Merkel’in Türkiye’yi ziyareti Malta’da çatlakları giderdi

Merkel’in Türkiye’yi ziyareti Malta’da çatlakları giderdi

Ercüment Akdeniz, Malta Zirvesinde mutabakat sağlanan mülteci anlaşmasını değerlendirdi.

Ercüment AKDENİZ

Malta Zirvesi’nde alınan kararların başlıca üç sacaayağı üzerine oturduğu görülüyor. Bunlardan birincisi, göçmen geçişlerinde Ege Denizi ve Balkan rotasına konan bariyerlerin bu kez Akdeniz hattına konması ve o hattın da geçişlere kapatılmasıdır. Nitekim bütün önlemlere rağmen geçen yıl Akdeniz üzerinden 180 bin mülteci Avrupa’ya geçti.   

Mülteci geçişinin Asya ayağını Türkiye ile kapatan AB, Afrika ayağını da Libya’yı merkez alarak çözmek istiyor. Tam da burada işin içine ikinci sacayağı giriyor; mültecilerin “büyük cezaevleri” dediği kamplar! Libya ve çevresindeki Afrika ülkelerinin bu projeye razı edilmesi için sus payına ihtiyaç vardı ve AB, Libya hükümetine 1 milyon euro yardım edeceğini tahaahüt etti. Yetinmedi; Kuzey Afrika ülkelerinde “bölgesel gelişmeyi destekleme” cilasıyla 2.2 milyon euro daha vereceğini duyurdu. Elbette bu paranın yanına sahil güvenlikte harcanacak meblağı da eklemek lazım.

Üçüncü ve son sacayak ise “geri kabul”dür. AB, tıpkı daha önce Türkiye ile yaptığı gibi; deniz geçişlerini engellemekle yetinmedi ve AB topraklarına ayak basan mültecileri geri gönderecek ek anlaşmayı da Libya’nın önüne koymuş oldu.

Zirve sonuçları, Malta öncesi Türkiye’yi ziyaret eden Merkel’in AB-Türkiye mülteci anlaşmasındaki kimi çatlakları da belirli ölçüde kapatmış olduğunu gösteriyor. Aksi takdirde Libya antlaşmasına ne AB’nin ne de AB liderlerinin bu kadar cesaret etmesi beklenemezdi.

BM’den yapılan “ihtiyat” açıklamaları ise uluslar arası hukuku hiçe sayan bu tip antlaşmalara BM’nin de ortak edilmek istenmesine verilen bir tepkidir ve BM tepki oklarını kendisinden uzak tutmak için bu suç ortaklığına “ihtiyat”la girmeye çalışmaktadır.  

Sonuç olarak mültecilere karşı devreye sokulan “Libya önlemleri”, Akdeniz’de can veren 4500 mülteciye yenilerini eklemekten başka bir işe yaramayacak. Çözüm, mülteci geçilerini engellemek değil buna kaynaklık eden savaşlara, işgal ve sömürüye son vermektir. Libya ile AB arasında imzalanan antlaşmada Tripoli mi yoksa diğer hükümetlerin mi meşru olduğu ise son derece tartışmalıdır ve kurulması öngörülen kamplar, mültecileri toplu katliamların kucağına atmaya şimdiden adaydır.

Ne yazık ki bütün bu süreçte uluslar arası mülteci haklarında delikler açan ve mültecileri tamamen korunmasız hale getiren model antlaşma da AB ile Türkiye arasında imzalanan antlaşmalar olmuştur. Başka bir ifade ile Malta Zirvesi’nde Afrika’ya kaynaklık eden model Türkiye olmuştur.

Son Düzenlenme Tarihi: 04 Şubat 2017 17:47
www.evrensel.net