‘IŞİD’e lojistik destek sağlandı’

‘IŞİD’e lojistik destek sağlandı’

Müşteki ifadeleriyle devam edilen 10 Ekim duruşmasında, siyasi sorumluluk dikkate alınmazsa katliamların süreceği vurgusu öne çıktı.

Cem GURBETOĞLU
Cem ŞİMŞEK
Ankara
 

10 Ekim davasının 2. duruşması müşteki ifadeleriyle devam etti. Saldırıda yaralanan avukat Eylem Sarıoğlu Aslandoğan müşteki sıfatıyla verdiği ifadede, davanın katliamdan önceki ve sonraki olaylardan bağımsız ele alınamayacağını vurguladı. Aslandoğan, “Katliama vesile olan kişiler ve politikaları burada tartışmazsak siyasetçilerin, katliam öncesi ve sonrası benzer  açıklamalarının bugün de devam ettiğini görüyoruz. Referandum üzerinden bugün yürütülen açıklamalar da bu patlamanın iktidarın politikalarına hizmet ettiğini gösteriyor. Bu katliamı hükümetin IŞİD’e desteğinin bir sonucu olarak görüyoruz. IŞİD’in güçlenmesine vesile olan ve amaçlayan AKP iktidarının politikasıydı” diye konuştu.

IŞİD’lilerin Türkiye’de rahatlıkla hastanelerde tedavi edildiğini, TIR’larla cihatçı örgütlere silah taşındığını, sınırdan rahatlıkla IŞİD’e elaman sağlandığını ifade eden Aslandoğan, “Açık kapı politikası” denilen hükümetin Suriye politikası ile IŞİD’e lojistik destek sağlandığını söyledi. Aslandoğan, bu politika olmasa bu katliamın gerçekleşemeyeceğinin altını çizdi. Sanıklardan Metin Akaltın’ın çantasından çıkan ve uzmanların ancak bomba hazırlama eğitimi almış kişilerin kullanabileceği malzemeler olduğu yönündeki rapora rağmen Akaltın hakkında iki ay işlem yapılmamasını örnek gösteren Aslandoğan, “Bu dosyada sanıkların 2012 yılından itibaren takip edilmelerine rağmen örgütlerle ilişkilerinin yargı kanalıyla nasıl örtbas edildiğini gördük. Nerelerde, neler yaptıklarının bu katliama kadar Emniyet ve devlet tarafından bilindiğini gördük. Suriye’de eğitim alıp, nasıl bu kadar rahat Türkiye’ye gelip örgütlendiklerini gördükçe kahrolduk. Hiçbirimiz bu acıları yaşamayabilirdik” dedi. Aslandoğan, bu nedenle bu politikanın sahiplerinden başlayarak kamu görevlilerinin olayın yaşanmasından ihmal değil, kastı olduğunu söyledi.

‘SİYASİ SORUMLULUK DİKKATE ALINMAZSA KATLİAMLAR SÜRER’

BTS yöneticisi İshak Kocabıyık da, “Ali Kitapçı 35 yıllık arkadaşım. Patlamadan sonra ben kalkttım, o yerde nefes alıp veriyordu, hareket ediyordu. Gaz atıldı. Sonra hareketsizdi. Ali Kitapçı’nın katili o gazı atan polistir. Kin ve intikam duygusu taşımıyorum ama bunları bu mahkemenin dikkate alması lazım. Bir siyasi sorumluluğun, kusurun olduğu gün gibi aşikar. Hepimiz biliyoruz. Devletin sorumluluğu ortaya çıkmazsa, daha pekçok Reina katliamı, Beleştepe katliamı, Güvenpark katliamı, Ankara katliamı olur. Siyasi sorumluluğun ele alınarak değerlendirilmesi tarihi bir sorumluluktur. Kimse bu tarihi sorumluluktan kaçamaz” dedi.

Katliamda eşini kaybeden Aydın Mollaoğlu da, 10 Ekim günü polislerin dönemin TEM C Şube Müdürünün ihmalinin müfettiş raporlarında yer olan ifadeleri nedeniyle tanık olarak dinlenmesini talep etti.

Dün ifadesi IŞİD’li sanıklar tarafından provokasyon yaratılarak yarıda kesilen Mehtap Sakinci Coşgun, katillerin 5 Haziran HDP mitinginde yaşanan patlamadan bu yana arkalarında iz bıraktıklarını söyledi. Ardından Suruç’ta 33 kişinin hayatıın kaybettiğini, buna rağmen katilin ve katillerin arkasında bıraktığı izle ilgilenilmediğini belirten Coşgun, 10 Ekim günü katliamı gerçekleştirilenlerin bunun rahatlığıyla Gar önüne geldiklerini dile getirdi.

