Bereketi dayanışmadan gelen sofra

Bereketi dayanışmadan gelen sofra

Mersin Ekmek ve Gül Kadın Grubu, Ekmek ve Gül için kurulacak olan web sitesini tartışmak üzere bir kahvaltı düzenledi.

Sevda KARACA

Mersin Ekmek ve Gül Kadın Grubu, Ekmek ve Gül için kurulacak olan web sitesini tartışırken çıktı fikir. “Sitemizin ihtiyaçları için bir kahvaltı düzenleyelim, hem Mersinli kadınlarla bu siteye neden ihtiyacımız olduğunu tartışalım, hem de sitenin ihtiyaçları için bir dayanışma fonu oluşturalım hep birlikte” dediler. Aradan çok zaman geçmeden davetiyeler basıldı. Hummalı bir çalışma başladı. Mersin cemevi dayanışmanın bir parçası olarak yer tahsis etti. Kadınlar çalıştıkları iş yerlerinde, hastanelerde, okullarda iş arkadaşlarıyla konuştular siteyi, öneriler aldılar. Ev ev gezildi. Ve 12 Şubat günü yapılacak kahvaltı için herkes işin bir ucundan tuttu.

Cuma gecesi Mersin’e vardığımda beni ağırlayan arkadaşların evinde gecenin o saatinde hazırlıklar devam ediyordu. Pastalar, poğaçalar, börekler… Bir de whatsapp grupları var; kadınlar dayanışmayla hallettikleri işleri paylaşıyor birbiriyle. İş bölümü şahane. Çoğu zaman bir yük olan mutfak kadınların imecesiyle kendileri için birşey yaptıkları bir atölyeye dönmüş gibi. Hepsi çok heyecanlı. “Acaba kaç kişi gelecek… Acaba bir aksilik olacak mı?” Sabah 08.30’da kahvaltının yapılacağı mekana gidiyoruz. Her şey hazır! Cemevinin mutfak görevlileri de memnun, organizasyon ekibi kalabalık ama tık tık işliyor her şey. Erkenden geliyor davetliler… 300’ü aşkın kişi… Çoluk çocuk… Genç yaşlı… Kimsenin kimseye direktif vermesine gerek kalmadan oluşan sıra… Mis gibi yiyecekler…O kadar kalabalık oluyor ki bir ara endişeleniyor kadınlar acaba yetecek mi yiyeceklerimiz diye… Yetiyor, artıyor bile. Çünkü her eksilenin yerine “Ben de bunu yaptım” diye elinde tepsiyle gelen bir başka kadın yetişiyor. Bereketi dayanışmadan gelen bir sofra bu.

Sohbet kadınlar daha kapıdan girerken başlıyor. 16 saat hastane nöbetinin ardından hiç uyumadan gelenler… 2 aylık bebeği kucağında gelenler…Birlikte geleceği komşuları köye gitmek zorunda kalınca sabah diğer komşularının kapısını çalıp “Hadi gidiyoruz, hazırlan, ben 5 kişi geleceğiz dedim, mahcup olamam” diyerek onları kolundan tutup getirenler… Akademisyenler, üniversite öğrencileri, Mersin Kadın Platformu temsilcileri, kadın örgütlerinden kadınlar, ihraç edilen öğretmenler, Mersin’in yerel kadın gazetesinden arkadaşlar… Hepsi aynı sofranın bir ucunda.

BU KAHVALTININ ‘HAYIR’ SÖZÜ GÜÇLÜ

Mersin Ekmek ve Gül grubundan Kübra Ocak yapıyor açılış konuşmasını. “Biz Ekmek ve Gül ekibi olarak kadınlara ses olabilmek, kadınların sesini birbirine ulaştırmak için yeni bir yola girdik” diyor ve anlatıyor sitemizi. Mikrofonu bırakıp mutfağa koşuyor. Bardaklar yetişsin diye eli bulaşık suyunda.

