Fransa’da polise isyan, hükümetin paçalarını tutuşturdu

Fransa’da polise isyan, hükümetin paçalarını tutuşturdu

OHAL ile yetkileri artırılan polisin yoksul bir gence copla tecavüzü, Fransa’yı ayağa kaldırdı. Hükümet ise eylemlerin yayılmasından korkuyor.

Deniz UZTOPAL
Paris

Paris banliyölerinde 2 Şubat günü alışılmış bir gün yaşanıyor. Bir yanda çoğu işsiz, en düşük lise meslek diplomasıyla ya da diplomasız okulu terk etmiş, çoğu göçmen kökenli gençler, diğer yanda mahallenin güvenliğini sağlama iddiasıyla dolaşan, zaten geniş yetkilerinin yanına bir de OHAL yetkileri eklenenmiş, asayiş turu yapan polisler. 

Bir yanda kaçan ya da kaçmaya çalışan gençler, diğer yanda kovalayan, nasıl olsa ‘cezalandırılmayız’ diye her türlü keyfi uygulama, ırkçı davranma yetkisini kendisinde gören polis. Alışılmış ve artık buralarda yaşayanlar için ‘normalleşmiş’ bir tablo bu. Ayrıca polisler içerisinde aşırı sağcı fikirlerin geliştiği bilinmeyen bir durum değil. 

2 Şubat günü, “Aulnay-sous-Bois” adlı banliyö kentinin “Cité des 3000” mahallesinde 4 polis bir grup gencin kimliğini kontrol etmek istiyor. Gençler polislerin “her zamanki” aşağılama tavrından dolayı itiraz ediyor ve kaçmaya çalışıyor. O sırada kız kardeşinin bir arkadaşına spor ayakkabılarını götürmek için oradan geçen ve gençleri tanıyan Theo L. bu kargaşada tutuluyor. Diğer gençler kaçıyor ve polislerin hepsi Theo’nun üzerine geliyor, iki kolundan tutarak onu hırpalıyorlar. 

MAHALLENİN ORTASINDA TECAVÜZ!

Thoe boğuşuyor; itiraz ediyor, bağırarak bir şey yapmadığını söylüyor. Sesi duyan mahalleliler pencereden olayı izliyor, cep telefonuyla video çekilmeye başlanıyor. İtişme kakışmada, polisler 22 yaşındaki genci yere deviriyor ve bu arada eşofmanı aşağı düşüyor. Üstüne çıkarak sol diziyle basan polis, elindeki copla yerde yatan, iki kolu tamamen kenetlenmiş olan gence tecavüz ediyor. 
Daha sonra ayağa kaldırılan genç, yoğun acıdan şikayet ediyor ama polisler gencin ellerini arkadan kelepçeleyerek oturtmak istiyor. Acıdan oturamayan genci bu sefer de kafasından copluyor ve gözlerine gaz sıkıyorlar. Söylemedik küfür ve ırkçı hakaret bırakmıyorlar. Sonunda hastaneye kaldırılıyor ve adli tıp raporu hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde tecavüzü onaylıyor. Doktorlar Theo’ya 60 gün çalışamaz raporu veriyor. 

AYNI POLİSLERİN İLK VAKASI DEĞİL

Aynı mahallede yaşayan, Theo’nun arkadaşı olan, onun gibi 22 yaşındaki Mohammed K. de geçen 26 Ocak günü aynı polis tarafından tutulduğunu, ırkçı hakaretlerin yanı sıra göz altında işkence gördüğünü anlatınca, Paris’in kuzeydoğusunda bulunan Aulnay Sous Bois kentinde polislerin keyfi uygulamaları, buradaki yaşamı bilmeyenler açısından daha net görülür oldu. 

Evinden ekmek almak için çıkan Mohammed, yolda sivil giyinmiş bir adamının bir çocuğu kovaladığını ve koşarken ona çelme attığını görünce müdahale ediyor. 

Fakat sivil kişi polis olduğunu belirtiyor ve çocuğu kelepçeleyip götürüyor. Thoe’ya tecavüz eden bu polisi mahallede herkes tanıyor ve sakalının renginden dolayı gençler ona “kızıl sakal” lakabı bile takmış. 