Coşgun, “Bütün muhalefetin ilk defa barış kavramı üzerinden buluştuğu, Türkiye tarihine damga vuracak bir miting gerçekleştirilemedi. Bu katliam kimin işine yaradı? bu kanlar neden döküldü?Bile isteye gelen katliamın engellenmediği, detaylı araştırma yapılmadığı, arka arkaya gelen katlamlar karşısında buna göz yuman siyasi iktidarın da sorumlu olduğunu düşünüyoruz” dedi.

‘EŞİMİN GAZ ATILDIĞI İÇİN ÖLDÜĞÜNÜ DÜŞÜNÜYORUM’

Katliamda eşini kaybeden Zeki Yılmaz Öztekin, “Eşim de, ben de yaralandık. Eşime dokundum. Astım ve KOAH hastasıydı. Çantasından ilacını çıkardım. Adını sonradan öğrendiğim Prof. Dr. Ümit Biçer müdahale etti. Devamında üzerimize gaz atıldı. Çekilmek zorunda kaldı müdahale eden sağlıkçılar. Ben şok içerisinde kaldım. Eşimin havasız kaldığı için, müdahale edilemediği için öldüğünü düşünüyorum” dedi.

33 yıl askeri işyerinde çalıştığını, iç hizmet mevzuatını bu nedenle iyi bildiğini belirten Öztekin, gaz atan polisleri kastederek, “Kanunsuz emiri yerine getirmek zorunda değillerdi. Bu çocuklarımız, ‘böylesi vahşet ortamında, kan deryası içerisinde insanların üzerine nasıl yürürüm’ diyemeyecek kadar açtırlar, vicdanları köreltilmiştir” diye konuştu. Öztekin, “Barışa dostluğa paylaşmaya inanıyoruz. ve herşeye rağmen savaşa hayır diyoruz. Bu ülkenin başına çorap örmek isteyenlere hayır diyoruz” dedi.

‘HAKİM BEY, DEVAM ETMEK İSTİYOR MUSUNUZ?’

Katliamda hayatını kaybeden Mesut Mak’ın eşi Evrim Pınar Mak, 10 Ekim’e gelen sürecin Kürt sorunundaki gelişmelerden bağımsız ele alınamayacağını belirterek, çözüm sürecinin bitirilmesiyle yeniden ölümler yaşanmaya başladığı hatırlattı. Bunun sonrasında laiklik, barış ve demokrasiden yana olanların yeniden barış sürecinin yeşertilmesi için miting kararı aldığını belirten Mak, “Eşim  bir daha anneler ağlamasın diye eyleme katıldı. Yola çıktığında kızım ‘gitmesen olmaz mı’ dediğinde, ‘barış için gitmem gerekiyor’ dedi. ‘Bir gün sonra döneceğim’ dedi, ama ilk defa kızına verdiği sözü tutamadı” dedi.

Mak, “Eşimi aradım ulaşamadım. Yetkililerden bilgi alamadım. Hükümetten de gerekli açıklama yapılmadı. 'Kokteyl terör' dedi. ‘İstifa edecek misiniz’ sorusuna gülerek cevap verdiler. Sonra 400 vekil tehdidi yaşandı. Bugün de tehditler sürüyor. 'Evet' çıkmazsa bombalar patlayacakmış. Bu nasıl işbirliği? Barış istemek terörizm değildir. Terörizm, zayıf olanın seçtiği şiddete dayalı bir şeydir. Adi şiddet bir varlığa zarar vermektir. Terör için şiddet amaç değil, araçtır. Şimdi mukayese edelim, kim terörist? Bunlar zavallı insanları öldürecek kadar zavallılar” diye konuştu.

Mak, “Bu sanıklar bizim muhatabımız değil, gerçek sorumluları biz tanıyoruz. Onlar da bizi tanıyacak. Hakim bey, umarım bizim umudumuzu boşa çıkarmazsınız. Bunlardan da şikayetçiyim ama bunlara yol verenlerden de şikayetçiyim. Yolda arama yapmayanlardan, MİT görevlilerinden, bunlara cesaret veren Başbakan'dan şikayetçiyim” dedi. Evrim Mesut Mak ifadesinin sonunda Mahkeme Başkanı Selfet Giray’ın “Davaya katılmak istiyor musun” sorusuna "Evet ben katılmak istiyorum. Peki hakim bey, siz bu davaya devam etmek istiyor musunuz? Edebileceğinizi düşünüyor musunuz?" diye yanıt verdi.

Müşteki ifadeleriyle devam eden Ankara Katliamı davasınının duruşmasına yarın saat 10.00'a kadar ara verildi. (Ankara/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 08 Şubat 2017 21:48
www.evrensel.net