Kahvaltının ardından akademisyen Esra Ergüzeloğlu’nun moderatörlüğünde bir sohbet gerçekleştiriyoruz. Kadınlar en çok anayasa değişikliği tartışmalarını merak ediyorlar. “Ne oluyor? Ne olacak? Biz ne yapacağız?” soruları kahvaltı arası sohbetlerin de konusu. Avukat Sevil Aracı alıyor ilk sözü ve anayasa değişikliğinin içeriği anlatıyor. Her gün televizyonlardan üzerimize boca edilen bilgilerden farklı Sevil’in anlattıkları elbette. Salonda çoluk çocuk sesleri yankılanırken kadınlar pür dikkat dinliyorlar onu. Arada yorumlar yapılıyor. Esra hoca diyor ki: “Biz alışığız böyle sesler arasında birbirimize dert anlatmaya.” Doğru. Bir yandan yanındaki çocuğu doyurup diğer yandan memleketin, kendinin ve çocukların geleceğini bu denli etkileyecek bir meseleye pür dikkat kulak vermek ancak kadınların başarabileceği bir şey. Sonra ben alıyorum sözü. Kahvaltımızın yapıldığı gün Özgecan’ın da ölümünün 2. yıldönümü aynı zamanda. Özgecan’ın ardından 700 kadın katledildi bu iki sene içinde. Kaybettiğimiz kız kardeşlerimiz için, yaşadığımız şiddet için öfkeyi dile getirmenin, sokağa çıkmanın daha da zorlaştığı OHAL koşullarında kadınların ortak yaşam dertlerinin nasıl da görünmez olduğunu, bizim dertlerimizi bu kadar görünmez hale getiren OHAL döneminde anayasa yapmanın ne demek olduğundan bahsediyorum. Gücümüzü hatırlatıyorum kadınlara, çocuk istismarını evlilikle meşrulaştıran yasayı geri çektiren gücümüzü. Ama bir yandan da ayrıştıran, kutuplaştıran, düşmanlaştıran siyaset ortamının biz kadınların ortaklığını ve yaratabilecekleri ortak gücü nasıl da güçsüz bıraktığından. Bu kahvaltının “hayır” sözü güçlü. Ama mesele “hayır” demekte değil, “hayır” demenin sorumluluğunu üstlenmekte. Farklı hayat görüşleri olsa da ortak yaşam kaygılarını taşıyan kadınları “şucu, bucu, onlar, bizler” demeden ortak bir gelecek hayalinde nasıl buluşturabileceğimizi tartışıyoruz.

ORTAK GELECEĞİ KURMAK İÇİN NASIL BULUŞACAĞIZ?

Söz salona geçtiğinde CHP Milletvekili Hüseyin Çamak söz almak istiyor. Aslında bu bir kadın etkinliği, kadınlar konuşsun istiyoruz ama o da söylemek istedikleri olduğunda ısrarcı. Meclisteki anayasa tartışmalarının garabetinden bahsediyor. Kadınların bu süreçteki öneminden… Sonra kadınlar alıyor sözü. CHPli vekilden hesap soruyorlar bir nevi; “Neden HDP’li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına onay verdiniz?”, “Neden sınır ötesi operasyonların önünü açan tezkereye ‘evet’ dediniz, bizim çocuklarımızın geleceğini bize sormadan nasıl savaşa kurban edersiniz?” diyorlar. Biz birbirimize hayatımız hakkında karar verenlerden hesap sorma gücünü de katmışız, onu görüyoruz.

Ortak geleceği kurmak için kadınlarla nasıl buluşabileceğimizi, kadınlar arasında da önyargılar olduğunu, bu önyargıları kırmak için bu referandum sürecinin bir olanak da olduğunu dile getiriyor kadınlar. Söyleşi bitiminde kadınlar sarıyor etrafımızı yeniden “Valla ben umut yok diye düşünüyordum. Bu kahvaltı içimdeki umudu diriltti” diyorlar. “Umut ölmez ki dirilsin” diyor bir başkası. Evet diyoruz hep birlikte. Umut kadınlarda…

Güle oynaya sarıla öpüşe bitiriyoruz etkinliği. Göz açıp kapayıncaya kadar düzenleniyor ortalık. Organizasyonu yapan Ekmek ve Gül grubuyla bir de güzel fotoğraf çekiliyoruz. Dışarıda mis gibi Mersin güneşi. Bahar geliyor galiba.

www.evrensel.net