'OHAL’e karşı  toplumsal hafıza oluşturulmalı'

'OHAL’e karşı toplumsal hafıza oluşturulmalı'

Ankara Dayanışma Akademisi'nin düzenlediği panelde OHAL döneminde egemen hafızaya karşı bir hafıza oluşturulması gerektiğini söylendi.

OHAL KHK’leri ile ihraç edilen akademisyenlerin kurduğu Ankara Dayanışma Akademisi (ADA), bu hafta OHAL koşullarında insan haklarının savunulması başlığını  gündemine aldı. Eğitim Sen Ankara 5 No’lu Şube binasında önceki gün gerçekleşen panele ilgi oldukça yoğun oldu. Akademinin bu haftaki etkinliğinin katılımcıları ise Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, Hukuk Fakültesi’nden ihraç edilen Dr. Cenk Yiğiter ve SBF’den ihraç edilen Araştırma Görevlisi Ozan Değer’di. 

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden ihraç edilen Dr. Cenk Yiğiter, sunumunu  olağanüstü hal dönemlerinde toplumsal hafıza ve mücadele üzerine gerçekleştirdi. Yiğiter olağanüstü dönemin olağan dönemin içinde yaşanan bir süreç olduğunu belirterek, “15’inde darbe oldu, 16’sında yüzlerce hakim savcı ihraç edildi. Devletin hazırlığı vardı. Toplumsal olarak da hazırlığını yapmıştı” dedi. Yiğiter, ırkçı grupların “Bir gece ansızın gelebiliriz” ve Sedat Peker’in de “Oluk oluk kanlarınızı akıtacağız” sözlerini hatırlatarak, devletin lojistik olarak hazırlanmasının yanı sıra toplumdaki faşizan dinamiklerin de motive edildiğini ve olağanüstü dönemlerde bu grupların serbest bırakıldığını söyledi. OHAL döneminin uzun etkileri olacağını ve derin bir hafıza yaratacağını söyleyen Yiğiter, egemen hafızaya karşı bir hafıza oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Barış için akademisyenlerin, başlarına bunca şeyin geleceğini bilerek barış bildirisine imza attığını söyleyen Yiğiter, geçmiş hafıza deneyimlerinin akademisyenlere cesaret verdiğini söyledi. Yiğiter bedel ödeme hafızası olduğu kadar bedel ödetme hafızasına sahip olmanın önemine dikkat çekti

‘OHAL HUKUKUNU AŞMANIN YOLLARI GÖSTERİLMELİ’

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim görevlisi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak da, OHAL koşullarında yaşanan hukuksal durumu ve neler yapılabileceğini değerlendirdi. Altıparmak, akademiyi ve insan haklarını savunmanın önemine dikkat çektiği konuşmasında içeride kalan akademisyenler olarak OHAL hukukunu aşmanın yollarını ve inceliklerini gösterip, ifşa etmek gerektiğini söyledi. 

OHAL döneminin 15 Temmuz’dan çok daha önce başladığını kaydeden Altıparmak, Barış için Akademisyenler için son bir yıldır kılıf arandığını, hükümetin ihraç için KHK’yi keşfetmesiyle birlikte yapılan her şeyin denetlenemeyecek hale getirildiğini kaydetti.  Altıparmak KHK’ler için kurulacak olan OHAL komisyonunu da değerlendirdi. Altıparmak, AİHM’in komisyon için ‘yargı yolu açıldı’ değerlendirmesine karşı çıkarak yargı yolunun açılmadığını söyledi. Altıparmak, komisyonun oluşturulmasından izleyeceği değerlendirme süreçlerine kadar birçok soruna işaret etti. 

İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ SUÇLAR İNCELENMELİ

Ankara Üniversitesi SBF’den ihraç edilen Araştırma Görevlisi Ozan Değer ise sunumunu “Resmi Devlet Görevlilerinin Uluslararası Suçlardan ötürü Cezai Sorumluluğu” üzerine gerçekleştirdi. İnsanlığa karşı işlenmiş suçlar ve savaş suçları üzerinden değerlendirmelerde bulunan Değer, Kürt illerinde yaşanan ölümlerin ve hak ihlallerinin insanlığa karşı işlenmiş suçlar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Değer, Yüksekova, Cizre gibi illerde sokak ortasında yaşanan ölümlerin bir plan dahilinde olmadığını söylemenin güç olduğunu belirterek, yaşanan göçlerin de yürütülen politikanın bir parçası olduğunu söyledi. Bu aşamada raporlamanın önemli olduğunu söyleyen Değer, 15 Temmuz sonrası Gülen Cemaati mensuplarına yönelik gerçekleştirildiği iddia edilen işkence ve tecavüzlerin, raporlara da yansıyan Sur, Cizre gibi yerlerde yaşanan ölümlerin, bölgede yaşanan göçlerin insanlığa karşı işlenmiş suçlar açısından incelenmesi gerektiğini söyledi. (Ankara/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 05 Şubat 2017 18:21
www.evrensel.net