Ateş İlyas Başsoy: Bu referandum Gezi’ye benziyor

Ateş İlyas Başsoy: Bu referandum Gezi’ye benziyor

Başkanlık referandumunu, 'hayır' cephesinin imkanlarını Reklamcı/Yazar Ateş İlyas Başsoy değerlendirdi.

Halil İMREK

Başkanlık referandumunda “Evet”, “Hayır”ın dağılımını, AKP’nin endişelerini, AKP tabanının başkanlık sistemine dair kaygılarını ve ‘hayır’ cephesinin imkânlarını Reklamcı/Yazar Ateş İlyas Başsoy ile konuştuk.

Başsoy’a göre, anket sonuçlarında şu ana kadar ‘Hayır’ yüzde 56-58 civarında. AKP’nin sonucu lehine çevirebilmek için toplumu paralize edeceğini belirten Başsoy, ‘Hayır’cıların yılgınlık üretmemesi gerektiğini söylüyor. Başsoy’a göre “Herkesin ‘Hayır’ı kendine.Hayır diyenler bir cephe, blok gibi durmamalı” ve tüm bu sebeplerden dolayı referandum sürecinin Gezi’yle benzer yanları var.

Referandum öncesi AKP neden bu kadar ayrıştırıcı bir dil kullanıyor?

‘Evet’ çıkarmak için bütün ‘Hayır’ları kutuplaştırmaya çalışıyor. Öncelikle herkesin “Hayır”ı kendine. Herkesin bir hayır deme gerekçesi, bunun bir politik anlamı var.  Onun için herkes kendi tarafından hayır demeli. MHP’nin, HDP’nin, sosyalistin, sıradan esnafın “Hayır” deme gerekçeleri var. Ben hayır diyorum ama benim siyasi görüşüme taban tabana zıt birileri de hayır diyor. Evrensel okurunun, sendikalı bir işçinin hayır demesinin başka anlamı var. Ondandır ki “herkesin hayır’ı kendine. Hayır diyenlerin bir cephe, blok gibi durmaması lazım. Zaten bu olabilecek bir şey değil. 

“PKK, FETÖ ‘Hayır’ dediği için biz de ‘Evet’ diyoruz” söylemindeki ısrarın sebebi nedir?

Her şeyi diyecekler. Davul onda, tokmak onda, zurna da onda. Kimsenin ikna olacağı bir madde yok. Ancak katakulli ile sen şucusun, sen bucusun vs diyebilirler. Bugün akılla absürt arasında bir referandum var. Manasız bir iş yapılıyor. İnsanların ikna olacağı, ‘Evet’ diyeceği bir vaziyet yok. Bu referandumu ben biraz da Gezi’ye benzetiyorum. Gezi’nin de kendi içinde bir sürü benzemezi vardı. Gezi’nin gerekçelerinden bir tanesi de mantıksızlık. Biz bunu genelde atlıyoruz. Her yerin beton bina olduğu bir alanda, var olan bir avuç ağaçlık, yeşillik yere AVM yapacağım denmesi anlamsızdı. Birçok başka sebebin yanı sıra bu sebep de var. Akla mantığa sığmadığı için insanlar tepki gösterdi. Hayatında hiç politik eyleme katılmamış insanlar Gezi’de sokağa çıktı. Bugün de birçok ekonomik, siyasi sorun ve sıkışmışlığın olduğunu söyleyebiliriz. Ama bu referandumun en çok tartışılan yanı mantıksızlık. 

ANKETLERDE HAYIR ÇIKIYOR ÇÜNKÜ...

Referandumda ‘Evet’ ve ‘Hayır’ dağılımı nasıl görünüyor?

AKP seçmeninin yüzde 20-25’i hayır diyor. Benim elime anket sonuçları ulaşıyor. Hiçbir zaman anket sonuçları bu kadar onların aleyhine olmamıştı. Şu an yüzde 58 hayır çıkıyor. Araştırma şirketlerinin şerhi var insanların bir kısmı da korktuğu için evet diyor. Son iki ayda ne olur, neler yaşanır, bilemiyorum. Bir sürü şey olabilir. Baskılar, seçim hileleri olur. Aklımıza gelmedik kötü şeyler de olabilir. Ama hayır, şimdilik önde.

