Tabanda birlik olmadan TİS’te pazarlık olmaz

Tabanda birlik olmadan TİS’te pazarlık olmaz

Türk Telekom ve Posta Dağıtımda, Toplu İş Sözleşmesi (TİS) hazırlıkları erken başladı. 2013’de yapılacak görüşmelere erken başlayan Haber-İş İstanbul 1 No’lu Şube, işyerlerinde anketler yaparak işçilerin taleplerini belirliyor. Şu ana kadar bini aşkın işçiden anketler yoluyla görüş alan şube bir ilke de imza atı

Ercüment Akdeniz

Şube yöneticileri ve farklı işyerlerinden işyeri temsilcileri ile yaptığımız röportajlar, işçilerin TİS sürecinden ne beklediklerini gösteriyor. Bununla birlikte hava iş kolundaki grev yasağından, kamu emekçilerine dayatılan düşük ücret dayatmasına, hükümetin Çin’le rekabeti öne çıkararan açıklamalarından, kıdem tazminatlarına ve taşeron çalıştırmaya kadar gündeme gelen birçok meselenin, TİS süreci ile doğrudan ilişkili olduğu görülüyor.  

‘İŞÇİ BU SÜRECİN İÇİNDE OLMALI’

Haber-İş İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Ahmet Karatay, PTT ve Telekom’da TİS görüşmelerinin 2013 yılında başladığını hatırlatarak, “Bizim şubemizde, işyerlerinden anketler yoluyla işçilerin taleplerini belirlemek artık bir gelenektir. Ayrıca işyerlerinde toplantılar yapar, işçi arkadaşların düşüncesini alırız. Bu sefer bir ilke daha imza atıyoruz. Anketleri toplamakla yetinmiyor, bunu şubede bir taslak haline getiriyoruz. Oluşturduğumuz TİS taslağını Genel Merkeze sunacağız” dedi.

TİS sürecinde işi sadece Genel Merkezlerin görüşmesine bırakmanın doğru olmadığını, önemli olanın işyerlerinde tartışılması ve işçinin bu sürecin arkasında durması olduğunu vurgulayan Karatay, “Kazanım da kayıp da tabandaki işçiyle birlikte olmalıdır. Nasıl ki ülkenin bir Anayasası var ise işçilerin de Anayasası TİS’tir” dedi.

AKP Hükümeti’nin kamu emekçilerine yüzde 3.5 zam dayattığını, hava işkolunda grevin yasaklandığını hatırlatan Şube Başkanı Ahmet Karatay, bütün bu gelişmelerin Haber-İş’in TİS sürecini de yakından ilgilendirdiğine değindi.

Grev yasaklarının tüm sendikalara ve işçilere yönelik bir baskı anlamına geldiğine dikkat çeken Karatay şunları dile getirdi: “Çünkü bizlere de ‘Bakın akıllı olmazsanız TİS sürecinde sizin de başınıza aynı şey gelir’ mesajı verilmek isteniyor. Biz hava işçilerini, temsilci arkadaşlarımızla ziyaret ettik. Bu noktada topyekun çok daha büyük dayanışma eylemlerine ihtiyaç var. Türk-İş’in kongre kararı var; ‘Eğer kıdem tazminatlarına dokunulursa bunu genel grev nedeni sayarız’ diye. Havada grev yasağı sürdükçe kıdem tazminatına ilişkin kararlar da askıda kalmış demektir. Biz Türk-İş’in bu tutumunu doğru bulmuyoruz. Bu sorun sadece Türk-İş’in değil bütün sendikaların sorunudur ve bugün genel grev zamanıdır.

Yüzdelik zamlar bir yerde çözüm olmuyor. Çünkü hükümetler vergi oranlarıyla verdiklerini fazlasıyla geri alıyorlar. Bu nedenle seyyanen zam istiyoruz ve yaşam standartları baz alınsın diyoruz. Bizim işkolunda 1998 -2008 işçi kuşağı arasında büyük uçurum var ve bu nedenle seyyanen artış istiyoruz. İstanbul işçisinin standardı bellidir ve bu sözleşme döneminde kendimizi ezdirmek istemiyoruz.” (İstanbul/EVRENSEL)


HAVA-İŞ GREVİ BİZİM DE GREVİMİZ

Elif İçağasıoğlu (Haber-İş Şube Sekreteri):
Başbakan “az çalışana az çok çalışana çok vereceğiz” diyor. Bu performansa dayalı çalışmadır. Amaç toplusözleşme yerine bireysel sözleşmeleri dayatmaktır. Bu durum işçiler arasında rekabeti körükleyecek ve sömürüyü arttıracaktır. TİS sürecinde işçilere ya sıfır zam ya da performans uygulaması dayatılmaktadır.
Elbette bunların karşısındayız. TİS sürecinde işçi arkadaşlar genellikle ücret sorununa odaklanmaktadır. İş güvenliği de bir diğer önemli talep. Fakat biz sendika olarak sosyal haklara da önem veriyoruz. Ve imzalanan TİS’lerin deldirilmemesi için her zaman uyanık olmamız gerekiyor.
Hava işkolundaki grev yasağı stratejik öneme sahip diğer işyerlerine de uygulanacak. Bizim işkolumuz da böyle bir özelliğe sahip. Bu nedenle hava iş grevini kendi grevimiz olarak görüyoruz.

