Anayasa değişikliği ne getiriyor, ne götürüyor?

Anayasa değişikliği ne getiriyor, ne götürüyor?

Evrensel, Anayasa değişiklik paketinin ne getirdiğini 2 günlük yazı dizisiyle sunuyor. Hukukçu Kamil Tekin Sürek tek tek maddeleri anlattı.

Av. Kamil Tekin SÜREK

TBMM’den geçmiş anayasa değişiklikleri nisan ayında referanduma sunulacak. Referandumda kullanılacak oya göre evet ve hayır blokları şimdiden oluşmaya başladı. Fakat iki blokta yer alanların çoğunluğu “Değişiklikler nelerdir”, “Yaşamımızı nasıl değiştirecek” sorularına net yanıtlar veremiyor. Taraflar daha çok Erdoğan’a göre mevzileniyor. Erdoğan’ı sevenler “evetçi”, sevmeyenler “hayırcı”. Oysa, anayasa değişiklikleri Erdoğan’ı sevenleri de, sevmeyenler kadar etkileyecek. Üstelik, Erdoğan sonsuza kadar yaşamayacak. Bir süre sonra Erdoğan’ı sevenlerin sevemeyeceği biri de cumhurbaşkanı olabilir.

Şimdi tek tek maddelere bakalım.

YARGI YÜRÜTME BAĞIMLI OLUYOR

MADDE 1- 7/11/1982 tarihli ve 2709 sayılı T. C. Anayasası’nın 9’uncu maddesine “bağımsız” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve tarafsız” ibaresi eklenmiştir.

Bu madde ile “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır” hükmüne mahkemelerin sadece bağımsız değil ama aynı zamanda tarafsız olduğu ekleniyor. Ama, aşağıdaki değişikliklerle Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanının Meclisteki çoğunluk partisi tarafından atanan yüksek mahkeme üyeleri ve yargının yönetici organları ile yargı yürütmeye tarihte hiç olmadığı kadar bağımlı oluyor.

DAR BÖLGE PLANI- SEÇİM RÜŞVETİ!

MADDE 2- 2709 sayılı Kanun’un 75’inci maddesinde yer alan “beş yüz elli” ibaresi “altı yüz” şeklinde değiştirilmiştir.

Bu madde ile 550 olan milletvekili sayısı 600’e çıkarılıyor. Böylece hem değişikliğe evet diyecek milletvekillerini yeniden seçtireceği rüşvetini veriyor, hem de ileride dar bölge seçim sistemine uygun olacağını düşündüğü bir rakam kadar milletvekilliği öneriliyor. Milletvekili sayısının elli daha arttırılmasının yasama organına hiçbir faydası olmayacağı gibi sadece yasama organının halka maliyeti artacak.

GENÇLİKTEN OY ALMA PLANI

MADDE 3- 2709 sayılı Kanun’un 76’ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Yirmi beş” ibaresi “on sekiz” şeklinde, ikinci fıkrasında yer alan “Yükümlü olduğu askerlik hizmetini yapmamış olanlar,” ibaresi “Askerlikle ilişiği olanlar,” şeklinde değiştirilmiştir.

Bu madde referandumda gençlerden oy alabilmek için getirilmiş bir kurnazlık olarak değişiklik metninde yer alıyor.

VEKİLE DE  BAŞKANA DA OY VERME GARANTİSİ

MADDE 4- 2709 sayılı Kanun’un 77’nci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “C. TBMM ve Cumhurbaşkanının seçim dönemi MADDE 77- TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır...”

Cumhurbaşkanlığı seçimi ve TBMM seçimlerinin aynı gün olması, parti başkanı cumhurbaşkanının Meclise de hükmetmesini sağlayacak bir yöntemdir. Çünkü cumhurbaşkanlığı yüzde oy alarak seçildiğinde partisi de tek başına çoğunluk sağlayacak oranda milletvekili kazanmış olacaktır. Oysaki başkanlık ile yönetilen ülkelerde başkan ile yasama meclisi seçimleri ayrı zamanlarda yapılır! Bunun nedeni başkanın yönetiminden memnun kalmayan seçmenin en az iki sene sonra yapılacak meclis seçimlerinde onun partisine oy vermeyerek ve onun partisini mecliste azınlığa düşürerek bir denge sağlama olanağı getirmesindedir.

