'Ayrıntı’lı 30 yıl sergisi: Kitaplara sığındık

'Ayrıntı’lı 30 yıl sergisi: Kitaplara sığındık

Ayrıntı Yayınları, yayıncılıkta 30. yılı ve 1000. kitabı için 'Kitabın Yazgısı(Fata Libelli)' sergisini açtı.

Ayrıntı Yayınları otuz yıllık kitap yolculuğunu paylaşmak ve 1000. kitabını okurlarıyla buluşturmak için kapsamlı bir sergi düzenledi.

8 Mart’a kadar ziyaretçilerini bekleyen Kitabın Yazgısı (Fata Libelli) başlıklı sergi, “şenlikli toplum” umudunu kolektif emekle yaşatmanın değerine odaklanıyor. Kitapların başına gelenleri, Türkiye yayıncılık hayatı ve ülkenin geçirdiği tarihsel, toplumsal dönüşümler bağlamında ele alıyor. Ali Taptık, Sevim Sancaktar, Hakan Gürsoytrak, Rafet Arslan, Çağrı Saray, İz Öztat, Sevinç Altan ve CANAN’ın işleriyle bir deneyim alanı olarak tasarlanan sergi, hayata kitapla tutunmanın hikayesini anlatıyor.

‘KİTAPLARIMIZA GÜVENİYORUZ’

Serginin açılışında konuşan Ayrıntı Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Burhan Sönmez, “kitabın yazgısı, bizim yazgımızı etkiliyor” diyerek söze başladı. Akademiye, öğretmenlere, okuyanlara ve insanlara resmen düşman olmuş bir ülkede kitaba sığındıklarını aktaran Sönmez, “Bütün bu kötülüklere karşı mutlu olabiliyor, gülebiliyor, şakaya yapıp geleceğe dair planlar yapabiliyorsak, bu bizim üç şeye inancımızdan kaynaklanıyor” dedi ve sıraladı “kendimize inanıyoruz”, “yanımızdaki arkadaşıma güveniyoruz”, “kitaplarımıza inanıyoruz.”  Sönmez, okuduğumuz her kitabın bir parçası olduğumuzu belirterek herkese teşekkür etti.

‘ANILAR BİZİM VİCDANIMIZIN BEKÇİLERİ’

Yayınevinin 1000. kitabı olan “Zamanın İzinde”nin yazarlarından Ercan Kesal, gelen bu teklife bir süre cevap vermediğini, bunun sebebini ise 'Tilkiye sormuşlar, tavuk kümesine bekçi olur musun? Neden cevap vermiyorsun diye tekrar sorunca, 'Ağzım sulanıyor' diye cevap vermiş” fıkrasını anlatarak aktardı. 1000. kitabın hikayesini de anlatan Kesal, 3 bin 500 fotoğraf arasından 150'sinin seçildiğini, 1910 ve 2010 arasındaki yüz yıllık bir fotoğraf arşivi hazırlandığını ve 70 fotoğrafa yazılar yazdığını belirtti. Ulaş Bardakçı’nın  öldürüldükten sonra tepeden çekilmiş fotoğrafına “Benim ömrüm bitti, bu ülkenin faili meçhulleri bitmedi” derken bu kitapta anlatmak istediklerini yazdığını aktaran Kesal, “Bu kitabın başka bir kıymeti de şudur, anılar bizim vicdanımızın bekçileridir. Unutmak hastalığıyla malul bir ülkenin çocuklarıyız. Bu kitaplar, bu yazılar ve Ayrıntı bunları yeniden hatırlatmaya vesile olsun” dedi. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net