Öykülerle Ayakta Kalmak

Öykülerle Ayakta Kalmak

Yazar Kerem Işık, Dünya Öykü Günü için yazdı: 'Öykülerle ayakta kalmak'

Kerem IŞIK

Bahar yaklaşıyor. Öyle ki, bazen kısa bir süreliğine dahi olsa kokusunu alabiliyorum. Soğuk, çirkin bir kış geride kalıyor. Yavaş yavaş. Çok yakında, bedenden bedene atlayacak güneş. Gözler ışıldayacak, adımlar hafifleyecek ve sımsıcak bir örtü olacak rüzgar bize. Yeniden göreceğiz çiçeği, toprağı ve denizi. Dünya genişliyormuş gibi hissedeceğiz. Bahar umut demektir çünkü. Güneş demektir. Ufuk çizgisinin yeniden görülebilmesidir bahar. İnsan olmanın güçlüklerinden biri de budur işte: İçimizi titreten soğuğu hissetmemiz gerekir, bir damla güneş yorgun tenimizi ısıtsın diye; önce umutsuzluğa kapılmamız gerekir ki sonrasında yeniden umut edebilelim. Tanığı olduğumuz her şeyden sorumlu olmamıza rağmen yeniden mutlu olabilelim; haksızlıkları, ölümleri ve adaletsizlikleri unutmadan, unutturmadan, başkalarının utanmazlıklarını da omuzlayarak ayakta kalabilelim… Zor iş! İnsan olmak, hele hele “iyi insan” olarak ayakta kalabilmek çok ama çok zor iş. Bu çetin mücadelede yalnız değiliz elbette. Edebiyat; zalimlere meydan okuma, her şeye rağmen ayakta kalarak mücadele etme ve yaşamın tüm zorluklarına göğüs germe gücünün nasıl bulunabileceğini hissettiren büyülü bir sanat dalı, bir tür “İyi insan olma kılavuzu” olarak her daim yanı başımızda. Bir öykü okurken gözlerimizin önünden kayıp geçen kelimeler kendimizi tanımamıza, kendimizi başkalarına tanıtabilmemize ve insanlığın durumunu gözlemleyebilmemize olanak sağlar. Çünkü ikinci bir beden, ‘ötekine’ uzanabilmemizi sağlayan görünmez bir duyargadır dil. Ve göz göre göre kamplaştırılmaya çalışılan insanlar ancak birbirlerine kenetlenerek, kalp denen o hassas duyargalarını sözcükler aracılığıyla birbirlerine uzatıp barış, dostluk ve kardeşlik öyküleri anlatarak zalimliğe, karanlığa ve tüm düşmanca duygulara karşı gelerek ayakta kalmayı başarabilirler. İşte İzmir de, tam on dört yıldır edebiyatın, öykünün ve sözcüklerin gücüne inananları bir araya getirerek dünyaya karşı sorumluluklarımızı yüklenmenin ne denli önemli olduğunun altını çiziyor. Bugüne kadar onur konuğu olarak Adalet Ağaoğlu, Adnan Özyalçıner, Füruzan, Osman Şahin, Selim İleri, Murathan Mungan, Nursel Duruel, Necati Tosuner gibi usta yazarları konuk eden İzmir Öykü Günleri, bu yıl 17-18 Şubat tarihleri arasında “Öykü ile Ayakta Kalmak” alt başlığı ile on beşinci kez iyi edebiyatın kılavuzluğunu yapmayı hedefliyor. Öykü ve romanlarıyla tanıdığımız Ayla Kutlu’nun Onur Konuğu olarak katılacağı etkinlikte Kutlu’nun eserleri ve edebiyatı, Adnan Özyalçıner, Berat Alanyalı ve Prof. Dr. Dilek Direnç’in katılımı, Birsen Ferahlı’nın moderatörlüğünü üstlendiği bir  panelle ele alınacak. Asuman Susam, Murat Özyaşar ve Aslı Tohumcu’nun katılımıyla düzenlenecek bir; Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay” oturumunun yanı sıra öykünün ve genel olarak edebiyatın düşünceyle kurduğu güçlü bağın altını bir kez daha çizmek için Hüseyin Deniz Özcan ve Prof. Dr. Solmaz Zelyüt’ün katılımıyla “Eylem Olarak İnsan, Hikaye Olarak Yaşam” başlıklı bir oturum da gerçekleştirilecek. Programda ayrıca;Öykü ile Yolda Olmak”, “Edebiyat ile Direnmek”, “Bir Edebiyat Adası Umberto Eco” ve “Bir Gelecek Tahayyülü Olarak Edebiyat” konulu panellerin yanı sıra kısa öykü seslendirmeleri de yapılacak. Bu yılki programda çok önemli bir ilk de gerçekleştirilecek: planlanan öykü günleri oturumları dışında, beş gün boyunca yedi okulda yazarlarla öğrencileri bir araya getirecek okuma günleri düzenlenecek. Böylelikle genç okurların eşsiz ve heyecan verici bir yolculuğun ilk adımlarını atmaları sağlanabilecek. Hayat boyu sürecek bu yolculuk esnasında edebiyatın dönüştürücü gücünü hissedecek; dünyayı ve içinde yaşadığımız toplumu yazıyla, öykülerle nasıl daha katlanılır bir yer haline getirebileceklerini, onca haksızlık, ölüm ve savaşa rağmen edebiyata dayanarak ayakta kalma gücünü nasıl bulabileceklerini öğrenirken kağıt üzerindeki devinim, yani biçim aracılığıyla zihinlerimizde kurduğumuz dünyanın nasıl olup da gerçek dünyayı şekillendirebildiğine tanıklık edecekler. Hayatlarımıza dokunarak hayallerimizi şekillendiren öykülerin bizi nasıl aydınlığa taşıdığını öğrenecekler. Ne de olsa kayıp birer elmastır öyküler. Her biri, içlerindeki gizli ışıltıyla bize çocukları, güneşi, rüzgarı, taşı, toprağı ve bu yaşlı, yorgun dünyanın üzerinde olup biten her ne varsa onu gösteren mucizelerdir. Raflardaki kitapların sayfaları arasında keşfedilmeyi bekleyen başka başka ömürlerdir. “Bu dünya, değiştirmek istediğiniz oranda canlanacaktır,” demiş Sartre. Okurken, öyküler aracılığıyla bu dünyayı değiştirme gücüne sahip olduğumuzu hissederiz. Harf harf. Satır satır. Okudukça özgürleşir, yaşamaya yazgılı olduğumuz tek bir ömre sığmamızın mümkün olmadığını kavrarız. Sonsuz bir olasılıklar evreni serilir ayaklarımızın altına. Ürpeririz. Yalnız olmadığımız için buna gerek yoktur oysa. Ne zaman başımız sıkışsa elini uzatıp dimdik ayakta kalmamızı sağlayacak bir öykü kahramanı her daim vardır yanı başımızda…

Son Düzenlenme Tarihi: 14 Şubat 2017 15:39
www.evrensel.net