERLEKLİ SANDALYE

Geçen hafta Alman Başbakanı Angela Markel, uçağının kalkmasına bir saat kala ani bir şekilde Cezayir ziyaretini iptal etti. Ziyaretin iptal etmesinden sonra Cezayir Cumhurbaşkanlığı kabine direktörü “Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika dördüncü cumhurbaşkanlığı süresini 2019 yılına kadar devam ettirecek. Tamamlamasını engelleyen bir şey yok” açıklaması yaptı. Ziyaretin aniden iptal edilmesi de gözleri, dört dönemdir cumhurbaşkanlığı koltuğuna aynı kişinin oturduğu Cezayir’e çevirdi. Buteflika, diğer birçok Cezayirli ile birlikte özellikle 1990’lardaki iç savaşı sona erdirmedeki rolü nedeniyle popülaritesini koruyor. Ancak tekerlekli sandalyeye mahkum, konuşma zorluğu çeken ve birçok sağlık sorununa sahip birinin hâlâ cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturması al Kuds al Arabi gazetesinde de eleştiri konusu oldu.

YENİ BİR SAFEVİ-TÜRK ÇATIŞMASI MI?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun İran’ı, bazı eylemleri nedeniyle bölgedeki istikrarın altını oymakla “Suriye ve Irak’ı Şii yapmakla” suçlaması al Rai gazetesi yazarı Salih el Kallab tarafından “yeni bir Safevi-Türk çatışmasına” benzetildi. Lübnan’da yayınlanan an Nahar’da yazan Semih Saab ise el Bab’ın ele geçirilmesiyle ilgili, “El Bab kentini kontrol etmekle Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rakka’ya bir adım daha yaklaştı. Ama aynı zamanda Rus-İran ekseninden uzaklaştı” değerlendirmesinde bulundu. Saab, Amerikan Başkanı Donald Trump’ın Suriye’de “güvenli bölge”yi işaret etmesinden bu yana Türkiye’nin Moskova ve Tahran’dan farklılıklarının ortaya çıkmaya başladığına dikkat çekti.


MUSUL; IRAK’IN EN ZOR SAVAŞI

Rai al Youm
Başyazı

Irak ordusu IŞİD’in son kalesi Batı Musul’da, Kürt Peşmergeler, Haşdi Şabi Birlikleri, İngiliz ve Amerikan özel kuvvetlerinin desteğiyle savaşa girdi. Bu savaş belki de “İkinci Dünya Savaşındaki son Berlin savaşını” hatırlatan Irak tarihinde en sert aşama olabilir.

Amerikan uçakları, “kenti savunanların sert direncinin” eşliğinde kara kuvvetlerinin girişine hazırlık için bu bölgelere yoğun bombardıman başlattı. Bütün bunlar basından uzak gerçekleşiyor. Halep’te ve Suriye’nin diğer kentlerinde gerçekleşenlerin aksine, olanlara yönelik herhangi bir sempati, sahibini teröre destekle itham etmeye yol açabilir.

BATI MUSUL SAVAŞI DAHA ZOR

“Batı Musul”, Irak güçlerinin daha az zorlukla geri aldığı “Doğu Musul’dan” çok farklı. Çünkü daha yoğun bir nüfusa sahip (650 bin) ve sokakları dar. IŞİD, savaş için yeraltı tünelleri hazırlamış. Hücum eden kuvvetlerin saflarında kaçışların olmasında büyük rol oynayan keskin nişancılar yerleştirmiş durumda.

Batı Musul stratejik olarak çok önemli. Çünkü Irak’ın Suriye’nin doğusunda bulunan Rakka’ya açılan ana kapısı. Rakka, IŞİD’in başkenti ve askeri ve siyasi liderleri burada konumlanmış durumda. IŞİD’in lideri ve halifesi Ebubekir el Bağdadi’nin ve çoğunluğu Irak ordusunun eski generalleri olan subayların burada olduğuna inanılıyor.

IŞİD YENİLECEK

Musul’da kendisine karşı birleşmiş kalabalıklara bakıldığında IŞİD sonunda Irak’ta savaşı kaybedecek. Lakin dünyada siyaset ve terör sahnesinden kolayca kaybolmayacak. İntikam için büyük bir nefret ve arzu ile yeraltına çekilecek ve gizli faaliyete başvuracak. Sadece Irak’ta değil batının muhtelif yerlerinde de. Asıl tehlike burada yatıyor.

YENİ BİR TERÖR DALGASININ BAŞLANGICI

Musul savaşının sonu belki de başka bir terör savaşının ve gizli faaliyetin başlangıcı olabilir. Bu tehlikeli örgüt son aylarda Arap ve İslam dünyasının yumuşak karınlarında; Sina Çölünde, Güney Libya’da, Afrika sahilinde, Güney Yemen’de, Afganistan’da ve diğer yerlerde  şubeler açmaya başladı. Katılımları ve halkın desteğini engelleyecek, ulusal uzlaşmayı sağlayacak ve batının askeri müdahalelerinin yol açtığı mezalime son verecek yeni stratejiye ihtiyaç var.


