Ankara Üniversitesi'nde işçiden hocalara vefa

Ankara Üniversitesi'nde işçiden hocalara vefa

Ankara Üni.'de ihraç edilen akademisyenler, öğrencileri ve meslektaşlarıyla bir araya geldi. Yemekhanede çalışan bir işçi de vefa borcunu ödedi.

Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde ihraç edilen akademisyenler, öğrencileri ve meslektaşlarıyla buluştu. Eski öğrencilerin de katıldığı buluşmaya gelen üniversite yemekhanesinden bir işçi de vefa borcunu ödedi. İşçi, yıllar önce işten atıldığında o hocaların desteği sayesinde yeniden işini kazandığını söyleyerek “Yanınızdayım” dedi.

Ankara Üniversitesi’nde ihraçlara karşı tepkiler sürüyor. Eğitim fakültesinden ihraç edilen akademisyenler, meslektaşları ve öğrencileriyle buluştu. Duygulu anların yaşandığı buluşmaya akademisyenler, lisans ve lisans üstü öğrencileri, eski öğrenciler katıldı.  Etkinlikte konuşan Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden ihraç edilen Prof. Dr. Nejla Kurul, haklarında sonuçlanmış hiçbir soruşturma ya da tamamlanmış bir dava olmadığını söyledi. Üniversitelerin kendini yeniden sorgulayacağını belirten Kurul, demokratik üniversite için çaba göstereceklerini ama üniversitenin tek başına demokratik olamayacağını dile getirdi. Toplumsal mücadele olmadıkça, toplum demokratikleşmedikçe üniversitelerin de demokratikleşmeyeceğini vurgulayan Kurul, bu bakımdan Türkiye’de muhalefetin rolünün çok önemli olduğunu ifade etti. Üniversite tarihinin aydınlık sayfaları arasında “Dur yapma bu suçtur” diye uyaran, eleştirel sesi yükselten bir topluluğun içinde yer aldıklarını belirten Kurul, “Bu topluluğun etkisi büyüyor. Mücadelemizi sürdüreceğiz. Ben umudumu hiçbir zaman yitirmedim. Er ya da geç döneceğiz” dedi.

Akademisyenlere vefa borcunu ödeyenler arasında bir de taşeron işçi vardı. İhraç edilen akademisyenlerin yanına gelerek kısa bir konuşma yapan işçi, yemekhanede taşeron olarak çalıştığını söyledi. İşçi, “2008 yılında taşeronda işten çıkarmalar oldu, beni de işten attılar. Burada ziyaretime gelen, destek veren ilk hoca Nejla hocaydı. Diğer hocalarım da destek verdi. Ekmeğimi yeniden kazandıysam onların desteğiyle oldu. Onlar sayesinde geri döndüm. Çocuklarıma ekmeğimi onların desteği sayesinde yeniden götürmeye başladım Teşekkür ediyorum kendilerine” dedi.

GERİDE KALANLARA BİAT ETMEYİN ÇAĞRISI

Prof. Dr. Işıl Ünal, “Biz barış dedik ve hâlâ barış istiyoruz. Barış getiremedik ama bunun için mücadeleye devam edeceğiz. Bilim insanı olarak sorumluluğumuzu duyuyoruz. Bilimsel faaliyetlerimizi özgürce yaptığımız her alanda bu faaliyetleri devam ettireceğiz” dedi. Üniversitede kalanlara seslenen Ünal, kendilerinin baskı ve saldırılara biat etmediklerini belirterek “İktidarın bilgisini meşrulaştıran bir bilim, bilim değildir. Bundan vazgeçecek şekilde fakültemiz kendi üzerine düşünsün ve harekete geçsin” dedi.
Doç. Dr. Seçkin Özsoy, son zamanlarda “Eğitimi devletsiz düşünme” üzerine çalışmalar yaptığını söyledi. Ancak devletin farklı düşünerek devleti eğitimsiz düşündüğünü söyleyen Özsoy, pişman olmadığını barış bildirisi yine gelse imza atacağını dile getirdi. Akademik özgürlüklerin önemli olduğunu ancak ülkede de bir savaşın devam ettiğini belirten Özsoy, savaşa karşı mücadele etmenin daha önemli olduğunu söyledi.  

YENİDEN BARIŞ SÜRECİNİN İNŞA EDİLMESİ GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİK

Araştırma Görevlisi Kenan Demirel “Ölen çocukların buzdolabında saklandığını, insanlık suçunun işlendiğini dile getirdik. 60 küsur insan bodrumlarda katledildi. Bunun bir suç olduğunu ve susmayacağımızı söyledik. Yeniden barış sürecinin inşa edilmesi gerektiğini söyledik. Bunun sonucu ihraç edildik. Kaybedecek tek şeyimiz vardı, işimiz. Varsın kaybedelim sadece sizin gibi güzel inanların arasından ayrıldığım için üzgünüm” diye konuştu.

GEÇMİŞTE DE İHRAÇ, SÜRGÜN VE CEZAEVİ VARDI

Araştırma Görevlisi Nuray Türkmen geçmişte de çok sayıda hocalarının üniversitelerden atıldığını, cezaevlerine girdiğini, sürgün edildiğini söyledi. Bu tarihe sahip çıkacaklarını ama bir kopuşu da sergileyeceklerini belirten Türkmen, akademinin ihraçlardan önce de iyi bir halde olmadığını ifade etti. Entelektüel, eleştirel aklın yok hükmünde olduğu bir akademinin söz konusu olduğunu dile getiren Türkmen, “Toplumsal bilgiye, eleştirel bilgiye, deneyime sahip çıkmaya çalıştık. Bir ayağımız dışarıda durduğu için böyle bir sonuçla yüz yüze kaldık” dedi.  (Ankara/EVRENSEL)

www.evrensel.net