Emek Partisi: Tek adam  yönetimine hayır

Emek Partisi: Tek adam yönetimine hayır

Emek Partisi'nden bağımsız, laik, demokratik bir Türkiye için çağrı

Emek Partisi, bir “darbe ve karşı darbe ürünü olan” anayasa değişikliği için yapılacak referandumu “Siyasal sistemin faşist temelde yeniden inşası çabalarının yeni bir aşaması” olarak değerlendirdi. İşçileri, emekçileri, sendikaları, meslek ve kitle örgütlerini, kadın, gençlik ve çevre örgütlerini, inanç gruplarını her yerde güçlerini birleştirmeye ve ‘hayır’ demeye çağıran EMEP, “Güçlü bir hayır yalnızca tek adam rejimini püskürtmekle kalmayacak, demokrasi ve özgürlüklere de bir kapı açacaktır” dedi. 

Geçtiğimiz hafta sonu toplanan Emek Partisi Genel Yönetim Kurulu, anayasa değişikliği ve referanduma ilişkin görüşlerini kamuoyuna açıkladı. Açıklamada, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümetinin, “fiili başkanlık” temelinde attığı adımlarla bir ucundan uygulamaya başladığı siyasal rejimi anayasal bir zemine kavuşturmak istediği, aranan fırsatı ise Erdoğan’ın “Bu bize Allah’ın lütfudur” dediği 15 Temmuz darbe girişimiyle bulduğu belirtildi: “Darbe püskürtülmesine rağmen ilan edilen ve ne zaman kaldırılacağı belli olmayan OHAL yönetimi ve bu koşullarda gidilen anayasa değişikliği başta olmak üzere uygulanan politikalar, 15 Temmuz’un Erdoğan ve AKP tarafından kendi karşı darbelerinin bir olanağına dönüştürüldüğünün en açık ifadesidir.” 

‘DARBE VE KARŞI DARBE ÜRÜNÜ’

12 Eylül darbesinin bir ürünü olan mevcut Anayasa ve ‘askeri vesayetin’ kaldırıldığı söylemleriyle tam anlamıyla ‘demagoji’ yapıldığı ifade edilen açıklamada, “Getirilmek istenen ‘yeni anayasal düzen’ bir karşı darbe ürünüdür ve eğer aralarında bir kıyaslama yapılacaksa 12 Eylül Anayasası’yla ancak gericilikte yarışabilir” denildi. 

EMEP, “Tek adam, tek parti yönetimine dayanan başkanlık sistemini getiren anayasa değişikliğinin TBMM’den geçirilerek referandum sürecine gelinmesiyle birlikte siyasal sistemin faşist temelde yeniden inşası çabaları yeni bir aşamaya ulaşmış bulunuyor. İşçi sınıfı, emekçiler başta olmak üzere her milliyetten Türkiye halkı ülkeyi uçuruma sürükleyen bu girişimin yol açacağı sonuçları çok iyi düşünmelidir” uyarısında bulundu. 

‘HALKI DIŞLAYAN ANAYASA MEŞRU DEĞİLDİR’

Emek Partisinin anayasa yapım sürecine ilişkin eleştirileri ise şöyle: “Toplum homojen olmadığı (sınıflardan oluşur) gibi, hukuk da bağımsız ve tarafsız değildir. İşçi sınıfı, emekçiler ve halkın, demokratik koşullarda anayasa yapım süreçlerine kurucu meclis aracılığıyla yapıcı bir unsur olarak katılmaları bu yüzden hayati bir önem taşır. Halkı dışlayarak, OHAL koşullarında, AKP ve MHP’nin meclis çoğunluğuna dayanarak, zorbalıkla Meclisten geçirilen ve gelecekte halkı siyasetten bütünüyle dışlayan anayasa değişikliği meşru değildir.” 