BİNADA İŞKENCE VE IRKÇI HAKARETLER

Aynı polis aynı gün, bu sefer meslektaşlarıyla Mohamed’i görünce onu çağırıyor ve diğer polisle birlikte kollarından tutarak yakındaki binanın içine sokuyorlar. Mohammed burada, biraz önce alınan, 13-14 yaşındaki çocuğun üstünün soyulduğunu görüyor. 3 polis Mohammed’i dövüyor, copla kafasına kafasına vuruyorlar. Her türlü küfrün yanı sıra ırkçı, siyah ve Müslüman düşmanı hakaretlerde bulunuyorlar. Yere düşen 22 yaşındaki gencin kafasına dizle basıyorlar. Bağırmalardan rahatsız olan bina sakinleri dışarı çıkıyor ama polis olduğunu görünce korkarak tekrar kapıyı kapatıyorlar. Daha sonra döve döve polis kamyonuna götürüyorlar. İşkence bu sefer arabada ve sonra ise karakolda devam ediyor. 22 yaşındaki genci daha sonra ise “Polislere hakaret ve isyan etmeden” dolayı gözaltına aldıklarını ifade ediyorlar ve doktor muayenesi için hastaneye götürüyorlar. Gördüğü işkencelerden dolayı gözleri moraran ve şişen genci muayene eden doktor 5 günlük “çalışamaz raporu” veriyor. Yetmiyor, Mohamed’e işkence yaparken ‘Serçe parmağını inciten’ polis ona karşı davacı oluyor. Mohamed bu sefer de polis yaralamaktan suçlanıyor. 24 saat sonra serbest bırakılıyor ama aynı durumu yaşamış binlerce genç gibi o da polis hakkında davacı olmuyor. Yeni bulduğu işini kaybetmek istemiyor. “Polisler başvurumu zaten almazlar” diye emin konuşuyor.

İKİ DOSYA BİRLEŞTİRİLECEK

Ama bu kez durum farklı. Mohamed’in ailesinin avukat tutma olanakları yok, ama Theo’nun avukatı ve Fransa’nın en popüler avukatlarından olan Eric Dupond-Moretti iki dosyayı birleştireceğini ifade ediyor. 

Eğer Theo’nun davası olmasaydı, bardak bu son damlayla taşmasaydı, kim bilir Mohamed gibi binlerce genç daha kaç defa aynı olayları yaşayacaktı. 

Bu yeni olayın basında yankı bulmasından sonra müdahale eden İçişleri Bakanı Bruno le Roux, polislerin polisi olarak bilinen İGPN’ye başvurduğunu ve bu olayın tarafsız bir şekilde inceleneceğini ifade etti. 

Fakat sorun sadece bir polisin ırkçı yaklaşımı değil. Her gün Fransa’nın dört köşesinde yüzlerce Mohamed aynı muameleyi görüyor ve olaylar sessiz sedasız unutturuluyor. 

YENİ BİR 2005 İSYANI PATLAYABİLİR Mİ?

Yaklaşık iki haftadır Paris’in farklı yerlerinde her gece, gençler polislerle çatışıyorlar. Resmi makamların kendi verilerine göre Theo’ya polis tecavüzünün yarattığı tepki patlamasının ardından çıkan çatışmalarda 200’den fazla araba yandı, 160’e yakın çöp bidonu yakıldı, onlarca mağaza ve otobüs durağının camları parçalandı ve toplam 236 genç gözaltına alındı. 
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hızla yaklaştığı şu koşullarda giderek yaygınlaşan gençlerin isyanları 2005’te yaşananları hatırlatıyor ve devlet yetkililerini açıkça tedirgin. 2005’te de polisler 16-17 yaşındaki gençleri kontrol etmek istemiş, ama ellerinden kaçan gençlerden Zyed ve Bouna, saklanmak için elektrik trafosuna sığınmış ama burada elektrik çarpmasından dolayı hayatlarını kaybetmişlerdi. 

İKİ AY SÜREN EYLEMLER

Olaydan sonra yaklaşık iki ay süren bir isyan çıkmış ve Cezayir Savaşı’ndan bu yana ilk defa Fransa’da OHAL ilan edilmişti. Yeni bir isyanın çıkması ve ülkenin tüm banliyölerine sıçraması olasılığı büyük tedirginlik yaratıyor. 2005’teki olaylar gibi Theo olayı da Paris’in en sorunlu banliyölerinden sayılan, başta yoksulluk ve işsizlik olmak üzere tüm sorunların sürekli birikerek büyüdüğü ve neredeyse patlama aşamasına geldiği Seine-Saint Denis’de yaşandı. 