Çıkmaya devam eden KHK’ler da çok kötü. Türkiye’de düşünen, tartışan, bilim üreten azınlık bir insan var. Bunları işinden ediyor, yaşama şansı bırakmıyor. Gidin bu ülkeden diyor. Her şeyi yapabilir. Ama ne yaparsa yapsın sonuçta mantığa karşı gelemezsin.

Normal vatandaş şöyle düşünüyor: ‘Zaten cumhurbaşkanı, her şeyi yapıyor. O zaman neden bu değişiklikler?’ Tekrar cumhurbaşkanı olacağım dese bunun imkânları da var.  Partisiz cumhurbaşkanı gibi de davranmıyor. Daha ne istiyor kısmı anlatılır gibi değil. Politik kimliğimizi bir tarafa bırakarak bir kahvede oturup konuşsak, “Derdi ne, daha ne istiyor” diye sorsak buna verilecek bir cevap yok.

YILMAYIN, YILGINLIĞI DİLLENDİRMEYİN

Hayır, yüzde 58 dediniz ama ‘Gene bunlar alır’ havası da var...

Karşı tarafın yapacaklarından şüphe duyacağımız çok şey var. Ancak kendi kendimizi yok etmeyelim. Defansif bir durum var. Özellikle solda ve gençlerde ‘Ne olursa olsun bu bir şey yapar. Ne yaparsak yapalım ele geçirir’ düşüncesi var.  Bu süreçten Pakistan, Malezya, Mısır geçmiş. Bu ülkelerde seçime katılma oranı yüzde 50’nin altında. İnanmadıklarından seçime katılmıyorlar. O yüzden yüzde 25’i alan iktidar oluyor. Bugün bizi de yıldırmaya çalışıyorlar. Benim sosyal demokrat, sol, sosyalist seçmene diyeceğim şu: Yılmayın ve yılgınlığı dillendirmeyin. Çünkü yılgınlık mikrop gibi bir şey. Ben yılgınım deyince, hani biri esner, diğeri de esnemeye başlar ya yılgınlık da böyle işte. Yılgın olmayacağız. Ha sonrası ne olur… Bildiğim şey demokrasi ve özgürlüklerin yolunu açar.

SEÇİM YAPIP YAPMAMA SEÇİMİ

Referandumda nasıl bir iletişim yöntemi kullanılmalı?

Son iki üç yılda fanatik bir kitle oluştu. Bir laf konuşamıyorsun, bir de iktidarın gücünden yararlanarak bastırmaya çalışıyor. Küçük küçük sokaklarda oluşan bir faşizm durumu da var. Direkt üstüne yürüyor, linç etmek istiyor. Orada da en fanatik insanlara karşı bile teflon tava gibi olmamız lazım. Enerjimizi onlarla harcamayıp, belli günlük kaygıları üzerinden oy vermiş kesime yönelmemiz lazım.

Olup bitenler bizi çok öfkelendirdiği için halk adamı olma, halkın devrimci önderi olma vasıfları kaybediliyor. Arada sıra böyle döner Lenin okurum. Hakikaten cevherler var. “Vagonu taşımak için lokomotif vasfını kaybetmemen gerekir” Bir şekilde sol, sosyalistlerin lokomotif olması gerekir. Sen lokomotif olmaktan vazgeçersen bir de raydan çıkarsan o zaman hiçbir şey taşıyamazsın. Ama ana kitle böyle değil. Ona gidecek yol yöntemi bulmak lazım. Ortada hâlâ (işte benim Selim Türkhan dediğim) bir sürü insan var. Söze başlar başlamaz Cumhurbaşkanı’na saydırmamak, kötü şeyler söylememek gerek. O zaman zaten blok oluyor ve söylenene kendilerini kapatıyorlar. Onları yumuşak konuşarak ikna etme imkanı var. Çünkü anayasa değiştirme gerekçeleri ikna edici değil. ‘Sen AKP’ye mi oy verdin. Ver gene verebilirsin. Bu Anayasa değişikliği öyle bir şey değil. Bu seçim, senin seçim yapıp yapmama seçimin. Senin hayır demen seni şucu bucu yapmaz’ denebilir.  Zaten bütün seçim bu üç, dört milyonu ikna etmekle ilgili.

HAYIR, DİYECEK ÇOK AKP’Lİ VAR

AKP tabanında ne tür kaygılar var?