‘OHAL ANAYASASI KABUL EDİLEMEZ’

Açıklamada, AKP ve yandaşlarının ‘tek adam rejimi’ dayatmasına hayır diyenleri, mevcut düzeni ve anayasayı savunmakla suçlamasının ise “temelsiz” olduğu vurgulandı: “EMEP, ‘Tek Adam, Tek Parti Yönetimine HAYIR’ derken, asla mevcut düzeni ve anayasayı savunmamaktadır. Bunun yerine halkın seçtiği temsilcilerden oluşan bir kurucu meclis tarafından halkın en geniş kesimlerinin katılımıyla hazırlanan ve halk onayına sunulan, halkın mutlak egemenliği ve iktidarını, demokratik hak ve özgürlükleri güvence altına alan anayasa temelinde yeni bir devlet düzeni kurulmasını savunmaktadır. Halkımız bu OHAL anayasasını kabul etmemelidir.”

‘KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK’

Referandum öncesi toplumsal muhalefet üzerindeki baskının giderek arttığına işaret eden EMEP, demokrasi ve özgürlükler için güçlü bir ‘hayır’ın örgütlenmesi çağrısı yaptı: “Halkın haber alma hakkı başta olmak üzere temel hak ve özgürlükler OHAL gerekçesiyle fiilen askıya alınmış bulunmaktadır. Televizyon, radyo, gazete ve dergiler kapatılmıştır. Tutuklu gazetecilerin sayısı yüz ellidir. Emekten ve halktan yana bilim insanları, yazar ve sanatçılar görevlerinden uzaklaştırılmakta, işsizlikle tehdit edilmektedir. İşçi grevleri yasaklanmakta, her türlü hak arayışı TOMA’larla bastırılmaktadır. Ülkenin meydanları iktidar yanlılarının dışında herkese kapatılmış durumdadır.

Ancak korkunun ecele faydası yoktur. Tarihin öğrettiği, gerçeğin karşında hiçbir önlemin kâr etmediğidir.
Emek Partisi olarak işçileri, emekçileri, sendikaları, meslek ve kitle örgütlerini, kadın, gençlik ve çevre örgütlerini, inanç gruplarını olabilir her noktada ve düzeyde HAYIR için güçlerini birleştirmeye ve örgütlenmeye çağırıyoruz. Güçlü bir hayır yalnızca ‘Tek Adam Rejimi’ni püskürtmekle kalmayacak, demokrasi ve özgürlüklere de bir kapı açacaktır.”

'EMPERYALİZMİN VE TEKELCİ SERMAYENİN TAHAKKÜMÜNÜ PEKİŞTİRİYOR'

“Getirilmek istenen tek kişi yönetimine dayalı siyasal rejimin uluslararası emperyalist tekellerin ve iş birlikçi tekelci sermayenin çıkarlarının bekçiliğini yapacağı açıktır. Uluslararası emperyalist merkezler ve yerli büyük sermaye çevreleri kendi ihtiyaçları neyi gerektiriyorsa ona göre davranmaktadır. Erdoğan ve AKP Hükümeti ile aralarında yaşanan anlaşmazlıklar ve tartışmalar ise yeni bir uzlaşmaya varmak için gündeme geliyor. Ve her defasında mevcut tahakkümün pekiştirilmesiyle sonuçlanıyor.”

'EMEK VE ÖZGÜRLÜK DÜŞMANI' 

“80 milyonluk bir halkın ve ülkenin geleceği bir kişinin insafına (gerçekte keyfine) bırakılmak isteniyor. Böyle bir rejimde kişilerin, toplumsal sınıf ve grupların, halkların hiçbir güvencesi olmayacaktır. Konut dokunulmazlığı, özel yaşamın gizliliği olmayacağı gibi söz, basın, düşünce ve ifade özgürlüğü, grev hakkı, örgütlenme hakkı başta olmak üzere her türlü hak arayışı engellenecek ya da bir KHK ile tümden ortadan kaldırılabilecektir.

