Herhangi birine mektup

Herhangi birine mektup

Her zamanki gibi bir mısraı kalbinden söküp cep telefonunun ekranına getireceğim, demokrasi benim saçlarımdan güzel değil, diyeceğim. Gülmeyeceksin.

Ayşegül TÖZEREN

Sen bu mektubu okurken, ben çok uzaklarda olacağım. Bir şair, şiirinde klişeler olmasa konuyu değiştiremeyeceğimizi söylüyordu.1  Ben mektuba bile başlayamıyorum. Ne diyordum, evet, ben çok uzaklarda olacağım. Aslında bu da yalan, coğrafya çoktan öldü çünkü. İletişim ve ulaşım araçları, kalplerimizden hızlı gelişti galiba.

Çünkü biz, birbirimizden uzaktayız. Buna inan.

Bir başka şair, “Bu bir mektup olsaydı, seni güldürürdüm mutlaka. Fakat bu bir şiir, bağışla” der.2 Bu bir mektup, ben seni güldürebilirim. “Ülkenin hali” diyeceksin, bitmeyen toplantılardan söz edeceksin. Eminim, bunu da bir toplantının ortasında yazacaksın. Ben her zamanki gibi bir mısraı kalbinden söküp cep telefonunun ekranına getireceğim, demokrasi benim saçlarımdan güzel değil, diyeceğim.3 Gülmeyeceksin.

Seninle hiç Ahmet Altan’ın edebiyatından konuşmuş muyduk? Hatırlamıyorum. Ben geçen gün, seninle hiç geçmediğimiz İstiklal Caddesi’nden geçerken, onun son kitabını aldım, okumaya başladım. Yabani Manolyalar. Bir denemeler kitabı. Birinci ve üçüncü yazıyı işaretledim. İlk yazıda sevilme hastalığına tutulduğunu düşündüğü bir kadını anlatıyor ve bu hastalığının sebebinin, “bir kişi” tarafından sevilmemesi olabileceğini söylüyor. Bu yüzden kadının hep kendini beğenmediğini düşündüğü kişiye yöneldiğini... Şimdi galiba gülüyorsun. Hayır, o bir kişi, dizginleri hiçbir zaman tam anlamıyla vermeyen bir erkek filan değil:

“Bütün dünyayla doldurmaya çalıştığınız o boşluğu yaratan sanırım aslında bir kişinin sevgisinin ve beğenisinin eksikliği.

Kendisinin.”

Bu sözcükler kitabın sayfalarından fırlayıp beni çarptı. Neden bilmiyorum. Herkesin ruhunda bir huzursuzluk olabilir. “Evet, olur böyle şeyler,” diyeceksin.  Senin yerine cümleler kurduğumu görsen, rahatsız olursun, bunu biliyorum. Ama hakikat artık biraz da bizim kurgumuz değil mi? Neyse sevilme hastalığı diyorum. Biz bugünlerde daha çok seçilme hastalıklarını dert ediyor olsak da… Sabah kalkıp, Altan’ın yazılarının üçüncüsünü tekrar okudum. Erkeklik üzerine kurulmuştu. Erkeklerin “ayartma hazzıyla” şehveti birbirine karıştırdığını söylüyordu. Bundan bahsettiğim herkes, anlamaz gözlerle “ayartma hazzı mı” diyor… Evet, ayartma hazzı. Belki sen de anlamaz gözlerle bakardın…

Yabani Manolyalar’daki o iki metni neden bu kadar çok sevdiğimi hiç düşünmeyeceksin. Yine de söyleyeyim. İlk yazıdaki herkes tarafından sevilmek isteyen kadınla, herkese dayanılmaz olduğunu kanıtlamak isteyen erkeği aklımın kıvrımlarında, sokaklarında birbirleriyle rastlaştırdım. Ladesin yerini “seni seviyorum”un aldığı, başladığında bitmeye hükümlü bir ilişki kurdum zihnimde. Asıl öykünün masalın bittiği, büyünün bozulduğu yerde başladığı…

Şiirden şiire atlıyoruz ama, Karakoç’un “Köşe” şiirini bilir misin? Ben oradaki kara gözlü olacağım sanırdım hep… Hani der ya,

“Hatırasız ve geleceksiz bir iç deniz gibi

Aşka veda etmiş topraklarda durmuşsun

Benim geçmiş zaman içinde yan gelip yattığıma bakma

Ben geleceğin kara gözlü zalimlerindenim

Bir tek köşen bile ayrılmamışken bana

Var olan ve olacak olan bütün köşelerinin sahibi benim”

Oysa şimdi ben geleceksiz bir iç deniz gibiyim, bir mağara buldum kendime, kayadan duvarlarına vurup duruyorum. Karakoç’un şiirinde yaşamak isterken, bir başka şiirin dizelerinin arasına sıkışıp kaldım:

“herkes bir gün silahla havaya ateş eder

‘bütün hayaller yere yatsın başını kaldıranı vururum’ der

her memur kafasına çorap geçirerek yapar bunu

sonra karanlık bir odada

yıllık zammı hesaplarken kırılıp durur parmakları

kendine dünyadan koridor kenarı yer seçer”4

Sana bir sır vereyim, benim hayaller antrenmanlıymış, hemen yere yattılar, hiçbiri vurulmadı. Birkaç kırığı döküğü saymazsak... Gülme. Nereye saklandılar, bulamıyorum sadece. Senin gözüne ilişirlerse, haber et.

- Hayır, 14 Şubat’la ne ilgisi var bu mektubun!

 

1 Osman Konuk

2 Haydar Ergülen

3 K. İskender

4 Ayşe Sevim

www.evrensel.net
ETİKETLER Ayşegül Tözeren