Pendik Belediyesinin daveti üzerine...

Pendik Belediyesinin daveti üzerine...

Adile Doğan, Pendik Belediyesinin daveti üzerine kadınlara yönelik düzenlenen kahvaltıya dair izlenimlerini anlattı.

Adile DOĞAN
İstanbul

Bir sabah tam kahvaltıya başlayacakken telefonum çaldı. Pendik Belediyesinden aradığını söyleyen kişi söze "hayırlı günler" diyerek girdi. Pendik Belediyesi başkan yardımcısının davetini iletti. "Birkaç gün sonrası için sizleri kahvaltıya bekliyor" dedi. Hem şaşkınlık hem de merak duyarak “Allah izniyle geliriz. Hayırlı günler” diyerek telefonu kapattım. Şaşırmamın sebebi belediyenin kadınlara yönelik kahvaltı düzenlemesi değildi. Muhtemelen bu tip işleri sıkça yapıyorlardı. Bizi ve bizim gibi kurumları davet etmiş olmaları şaşırtıcı olandı. 

SORUMLU KADINLAR OLMUŞTU

O gün geldi. Dernekten birkaç arkadaşımızla gittik. Siyasi partilerin kadın kollarına, bulunduğumuz bölgedeki kadın derneklerine, kadın muhtarlara ve belediye meclis üyelerine çağrı yapılmıştı. Listede ismi olan ama gelmeyen kurumlar da vardı. Belediye başkan yardımcısı kahvaltının amacının bölgemizdeki kadın kurumlarıyla bir araya gelmek olduğunu söyledi. Her kurumun kendini tanıtması, faaliyetini anlatması için mikrofonu uzattı. Öncelikle söz alan belediye meclis üyesi kadına yönelik şiddetin nedeninin kadınlar olduğunu söyleyerek konuşmasına başladı. Konuşmanın devamında “Biz bu erkekleri yetiştiriyoruz demek ki biz sorumluyuz. Erkekleri adam edeceğiz, ama önce kendimizden başlamalıyız” dedi. Ben kendi adıma şaşkınlık içindeydim. Kadına yönelik şiddetin çok yoğun olarak yaşandığı Pendik’te tek sorumlu biz olmuştuk. Pendik’te yaşanan iki kadın cinayeti ve lise öğrencisi olan bir genç kızın bıçaklanması sanki buranın sorunları değildi. Bu arada gelen kurumlar ağırlıklı olarak muhalif kadın kurumlarıydı. Kurumlar adına söz alan kadınlar sırayla kendilerini ve faaliyetlerini anlattılar. Kuran kursu adına söz alan bir kadın arkadaş, faaliyet alanlarının ‘hanımlar’ ve ‘çocuklar’ olduğunu, amaçlarının temiz bir toplum yetiştirmek olduğunu söyledi. Kadın arkadaşım 2000 kadına cuma günleri ‘hayırlı cumalar’ mesajları attıklarını, Kuran’ın anlamı ve önemi, peygamber efendimizin hayatı ve buna benzer seminer toplantı vs. düzenlediklerini söyledi. Belediyeye bağlı bir kurumda çalışan psikolog danışman olan başka bir kadın arkadaş, yine çocuklar ve kadınlara yönelik olarak çalıştıklarını ve çok sayıda kadın ve çocuğa hizmet verdiklerini söyledi. “Biz sorunu başlamadan çözmeye çalışıyoruz. Yani sorun başlamadan müdahale bizimki” diyor. Ancak sorun ne? Neden bu kuruma kadınlar gider? Yani kısacası bu kurumda çalışanların kadınların günlük hiçbir sorunundan haberdar olmadığını düşündüm. Belediye meclis üyesi başka bir kadın ise; siyasi iktidar sayesinde kadınların bütün yönetimlerde çok yükseldiklerini anlattı. Ancak belediyede kadınlar namına ne gibi bir çalışma var hangi sorunlarla karşılaştıklarını, çözdükleri ya da çözemedikleri konuların neler olduğunu bilemiyoruz. 

NE SORUNSUZ BİR İLÇEMİZ VARMIŞ!

Konuşmaları dinlerken “Ne güzel, ne kadar sorunsuz bir ilçemiz varmış” dedim. Zaten bir belediye meclis üyesi kadın, şiddetin nedenini çözmüştü. Doğurduğumuz oğlan çocuklarını biz kötü yetiştirdiğimiz için vardı şiddet. “Ne olacak canım, biz de bundan sonra daha terbiyeli oğlanlar yetiştiririz” dedik. Bir başka kurum, kadınların özgürlük talebini kendilerine dert edinmiş. “Dışarı çıkmak istiyor kadınlar. Biz de illere gezmelere götürerek çare bulduk” diyerek anlatıyor. Araba istediklerinde belediye destek oluyormuş. Bizim de belediye ile yaşadığımız bir anı geliyor aklıma. Belediyeden 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü mitingi için araç istemiştik. İlk başta kabul ettiler ve arabayı vereceklerini söylediler. Mitinge gitmemize saatler kala belediyeden aradılar ve “Elimizde size verecek aracımız kalmadı” dediler. 

SORUNLAR ORTAKTI AMA...

Sonunda söz sırası bize geldi. Biz de derneğimizi ve kurulma amacımızı anlattık. Söze “Biz kendimize başka bir şeyi dert ettik. Bizim derdimiz kadına yönelik şiddetin son bulması ve kadın emeğinin hak ettiği değeri bulmasıydı” dedik. Derneğimize bugüne kadar gelen sorunlardan bahsettik. Boşandığı eşi tarafından üzerine benzin dökülerek yakılan kadından, engelli çocuğu tacize uğrayan anneden, yaşanan ensest vakalarından, fabrikada ustabaşının tacizine uğrayan işçi kadın arkadaşımızdan bahsettik. “Bu belediye hepimizin belediyesi, doğal olarak talepte bulunacağız, destek isteyeceğiz kadın sorununa daha yakından bakmasını talep edeceğiz, yapmadığını da eleştireceğiz” dedik. Anlattıklarımız ortaklaştığımız sorunlardı ve toplantıdaki bütün kadınlar dinledi. Konuşmamın sonunda birçoğu alkışladı. Birçok kadın “Yüreğimize su serptin” dedi. Ama ne yazık ki aynı sorunları yaşadıkları halde kendileri konuşamamıştı.

www.evrensel.net