CUBEYR’İN IRAK ZİYARETİNİN BEŞ NEDENİ

Rai al Youm
Başyazı

Irak’ın kapıları İran’a ulaşmak için daha kısa mesafede ve daha geniş. Bu durum Suudi Arabistan’ın Dışişleri Bakanı Adil Cubeyr’in bugün (cumartesi) yaptığı ve resmen ilan edilmeyen ziyaretini açıklamaktadır. Ziyaretinde mevkidaşı İbrahim Caferi, Başbakan Haydar İbadi ve Cumhurbaşkanı Fuad Masum hazır bulundu. Bütün görüşmelerinde, ülkesinin “iki ülke arasında yeni bir sayfa açma, bölgeyi tehdit eden teröre karşı durma ve Suudi Arabistan’ın Musul ve diğer bölgelerde IŞİD’ten kurtarılan bölgelerin imarında destek verme” isteğini vurguladı.

Burada Suudi Arabistan’ın Irak’a karşı tutumunda dikkat çeken dönüşümün birçok nedeni var: Birincisi, Irak’ta iktidarın teröre karşı mücadeleye “geri dönmesi” ve IŞİD bağlı birçok kenti geri alması; Musul kentini geri almada büyük bir başarı göstermesi.

İkincisi, Irak uçaklarının ABD, İran ve Suriye’nin desteğiyle operasyonları genişletmesi. Suriye sınırları içerisinde bulunan sınır kenti Bukemal’de IŞİD merkezlerinin bombalanması. Burada Irak hükümetinin uluslararası ve bölgesel güçlerin anlaşması ile Suriye’de bir rol üstelenmesi. Belki de Irak ordusunun, Musul’dan sonra Rakka’nın kurtarılması operasyonunda da yer alacak olması.

Üçüncüsü, IŞİD’e bağlı güçlerin Irak-Ürdün sınırında bulunan Trebil’in merkezine hücum düzenlemesi ve birçok askerin bu hücumda ölmesi. Bu nokta Suudi Arabistan’a yakın bir bölge. Burada IŞİD’in Kuzey Arabistan’a bitişik el Anbar’da faaliyet yürüttüğüne yönelik raporların ortaya çıktı.

Dördüncüsü, Arabistan yönetiminin bölge ülkeleri ile siyaseti, yüksek derecede riskli mezhep temelli bir siyasettir. Suriye ile ilişkileri kötüdür, Yemen ile savaş yürütmektedir, İran ile ilişkileri gergindir ve Irak ile ilişkileri kesilmiş gibidir.

Beşincisi, Suudi Arabistan, Irak ve İran görünür gelecekte özellikle Suriye’de bölgesel bir rol oynayacaktır. Arabistan, Yemen çukurundan ancak İran’la müzakere ile çıkabileceğinin farkındadır. Irak, bu konuda ideal bir arabulucu olabilir.

Sonuç olarak Cubeyr’in Bağdat’a ilan edilmeyen ziyareti, Suudi Arabistan siyasetinde geri dönüşün, bölgesel izolasyonu kırma girişiminin ve mezhepsel çatışma üzerine kurulu siyasetin başarısızlığının sonucudur. Cubeyr, 2003’ten bu yana Bağdat’ı ziyaret eden en yüksek yetkilidir.


HALKIN ÜRDÜN HÜKÜMETİNE ÖFKESİ NEREYE DOĞRU?

Al Kuds al Arabi

Hani el-Mulki Hükümeti zor ve sıkıntılı bir süreçte görevi üstlendi. Uluslararası Para Fonunun (IMF) bilinen geleneksel yönlendirmeleriyle birlikte, üstelik vergi ve fiyatları da yükselterek dişlerini zengin, fakir tüm vatandaşların etine geçirince öfke iyice yansımaya başladı.

Belki de gösterilerin, başkentin güneyinden 100 km uzaklıkta olan Karak’ta başlaması ek bir siyasi anlam taşıyabilir. Bu şehir, Aralık 2016’da gerçekleşen ani terör saldırısından henüz  uyanmamıştı. Saldırıda aralarında iki Kanadalı turistin de bulunduğu onlarca vatandaş ve dört saldırgan katledilmişti. Gizli siyasi anlamlar taşımış olmalıydı ki özellikle saldırının ardından geniş dalgalı tutuklamalar söz konusu oldu.

Ancak protestolar, Tafileh, Madaba ve el Salt’ın da aralarında olduğu birçok ile yayıldı. Hükümeti, ekonomik sorunları çözmede yetersizlikle suçlayarak düşmesini talep ettiler.