BÜTÇEYİ CUMHURBAŞKANI BELİRLEYECEK, MECLİS DEĞİL!

MADDE 5- 2709 sayılı Kanun’un 87’nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 87- TBMM’nin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; bütçe ve kesin hesap kanun tekliflerini görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilanına karar vermek; milletlerarası antlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, TBMM üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilanına karar vermek ve anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir.”

Bu madde ile Meclisin bütçe yapma yetkisi ortadan kaldırılıyor. Bütçeyi cumhurbaşkanı hazırlıyor ve Meclise sunuyor. Meclisin cumhurbaşkanının hazırladığı bütçeyi değiştirerek onama yetkisi yok. Ya onayacak, ya geri gönderecek.

MECLİSİN CUMHURBAŞKANINI DÜŞÜREBİLMESİ ÇOK ZOR

MADDE 6- 2709 sayılı Kanun’un 98’inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve kenar başlığı metinden çıkarılmıştır: “MADDE 98- TBMM; meclis araştırması, genel görüşme, meclis soruşturması ve yazılı soru yollarıyla bilgi edinme ve denetleme yetkisini kullanır... Meclis araştırması, genel görüşme ve yazılı soru önergelerinin verilme şekli, içeriği ve kapsamı ile araştırma usulleri Meclis İçtüzüğü ile düzenlenir.”

Meclisin denetleme görevleri bu madde ile düzenleniyor. Eski maddede hükümet olan kısımlar cumhurbaşkanı ve yardımcıları olarak değiştirilmiş. Fakat yine cumhurbaşkanı ile aynı gün yapılan Meclis seçimi (Ve bir de yüzde on baraj sistemi devam ederse) ile Mecliste tek başına iktidar kurabilecek çoğunluğu sağlayan parti aleyhine bu maddede sayılan denetim sistemlerinin hiçbir etkisi olamaz.

Bir denetleme kurumu olan gensoru ile hükümet ve bakan düşürme usulü kaldırılıyor. Meclis cumhurbaşkanını düşürebilmek için ancak seçime gidebiliyor, o zaman da milletvekilleri bir daha seçilememe riski ile karşı karşıya kalıyor. Cumhurbaşkanı ve bakanları Yüce Divana sevk etmek ise; cumhurbaşkanının başkanı olduğu parti Mecliste çoğunluk olduğunda, nerede ise olanaksız hale geliyor.

MECLİSTE SÜREKLİ ÇOĞUNLUK OLMA PLANI!

MADDE 7- 2709 sayılı Kanun’un 101’inci maddesi, başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “A. Adaylık ve seçimi MADDE 101-Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip, Türk vatandaşları arasından, doğrudan halk tarafından seçilir. Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa cumhurbaşkanı seçilebilir. Cumhurbaşkanlığına, siyasi parti grupları, en son yapılan genel seçimlerde toplam geçerli oyların tek başına veya birlikte en az yüzde beşini almış olan siyasi partiler ile en az yüz bin seçmen aday gösterebilir… Genel oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday cumhurbaşkanı seçilir. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa,…ikinci oylama yapılır. Bu oylamaya, ilk oylamada en çok oy almış iki aday katılır ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday cumhurbaşkanı seçilir... İkinci oylamaya tek adayın kalması halinde, bu oylama referandum şeklinde yapılır. Aday, geçerli oyların salt çoğunluğunu aldığı takdirde cumhurbaşkanı seçilir...”