Yine iki olay da okulların tatilde olduğu zamanlara denk düştü, yani gençlerin kitlesel olarak bir arada olabilecekleri, kısa süre içerisinde kalabalık kitleleri toplayabilecekleri bir zamanda gerçekleşti. 

İki olayda da, polisin ihlalleri açıkça görülmesine rağmen, olayın kapatılmak istendiği, bu yönlü provokatif açıklamaların yaşandığı koşullarda oldu. Yine iki olayda da gençlere yönelik keyfi davranışların giderek arttığı ve polislerin “dokunulmazlığı” hissinin hem kendilerinde hem de gençlerde artarak yaşandığı koşullarda gerçekleşti. 

Fakat 2005’te iktidarda bulunan sağcı Cumhuriyetçiler Partisinin İçişleri Bakanı olan Nicolas Sarkozy’nin ateşe körükle gitmesinin tersine, bugünkü İçişleri Bakanı ve aynı Seine-Saint Denis bölgesinden milletvekili seçilen Bruno Le Roux, sakinleştirmeye yönelik açıklamalarda bulunuyor. 

BU ALEV HEPSİNİ YAKABİLİR

Tüm hükümet de aynı çaba içerisinde. Örneğin, kimse beklemezken Cumhurbaşkanı François Hollande, Theo’yu hastanede ziyaret etti. Soruşturmanın tarafsız işleyeceğini, tüm suç işleyenlerin cezalandırılacağını söyledi. Ardından Paris’in en yoksul banliyölerinden birini de ziyaret etti ve yoksulluğa karşı önlemlerin alınacağını savundu. 

Başbakan Bernard Cazeneuve de, ırkçı polis şiddetine karşı kampanyalar yürüten dernek temsilcisini Başbakanlık konutunda kabul etti, sorunlarını dinledi. İçişleri Bakanı Le Roux da polislerin yakalarına kamera takacaklarını ve kimlik kontrolleri esnasında gençlere “medeni” yaklaşacaklarını açıkladı. 

Görünen o ki hükümet olayı sakinleştirme peşinde zira tutuşacak alev, seçim sürecinde birçoğunun elini yakabilir. 

JANDARMA GÖZALTINDA BİR GENCİ ÖLDÜRDÜ

Gençlere yönelik şiddet konusunda polis yalnız değil. Geçtiğimiz 19 Temmuz’da, yine OHAL döneminde, 24 yaşındaki Adama Troore de , Paris’e 40-50 kilometre uzaklıktaki Beaumont-sur-Oise kentinde jandarmalar tarafından kimlik kontrolü bahanesiyle şiddet gördü. Jandarmanın sırtına basarak ellerini arkadan kelepçelediği genç nefes alamadığını söyleyip bayılmasına rağmen karakola götürüldü. Karakolda da baygınlığı sürerken çağırılan acil yardım ekibinin kelepçelerin çıkarılması talebini reddeden jandarma, kalp masajına da ‘numara yapıyor’ diyerek izin vermedi. Jandarma ikna olduğunda ise Adama çoktan yaşamını yitirmişti. Yapılan iki otopsi, gencin daha arabada öldüğünü ortaya çıkardı. 

Adama’nın ailesi davanın peşini bırakmadı ve jandarmaların savunmaları teker teker çürütüldü. Daha sonra ise savcının taraf tuttuğu, dosyayı bir an önce kapatmak için birçok delili dosyaya eklemediği ortaya çıktı. Daha bu tartışmalar toplum nezdinde sonuçlanmamışken yaşanan Theo’ya polis tecavüzü olayı, gençlerin tepkisinin patlamasına neden oldu.

 

www.evrensel.net
  1. Ahmet Yılmaz 5 ay önce Yanıtla  /  Beğendim 0  /  Beğenmedim 0

    Faşizm yalınız Avrupa ülkelerinde değil, kapitalist sistemin bunalıma girmesi nedeniyle bütün kapitalist ülkelerde yükselişe geçmiştir..

  2. Ahmet Yılmaz 5 ay önce Yanıtla  /  Beğendim 0  /  Beğenmedim 0

    Avrupa ülkelerinde faşizm adım adım yükselişe geçti.

Yorum yapın

Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.