Şöyle şeyler var AKP seçmeninin konuştuğu. Bir koltuk bu kadar denetimsiz ve güçlü olursa, o zaman o koltukla kralın ilişkisi kralın canından ibaret olur. Koltuk cansız o bin yılda durur yerinde. Ama koltuğun üzerindeki can gittiğinde belki kötü bir adam oturacak.  Bir de valisi, belediyesi var… Yerelde bir sorun yaşayan AKP seçmeni yerel güçlerle sorununu çözebiliyor. Mutlak güç bir merkezde toplandığı zaman mesela Adana’daki bir tarla sorunu da merkezileşeceği için insanlar bundan da korkuyor. Evet deseler de kapalı alanda hayır diyecek çok fazla AKP’li var bunların arasında yöneticiler de var.

Ekonomik gidişat kötü, dolar frenlenemiyor, AKP seçmenine bu nasıl anlatılır?

Biz ülke batmış, ekonomik kriz belirtileri var diyoruz. Televizyon izleyen hayatta sosyal medyaya girmemiş, pek gazete okumayan insanlar var. Bunlar kötü insanlar değil. Kazanmamız lazım. O beslenmeden bu çıkıyor. Karadeniz dağlarında fındık bitti adam isyan eder, hükümete öfke kusuyordur diye düşünüyorsun. Fındıktan kazanmıyor ama çeşitli yardımlarla cebine kazandığı kadar giriyor. Türkiye kötüye gidiyor diyorsun. Adam köylü, kötü biri değil. ‘Ne alakası var. Türkiye birinci Rusya ile Amerika ikincilik için yarışıyor’. Böyle düşünüyor. ‘Biz çok büyük bir ülkeyiz. Kendi tankımızı, kendi uçağımızı yapıyoruz’ diyor. Bütün bu yalanlar çok sayıda televizyon kanalı üzerinden veriliyor. Biz böyle bir kitlenin karşısındayız ve sürekli temas etmemiz gerekiyor.

GÖLGE OYUNUNA GİRMEMELİYİZ

Oynanan oyuna hayır demeliyiz. Gölge oyununa girmemeliyiz. Gölge oyunu da şu: Klasik orta oyununda Karagöz ile Hacivat’ta şöyle bir diyalog vardır. Karagöz yanlış bir şey yapar, Hacivat der ki bu yaptığın yanlış. Bunun üzerine Karagöz ‘Hadi oradan hacı cavcav’ der ve bir tokat atar, seyirci güler. Referandumda da ‘Sen böyle yapıyorsun, sen şöyle yapıyorsun. Bu yanlıştır’ dersek yanlıştan bol bir şey yok. Karagöz’ün hep yanlış yapması üzerine konuşursak paradoksal olarak onlar kazanıyor. Sol adına söylüyorum, tartışmaya girdiğimiz her seçim sağın kazandığı seçimdir. Çünkü o zaman ‘Ben yaparım’ diyor pat kafaya vuruyor herkes de gülüyor. Klasik Karagöz Hacivat oyunu. Biz onların söyleminin dışına çıkmalıyız. Neden hayır dediğimizi anlatmalıyız. Çünkü yanlışlar peş peşe gelecek ve bilerek de yapılacak. En son biz şirazeden çıkarsak yani kendimizi kaybedersek o zaman AKP kazanmış oluyor. Biz bu oyuna gelmezsek bugün yüzde 56-58 olarak görünen hayır oyu devam eder ve işler değişir. Seçim zaten yüzde 51 ile alınıyor.

BAHÇELİ’NİN EVET’İ ANLATMASI ZOR

MHP’ye dair neler söylersiniz?

İnternette bir video izledim. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 26 Mayıs 2016’da bir konuşmasında sadece 76 tane hayır demiş.  Başkanlık tartışmasının ilk başladığı zamanlarda 10-15 konuşması var. Akıllara zarar bir şekilde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaretler yağdırmış.  Sürekli hayır demiş. ‘Başkanlık meselesi, Türkiye’yi böler, eyalet sistemi getirilecek vs.” Ne oldu da Devlet Bahçeli buradan tersine döndü? Bu açıdan MHP kitlesi ikna olmuş değil. Onların tabanındaki hayır, AKP tabanındaki kararsızları da etkileyebilir.

ÇOK AZ ALANIMIZ VAR, ANA AKIMDA SIFIRIZ

Hayırcılar derdini nasıl anlatmalı?