Çetin Aslan (Beşiktaş Posta Dağıtım İşyeri Temsilcisi): Hükümetin “ustalık” dönemi işçilere saldırılarla geçiyor. İşte sendikalar yasası ortada, TİS’ler ortada.
Taşeron uygulaması almış başını gitmiş. Bu nedenle kıdem tazminatlarının fona devrine güvenmiyoruz. İşte KEY’lerin başına gelenleri herkes gördü. Başbakan “yüzde 10 kıdem alanların karşısında yüzde 90 var” diyor. Biz diyoruz ki; o zaman herkes kıdem tazminatı alsın ama aynı şekilde alsın. Herkes sigortalı olsun. O zaman herkes kayıt altına alınsın, kayıt dışı yasaklansın.
Postada taşeron işçiler var, bunlar da sendikamızın bütün haklarından yararlanmalıdır. Bu arkadaşlarla 10-15 yıldır birlikte çalışıyoruz, onlar da bizimle aynı haklardan yararlanmalıdır. Grevler yasaklanırsa sendikacılık diye bir şey kalmaz.

TİS’TE TÜM SENDİKALAR ORTAKLAŞMALI

Şahin Kültür (Şube Mali Sekreteri): Güçbirliği olmadan TİS’te pazarlık şansı da olmaz. Biz 2007’de greve gittik. 2007 işçi profili ile bugünkü işçi profili aynı değil. Çünkü eski işçilerimiz 89-90 bahar eylemlerinde yetişmiş işçilerdi ve bunların çoğu emekli oldu. Şimdi tamamen genç işçiler var ve bu yüzden sendikal bilinci geliştirmeye çalışıyoruz. Ama tüm genç işçi arkadaşlara güveniyoruz. Kendimizi bir bakıma daha gençleşmiş ve güçlenmiş görüyoruz. Ocak ve Mart ayındaki TİS görüşmelerinde tüm sendikalar ortaklaşmalıdır. SGBP gibi oluşumlar önemlidir fakat yetersizdir. Bunun için daha geniş birliklere ihtiyaç var.
Fazlı Gökhan (Bayrampaşa İşyeri Baştemsilcisi): İşyerlerinde personel sayısı yetersiz. Ama iş yükü daha da arttı. Yeni işe giren arkadaşların maaşları düşük. 92 direnişinde olanlar bile düşük ücret alıyor. 2 yıllık meslek yüksek okulu mezunu arkadaşlar da çok düşük alıyor. Bu nedenle bu TİS döneminde bu mağduriyetler giderilmelidir.
Metin Gündüz (Bakırköy Telekom İşyeri Baştemsilcisi): Eskiden bir işi ekip yapardı. Şimdi hem şoförlük hem de işçilik yapıyoruz. İş de verimli olmuyor işçi sağlığı da. En önemli şey ise iş güvenliğidir. Bugün asgari ücretle çalışan tekniker arkadaşlar var. İşçinin sendikasından başka dayanacağı bir şey yoktur.

Şahin Demirer (Gayrettepe İşyeri Temsilcisi): Açlık sınırı 1967 lira iken yoksulluk sınırı 3000 liraya dayandı. Öncelikle insanca yaşayacak bir ücret istiyoruz. Genç işçiler olarak her yerde birlik olmalıyız. Şebekelerde taşeronlaşma arttı. Taşeron işçiler arttıkça verimlilik artmıyor tersine azalıyor. Burada amaç sendikayı bitirmektir. Taşeron örgütlenmesi ise çok zor bir iş. Bunun için sendikaların topyekun mücadele etmesi lazım yani aslında taşeron sistemin yasaklanması lazım.

İNSANCA YAŞAYACAK ÜCRET İSTİYORUZ

Barış Gönül (Başmüdürlük Bölge 1. Müd. İşyeri Baştemsilcisi):
Türk Telekom işçisi gençleşiyor. Gençlerde ise henüz sendika bilinci zayıf. Tabanda yürütülen TİS çalışması bu açıdan çok önemlidir.  Vergi yükü çalışanların boynunda ağır bir yüktür. Vergi yükünün hafiflemesi lazım. Doğalgaza, benzine yapılan zamlar da işin cabası.
Halil Düzgün (Avcılar Telekom Müd. İşyeri Baştemsilcisi): İşçilere ve memurlara yapılan baskılar son 10 yılda daha da arttı. Hani bütçede sorun yoktu. İşçiye, memura sıra gelince neden sorun oluyor? İşçilere “bunlar!” diye hitap eden bir hükümet var karşımızda. Oysaki biz işçiler çok ağır şartlarda bu topluma hizmet veriyoruz. Vergilerle soygun sürdükçe ve düşük zam dayatması oldukça bunlara karşı mücadelemiz devam edecek.
İbrahim Ballıkaya (Eminönü İşyeri Baştemsilcisi): Hükümet bir yandan Çin’le rekabet diyor öte yandan bölgesel asgari ücreti gündeme getiriyor. Yapılmak istenen yoğun sömürüdür. TİS’te muğlak maddeler kaldırılmalı ve daha köşeli yazılmalıdır. Bütün maddelere sahip çıkmalı ve arkasında durmalıyız. Hep asgari ücretlilerle bizim durumumuz kıyaslanıyor. Ters olan asgari ücretlinin aldığı ücrettir.

www.evrensel.net