Nâzım Hikmet şiirinde Lenin ve Moskova

Nâzım Hikmet şiirinde Lenin ve Moskova

İsmail Afacan, Nâzım Hikmet şiirinde Lenin ve Moskova’nın yerini örnekleriyle irdeledi.

İsmail AFACAN

Nâzım Hikmet, Moskova'da üniversite eğitimi aldığı dönemde Sovyetler Birliği'nin kuruluşuna tanık oldu. Burada iyilikten ve güzellikten yana bir dünya kurmanın ütopya olmadığını gördü. Bu süreçte sosyalizm düşüncesini ve pratiğini içselleştiren Nâzım Hikmet, yaşam felsefesinde ve şiir anlayışında köklü bir dönüşüm yaşadı.

Nâzım Hikmet politik ve poetik dönüşümünü üniversite eğitimini tamamlayıp yurda döndükten sonra aktif bir şekilde hayata geçirdi. Bir yandan modern Türk şiirindeki putları kalemiyle parçalarken diğer yandan komünist partide yeraltı çalışmaları yürüttü. Türkiye tarihi, en büyük şairinin ve sembol devrimcilerinden birinin doğuşuna bu dönemde tanıklık etti.

Nâzım Hikmet'in öğrencilik yıllarından çok sonra Sovyetler Birliği ile yolları tekrar kesişti. Uzun mahpusluk döneminin ardından Türkiye’den ayrılmak zorunda kaldı ve Sovyetler Birliği'ne yerleşti. 1952’den yaşamını yitirdiği 1963’e kadar 11 yıl boyunca Sovyetler Birliğinde yaşadı.

Bu tanıklık birçok kez şiirine yansıdı. Sovyet halkları ve ideali şiirine konuk oldu. Yazımız çerçevesinde Nâzım Hikmet'in Sovyet devriminin önderi Lenin’i ve uzun yıllar yaşadığı Moskova’yı anlattığı şiirlere odaklanacağız ve çıkarımlar yapacağız. Yüzüncü yılında Ekim Devrimi’ne ve Nâzım Hikmet'e saygıyla...

***

Nâzım Hikmet'in yaşamında Lenin'in önemli bir yeri vardır. Lenin’e duyduğu sevgi ve hayranlık birçok kez şiirlerine yansımıştır. Nâzım Hikmet şiirinde Lenin, Ekim Devrimi’nin ideallerini ve sosyalizmin yaratmak istediği yeni insan modelini temsil etmiştir: “Oralı ilk yeni adamı yüzyılımın/ bütün yurtlarımın yurttaşı Lenin Yoldaş.”  Aynı zamanda insanlığın kılavuzudur. Sınıfsız, sömürüsüz bir dünya mücadelesinde Lenin her zaman devrimcilere yol göstermiştir.  Fabrikadan cezaevine kadar devrimcilerin soluk alıp verdiği her alanda: "Komünistler bir çift sözüm var size:/ ister devlet başında olun ister zindanda/ ister sıra neferi, ister parti katibi/ Lenin girebilmeli, her zaman, her mekanda/ işinize,evinize, bütün ömrünüze/ kendi işi, öz evi, kendi ömrüymüş gibi" Ama lider miti yaratmaktan kaçınmıştır Nâzım Hikmet. Putlaştırmaya karşı çıkmıştır. Bu karşı çıkışı şu dizelerle ifade etmiştir: "Biliyorum, Vıladimir İliç/ övülmeyi sevmez o/ üstüne şiirler yazılıp türküler söylenmesini/ hele putlaşmayı hiç mi, hiç/ Ama onun Sovyetler Birliği, onun Çin'i, Lehistan'ı/ onun sesine koşan büyük insanlığın önünde/ yahut doğum gününde/ aynı nimet/ aynı hayranlık/ aynı sevinç/ dolup taşardı sizin yüreğinizden/siz kendiniz Lenin olmasaydınız Vıladimir İliç" Onun içindir ki "961'de ziyaret ettiğim anıtkabri kitaplarıdır" diyecektir. Lenin'in ilkelerini savunmayı, sosyalizmin sigortası olarak görmüştür Nâzım Hikmet. O nedenle eşitliğin, özgürlüğün, kardeşliğin teminatıdır Lenin imgesi. Ve bu imge Nâzım Hikmet'i mutlu etmiştir: "Lenin, diyorum da, Vıladimir İliç/ içimde bir rahatlık/ bir güven: kendime, insanlara, toprağa/ bir uçsuz bucaksız sevinç/ Lenin, diyorum da Vıladimir İliç/ bir bayrak, bir mavilikte/ kızıl bir gül açıyor/ elmalar saçılıyor/ çocuklar/ ak, kara, sarı/ güle oynaşa topluyor elmaları"