Cumhurbaşkanı adaylarının önerilmesi konusunda değişiklikler getirilmiş. Meclis yerine Meclis dışından aday önerilebiliyor. En az yüzde beş oy almış partiler ve yüz bin seçmen aday önerebiliyor. Bu sistemde, ikinci turda iki büyük parti etrafında kümeleşme olur. Bu anayasa ile birlikte AKP çevrelerinde konuşulduğu gibi dar bölge seçim sistemi uygulanırsa iki büyük parti ve iki küçük parti ile Meclis çalışmaları yürütülür, cumhurbaşkanlığı seçimleri ise iki büyük parti arasında geçer. CHP yüzde yirmi beş civarında oy aldığı için, AKP sürekli Mecliste çoğunluk olur ve Yürütme AKP’de kalır. Planlanan budur.  

Şimdiki seçim sisteminde her ile bir milletvekili verilmekte, 81 milletvekili çıkarıldıktan sonra diğer milletvekilleri nüfusa göre illere dağıtılmaktadır. Bu sistemde Dersim iki milletvekili çıkarabilmekte, İstanbul gibi büyük şehirlerde HDP milletvekili çıkarabilmektedir. 600 milletvekilli dar bölge sistemi uygulandığında ise büyük şehirlerde AKP’nin daha fazla milletvekili çıkarabileceği şekilde bölgeler oluşturulacağı gibi Dersim ve onun gibi az nüfuslu iller belki komşu illerin bazı ilçeleri ile birleştirilerek seçim bölgesi olacak ve HDP’nin milletvekili sayısı azaltılacaktır.

CUMHURBAŞKANINA KARARNAME YETKİSİ

MADDE 8- 2709 sayılı Kanun’un 104’üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “MADDE 104- Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir…; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin eder. Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü TBMM’de açılış konuşmasını yapar. Ülkenin iç ve dış siyaseti hakkında Meclise mesaj verir… Kanunları tekrar görüşülmek üzere TBMM’ye geri gönderir. Kanunların, TBMM İçtüzüğünün …hükümlerinin Anayasaya… aykırı oldukları gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinde iptal davası açar. Cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanları atar ve görevlerine son verir. Üst kademe kamu yöneticilerini atar, görevlerine son verir ve bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasları Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenler... Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunar. Milli güvenlik politikalarını belirler ve gerekli tedbirleri alır.

TBMM adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil eder... Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Anayasanın … temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle …siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez. Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. TBMM’nin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir...”

Meclis cumhurbaşkanını neredeyse denetleyemezken, Cumhurbaşkanı Meclisin çıkardığı yasaları iptal talebi ile Anayasa Mahkemesine gönderebilecek, Anayasa değişikliklerini referanduma götürebilecek. Yürütme ile ilgili konularda kanun hükmünde kararname çıkarabilecek. Bütçeyi hazırlayabilecek. Yasama yürütme dengesinde yürütme bu düzenlemelerle daha ağır basıyor. Yürütmenin yasama üzerinde vesayeti oluşturuluyor.

YARGILAMAK HİÇ DE KOLAY DEĞİL

MADDE 9- 2709 sayılı Kanun’un 105’inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “E. Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğu MADDE 105- Cumhurbaşkanı hakkında, bir suç işlediği iddiasıyla TBMM üye tamsayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilir. Meclis, … üye tamsayısının beşte üçünün gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verebilir. Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde, Meclisteki siyasi partilerin, … gösterecekleri adaylar arasından… on beş kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılır... TBMM üye tamsayısının üçte ikisinin gizli oyuyla Yüce Divana sevk kararı alabilir.... Hakkında soruşturma açılmasına karar verilen Cumhurbaşkanı, seçim kararı alamaz. Yüce Divanda seçilmeye engel bir suçtan mahkûm edilen Cumhurbaşkanının görevi sona erer. Cumhurbaşkanının… görevi bittikten sonra da bu madde hükmü uygulanır.”