İşçiler çalışma statüsü (taşeron sistemi) ve koşullarının (esnek çalışma) değiştirilmesi, iş güvencesi için talepte bulunamaz hale getirilirken, çevre ve yaşam alanlarının yağma ve talanına itiraz edilemeyecektir.

Meclisin bütünüyle etkisiz hale getirilip, yargının tümüyle yürütmenin (fiiliyatta bir kişinin-başkanın) emrine koşulduğu bir düzende hak ve hukuktan zaten söz edilemez.”

'İNANÇLAR BASKILANACAK, ŞİDDET VE İSTİSMAR ARTACAK'

“Getirilmek istenen yeni rejimde inanç grupları üzerindeki baskılar daha da katmerleşirken, toplumun mezhepçi temelde kutuplaştırılma süreci pervasızlık boyutlarında sürecektir. 

Kadınların cinsiyet eşitliği için talepleri görmezden gelinirken, kadını evin dört duvarı arasına hapsetmeye yönelik yeni düzenlemeler sürecektir. Örneğin, toplum baskısıyla geri çekilen, kadın ve çocuk istismarına cevaz veren ‘tecavüz yasası’nın ilk fırsatta yeniden gündeme getirilmesi şaşırtıcı olmayacaktır. AKP Hükümetinin 15 yıllık pratiği buna işaret etmektedir.

'18 YAŞ DÜZENLEMESİ GENÇLİĞE ATILMIŞ BİR YEMDİR' 

Milletvekili seçilme yaşının 18’e indirilmesi referandum oltasının ucundaki gençliğe atılmış yemdir. Mevcut halde seçilme yaşı 25’tir, fakat bu yaşta bir milletvekili olmadığı gibi TBMM yaş ortalaması 50’dir. Bu durum başlı başına düzenlemenin bir siyasi rüşvet olduğunu göstermektedir. Erdoğan ve AKP’nin gençliğe çizdiği gelecek bellidir: Dindar ve kindar nesiller olmak... Bunun için evrim kuramının çıkartılması başta olmak üzere eğitim müfredatında gerici düzenlemeler sürmektedir.

Bilim insanları üniversitelerden atılarak akademi dünyası AKP’nin ideolojik arka bahçesi olacak biçimde yeniden düzenlenmektedir.YÖK’ün göstermelik seçim sistemi kaldırılarak rektör atamaları yetkisi tümüyle CumhurBAŞKANa verilmektedir.

İÇERİDE BARIŞ, DIŞARIDA BARIŞ!

“Tek adam, tek parti rejimi için atılan ilk adımlardan biri de Kürt sorununda ‘çözüm süreci’ni sonlandırmak olmuştur. Yeni bir savaş politikası devreye sokularak, sokağa çıkma yasakları eşliğinde Kürt kentleri top ve tanklarla kuşatılarak halkın talepleri ezilmeye çalışılmıştır. Kürt halkının iradesi, ‘milli irade’ söylemini dillerine pelesenk eden Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP Hükümeti tarafından hiçe sayılmıştır. Her gün Suriye topraklarından asker cenazeleri gelmektedir. Bu savaşı halka ‘Ülkenin bekası için yürütülen bir savaş’ olarak propaganda eden ve ‘yeni bir Sevr dayatması’yla karşı karşıya kalındığını ilan eden Erdoğan ve AKP Hükümetinin tekrarladıkları, gerçekte ‘Kurt masalı’ndan başka bir şey değildir. Savaş dahil ülkeyi uçurumun kenarına getiren gelişmelerin nedeni Erdoğan ve AKP Hükümetinin izlediği politikalardır. Bu yüzden referandumda evet demek savaş koalisyonuna evet anlamına gelmektedir.” (İstanbul/EVRENSEL)

İnteraktif Sayfa: Anayasa değişikliği paketinin madde madde ayrıntılı değerlendirmesi...

Son Düzenlenme Tarihi: 09 Şubat 2017 07:46
www.evrensel.net