Geçen referandumdan bu yana olumsuz olan şey şu: Ana akım medyada sıfırız. Eskiden de kötüydü ama bugünkü kadar tek sesli bir vaziyet yoktu. Maalesef elimizde kalan BirGün, Evrensel, biraz da Cumhuriyet gibi 3-4 gazete. Ana akım olmasalar da manşetlerine çok dikkat etmeleri lazım. Evrensel’e de bunu söylüyorum. Çünkü gazeteler bayilerde stantta duruyor. Alınmasalar da bir şekilde başlığı okunuyor. O üstteki manşette sokaktaki insanın dikkatini çekecek etkili sözler yazılsın. Evrensel yazan üst taraf bizim için bir alandır. Bu alanda; sokakta geçen, bakkala, markete gelen Hasan amcanın, Ayşe teyzenin bakıp ‘A doğru bir laf” diyeceği, insanların aklında kalacak sözler olmalı. Zira onların trilyonları var, elinde bütün bir medya var. Hürriyet şu an üç sene öncesinin Sabah’ı gibi. Sabah, üç sene öncesinin Akit’i gibi. Akit’in zaten dibi yok ondan ötesi olamaz.

EVRENSEL, KILCAL DAMARLARDA DAHA YAYGIN

Bu röportajı okuyacaklar için söyleyeyim. Evrensel’i hakikaten fabrikada çalışan insanlar okuyor, emekçiler okuyor. Evrensel okuyan işçiler ona çok kıymet veriyor. Onlara çevrelerinde anlatacağı malzeme vermemiz lazım. Çünkü konuşacak malzeme istiyor. Oturduğu kahvede AKP militanları elli tane laf söylüyor. Bütün araçlar onda. Yüksek medya gücü bombardımanı ile militanlarına söyleyecek malzeme üretiyorlar. Başka bir gazetede olmayan, BirGün ve Cumhuriyet’te olmayan bir şey var Evrensel’de. Evrensel kılcal damarlarda daha yaygın ve daha çok okunan bir gazete. Ben İstanbul Esenler’de üç dört işçi kahvesinde görmüştüm Evrensel okunduğunu. Sözü yaymak adına Evrensel’e kıymet veriyorum. Sözü tane tane, iri harflerle ve insanların okuyacağı basit cümlelerle yazmak lazım. Onu okuyanların da bunu yayması lazım.

TWITTER’DAN ÇIKIN

Referandumda sosyal medyanın etkisi ne olur?

Solculara, sosyalistlere şunu söylüyorum Twitter’dan çıkın. Twitter’da devrim olmaz, deşarj olmaz sadece deşifre olursun. Çok da bir yararı yok. Twitter, son yıllarda milyonlarca dolar harcadıkları bir alan. Koca koca binalarda binlerce aktrole bizi çıldırtmak için maaş veriyorlar. Twitter’ı bir silaha dönüştürdüler. Biz Twitter’daki bu linçlerden o kadar etkileniyoruz ki hepimiz çok öfkeli oluyoruz. Bu kadar öfkeliyken evet diyecek olan, gece Acun seyreden, aslında yoksul işçi emekçi olan gayet makul insanlarla iletişim kuramıyoruz. Biz sosyal medyayı kullanırken çok öfkelendiğimiz için o insanlarla konuşacak ortak payda bulamıyoruz. Adama gidip ‘kardeş, bak bu evetin ülkenin hayrına olmayacak. Adam belki hayır diyecek. Ama biz gidiyoruz öfkeyle ‘bu ülke faşist vs.’ bir sürü şey sıralıyoruz. Hakikaten Dostoyevski’nin Ecinniler’ine döndük.

ATEŞ İLYAS BAŞSOY KİMDİR?

1985 yılından beri değişik mecralarda yazıyor. Mizah dergileriyle başlayan yazarlık serüveni, edebiyat ve sanat dergileriyle devam etti. Basılmış sekiz kitabı var, uzun süre BirGün’de köşe yazarlığı yaptı. Başsoy, ‘AKP neden kazanır? CHP neden kaybeder?’ kitabının da yazarı. Ulusal ve uluslararası çok sayıda ödül kazanan Ateş İlyas Başsoy, aynı zamanda Türkiye Zeka Vakfı Genel Kurul üyesi.

www.evrensel.net