***

Nâzım Hikmet şiirinde Moskova'nın da önemli bir yeri vardır. Moskova, Nâzım Hikmet'in hayata bakışını ve yaşamının akışını değiştiren şehirdir: "Altın aynalarda Moskova şehri/ Moskova evim, Moskova odam/ Moskova 19 yaşım, 60 yaşım/ Moskova öğretmenim, yoldaşım/ Moskova seni armağan eden bana." Moskova'da geçen iki dönem, üniversite ve sürgünlük yılları. Yeni bir dünya idealiyle tanışmıştır Nâzım Hikmet, Moskova'da. Yaşamının önemli bir bölümünü geçirdiği Moskova'yı İstanbul kadar sevmiştir: "Bu şehri düşlerinde gördü onlar/ pembe, beyaz çiçek açmış,/ kocaman koskocaman/ bir elma ağacıydı// Benim için bu şehir, sade düşlerin şehri/ bir umut-şehri değil/ Yazın, seher vakitleri,/ açık denizlerde tan yerinde seyredilen/erişilmez bir bulut-şehir değil/ Ben eski Moskovalıyım/ eski İstanbullu olduğum kadar" Moskova sadece yaşadığı ya da yeni dünyayla tanıştığı bir şehir değildir, insanlığın kurtuluş eyleminin önemli simgelerinden biridir: "Kızıl Meydan bütün meydanlardan geçer 1 Mayıs'ta/ bayraklı, bayraksız,/ türkülü, türküsüz/ geçer bütün meydanlardan/ Kızıl Meydan bütün umutlardan geçer 1 Mayıs'ta/Kızıl Meydan 1 Mayıs'ta girer bütün hapislere/Kızıl Meydan bütün iklimlerden geçer 1 Mayıs'ta/ karın, yağmurun, güneşin altında/ Dünya 1 Mayıs'ta Kızıl Meydan olur/ Lenin'in konuştuğu meydan"  Dünyada ilk işçi devletinin başkenti olması bu duyguyu yaşamasında oldukça etkili olmuştur. Ama içinde Moskova geçen şiirlerinde yoğun bir hüzün de barındırır. Memleketine ve İstanbul'a duyduğu özlem bu hüznün nedenidir. Bazen bir yolculuk sırasında bazen de evinin penceresinden bakarken memleket özlemi baskın gelmiştir: "Bakıyorum Moskova’nın pencerelerinden birinden/ seni düşünüyorum memleketim/ memleketim, Türkiye’m seni düşünüyorum/ zaten bir dakka çıktığın yok aklımdan,/ hasretin dayanılır gibi değil/ Moskova’da yaşamanın saadeti olmasa,/ burda herkes sormasa seni benden,/ Sovyet insanlarından her gün mektup gelmese,/ sevmese seni onlar/ benim onları sevdiğim kadar."

***

Şunu da belirtmek gerekir ki  Lenin ve Moskova -Kızıl Meydan- vurgulu şiirlerinde modern revizyonizmin izleri de görülür. Özellikle SBKP 20. Kongresinden sonra yazdığı bu şiirler, Nâzım Hikmet'in Stalin sonrası dönemde aldığı politik pozisyonu göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Bu ayrı bir yazı ve tartışma konusudur.

Nâzım Hikmet Sovyetler Birliği'ne dair ilk şiirlerini  öğrencilik yıllarında yazmıştır. Ama Sovyetler Birliği'ni anlattığı şiirlerinin çoğunluğu sürgünlük döneminde kaleme alınmıştır. Bu şiirlerde Lenin ve Moskova vurgusu oldukça fazladır.

Nâzım Hikmet şiirinde Lenin sadece büyük bir devrimci değildir. Moskova sadece yaşamını sürdürdüğü bir kent değildir. Aynı zamanda bir imgedir. Sosyalizmin, insanlığın kurtuluşu mücadelesinin, güzel günlerin ve işçi sınıfının simgesidir.

www.evrensel.net