Hükümet sert kemer sıkma politikasını “Ulusal ekonomide tasarruf ve bütçe açığının azaltılması için” uyguladığını açıkladı. Çok sayıda ürünün vergisi yükseltildi. Benzin, pasaport bedeli, sigara, alkolsüz içecekler ve internet hizmetinin pahalılığı Ürdün halkını çileden çıkarttı. Bu arada parlamentodaki milletvekilleri hükümete yönelik gensoru yetkisini kullandı. Ayrıca muhalefet akımları gerekirse parlamento içinde gerekirse  dışında protestolarda bulunma eğiliminde.

Son gelişmeler Ürdün hükümetinin durumunu daha da sıkıntılı bir hale soktu. Devletin borcu 37 milyar doları aştı. Bu oran Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH)  yüzde 95.6 ile denktir. Prim borçları 2.5 milyar dolara dayandı. Elektrik ve su borçları bir milyar doları buldu. Dolayısıyla  hükümette, el Mulki’nin veya başka bir ekip de olsa, mucizevi çözüm bulunması mümkün değil.


CEZAYİR; İSTİKRARA ÖVGÜ VE CUMHURBAŞKANI

Al Kuds al Arabi
Başyazı

Almanya Başbakanı Angela Merkel, uçağının kalmasına bir saat kala ani bir şekilde Cezayir’e ziyaretini iptal etti. Ziyaretin iptal etmesinden sonra Cezayir Cumhurbaşkanlığı kabine direktörü “Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika dördüncü cumhurbaşkanlığı süresini 2019 yılına kadar devam ettirecek. Tamamlamasını engelleyen bir durum yok” dedi. Böylece, bu açıklamadan cumhurbaşkanının sağlık durumunun iyi olduğu ve Paris’teki Grenoble hastanesine yeni bir ziyarette bulunmayacağı öğrenilmiş oldu!

2013 yılında “inme” nedeniyle Buteflika’nın konuşma ve yürüme yeteneği azaltmış ve tekerlekli sandalyeye dönmüştü.

1999’dan beri Buteflika’nın seçilmesi nedeniyle cumhurbaşkanlığı gemisinin rüzgarı belirgin bir şekilde istikrar yönünde. Libya’daki ciddi siyasi ve askeri ihtilaflar, Tunus’un karşı karşıya kaldığı büyük zorluklara ve POLİSARİO’yu desteklemekten kaynaklı Fas ile devam eden krize rağmen “Murad Sarayı” ve hükümeti bölgedeki düğümlenmiş dengeleri sürdürdü.

Buteflika, seçim oyununu korumayı başardı. İktidarın dizginlerini elinde tuttu. Askeriyeyle karmaşık ilişkilerini korudu. 1992’de başlayan ve kendisinin seçildiği 1999’da azalmaya başlayan karanlık on yıl boyunca, terörün yarattığı tahribattan sorumlu olan güvenlik aygıtını zayıflattı.

Bütün bu olumlu gelişmeleri göz ardı etmemek gerekiyor. Ancak bu cumhurbaşkanı ile  devam etmek Cezayir’i tekerlekli sandalyeye mahkum etmek demektir.  Ülkenin devam eden temel krizleri ancak demokratik bir sistemle çözülebilir.


CENEVRE 4; BATI CEPHESİNDE YENİ BİR ŞEY YOK!

Geçen hafta perşembe günü Suriye iktidarı ve muhalefetinin katılımıyla Cenevre görüşmelerinin dördüncü turu başladı. Rejim adına BM Daimi Temsilcisi Beşar Caferi başkanlığındaki heyet yer alıken, muhalifleri heyet başkanı Nasır Hariri, Müzakere Yüksek Komitesi Başkan Yardımcısı Yahya Kadamani ve Başmüzakereci Muhammed Sabra, temsil etti. Görüşmelere kendi Kürt bölgesinde belirgin bir güç olan PYD çağrılmadı. Terör listesinde yer alan ama zeminde gücü olan IŞİD ve el Kaide türevi örgütler zaten sürecin başından beri dışındalar. Cenevre 4 görüşmeleri devam ederken Humus’ta güvenlik noktalarına gerçekleştirilen saldırıda 42 kişi öldü.

Öte yandan görüşmelerle ilgili en dikkat çekici nokta Cenevre 4’ten beklentiler ve olası sonuçları ile ilgili hemen hemen hiçbir makale ve değerlendirmenin Arap basınında yer almaması. Görüşmelerle ilgili bu sessizlik özetle “Garp (batı) cephesinde yeni bir şey yok!” değişini hatırlattı. Halep’in geri alınması dengeyi belirgin bir şekilde Suriye rejiminin lehine çevirdi. Ama siyasi çözümün için herhalde savaş sahasında daha net sonuçların çıkması gerekecek.

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

‘Süper’ Amatörler

SONRAKİ HABER

‘Sadece başkan olacak kişiye hitap ediyor’

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...