Dokuzuncu madde cumhurbaşkanının yargılanabilmesi ve usulünü düzenliyor. Mevcut Anayasa’da cumhurbaşkanı ancak vatana ihanet suçundan yargılanabiliyor. Vatana ihanet suçu ise ne Anayasa’da, ne de yasalarda tanımlı değil. Cumhurbaşkanının herhangi bir suç işlemesi durumunda yargılanması elbette olumlu bir gelişme, fakat AKP bu maddeyi de öyle düzenlemiş ki, cumhurbaşkanını yargılamak neredeyse olanaksız. Tabii, yine Meclis ve cumhurbaşkanı seçimlerinin aynı gün olması ve cumhurbaşkanının başkanı olduğu partinin Mecliste de çoğunluk olacağı gerçeği ile yargılanamazlık durumunu tartışıyoruz. Dokuzuncu madde ile getirilen değişiklik  ile herhangi bir suç işleyen cumhurbaşkanı hakkında soruşturma açılabilmesi için 300 milletvekilinin oyu gerekiyor. Cumhurbaşkanı ve partisi yüzde elli bir ile seçimi kazanırsa böyle bir soruşturma açılamaz. Farz edelim ki, birkaç iktidar milletvekili partisinin bu konudaki kararına aykırı davranarak muhalefetle birlikte 300 imza içine katıldı. Bu kez soruşturma komisyonu kurulması için 360 oy gerekiyor. İktidar partisi katılmadan 360 milletvekilini bulmak mümkün değil. 360 da bulundu ve soruşturma açılması yönünde karar verildi diyelim, 15 kişilik soruşturma komisyonunda iktidar partisi çoğunluk olduğu için bir soruşturma raporu (iddianame) hazırlanması da çok zor. Bu aşama da geçildikten sonra cumhurbaşkanının Yüce Divan’a gönderilmesi için 400 milletvekili oyu gerekiyor. Ayrıca Yüce Divan görevi yapacak Anayasa Mahkemesinin üyelerini Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanının başkanı olduğu çoğunluk partisi milletvekillerini seçeceğine göre cumhurbaşkanının Yüce Divan tarafından mahkum edilmesi olanaksız.  Şimdiki durumda cumhurbaşkanı vatana ihanet dışında yargılanamıyor, yeni düzenlemede yargılanabiliyor diyoruz ama şimdiki cumhurbaşkanı ile yeni düzenlemedeki cumhurbaşkanının niteliği aynı değil. Şimdiki sistemde cumhurbaşkanı (Her ne kadar yetkileri çok fazla olsa da) tarafsız, üste, günlük politikaya uzak, bir çeşit kral/kraliçe gibi düşünülmüş; değişiklikteki cumhurbaşkanı ise eski başbakan pozisyonunda. Oysa ki günlük politikayı yürüten biri, parti başkanı, fiilen yürütmenin başı, başbakanın yargılandığı koşullarda yargılanmalıydı. Yürütmenin başının yargılanmasının bu kadar zorlaştırıldığı yetmiyormuş gibi, cumhurbaşkanı görevinden ayrıldıktan sonra da ona ölünceye kadar aynı koşullarda yargılanabilme ayrıcalığı getiriliyor yani koruma devam ediyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 07 Şubat 2017 12:23
www.evrensel.net

3 yorum yapılmış

  1. kübra 6 ay önce Yanıtla  /  Beğendim 0  /  Beğenmedim 0

    bu nasıl taraflı bir yazıdır

  2. Abidin Mino 8 ay önce Yanıtla  /  Beğendim 0  /  Beğenmedim 0

    Sayın ziyaretçi; Evrensel hep söylüyor 'taraf' olduğunu... İşçiden, emekçiden, özgürlükten tarafız diye

  3. ziyaretci 8 ay önce Yanıtla  /  Beğendim 0  /  Beğenmedim 0

    Tarafsiz diye duydum fakat bu yazi fazla tarafli olmus hatta gereginden fazla bence siyasetle ugrasiyosaniz ilk uymaniz gerken yani hedefiniz tarafsiz olmaktir!

Yorum yapın

Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.