Kiralık işçilik mi, kiralık kölelik mi?

Kiralık işçilik mi, kiralık kölelik mi?

Kiralık İşçilik yyası çıkar çıkmaz kiralık işçi olarak çalışmaya başlayan Deniz Demirbaş kiralık işçi olmanın ne demek olduğunu anlattı.

Fatma KOÇ

 

Uzun tartışmalardan sonra Özel İstihdam Büroları aracılığıyla ucuz, güvencesiz, örgütsüz işçi çalıştırmanın önünü açan yasa 11 Ekim 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yasa ne getiriyor, ne götürüyor derken Özel İstihdam Büroları hemen faaliyete geçip işçileri firmalara kiralamaya başladı. Yasa çıkar çıkmaz kiralanan ilk işçilerden Deniz Demirbaş, bize “kiralık işçi” olmanın ne demek olduğunu anlatıyor...

Deniz çok uzun yıllar bedenini ve ruhunu yoran zor çalışma koşullarında, 14 saati bulan mesailerle kayıt dışı çalışmış. Yasa çıkar çıkmaz İstanbul’da bir ajansa kaydolup kiralık işçi olarak Adana’da marketlerde çalışmaya başlamış. “Daha önce çok uzun saatler çalıştığım için ben kiralık işçilikten çok memnunum. Tam zamanlı olmaması benim için avantaj, evime daha fazla vakit harcıyorum. İşe girişte imza attığımız için 8 saatten fazla çalıştıramıyorlar. Daha önceki koşullarım düşünülürse tam benim istediğim gibi. Ben şu an çok memnunum” diyor. “Normal” görülen çalışma koşulları çok ağır olunca, e bir de ev içi iş yükü sadece kadınların omuzlarında olunca ucuz, güvencesiz çalışma makul görülüyor.

Haftada en fazla 3-4 gün çalıştığı için sadece çalıştığı günlerin primleri firma tarafından yatırılıyor. Kalan diğer günleri kendisi yatırmak zorunda. Eşinin sigortasından faydalanarak sağlık hizmeti alabiliyor; “o yüzden çok dert değil benim için” diyor.

 

KENDİNE AİT BİR GELECEK YOK

“Tam zamanlı çalışanların bile emekli olması zorken haftada 3 gün yatan prim ile emeklilik hayal, emekli olacağımı hiç düşünmüyorum. Eşim tam zamanlı çalıştığı için onun emekliliğini beklemekten başka çaremiz yok. Zaten günlük çalışıp günlük kazandığımız için gelecek planımız neredeyse hiç yok” diye anlatıyor durumu. Kendine ait bir gelecek planı kurmak bile çok zor onun için. O bugüne, sadece bugüne bakmak zorunda kalan, bugünü kotarmaya çalışan kadınlardan...

“Ben İstanbul merkezli bir ajansa bağlı olduğum için günlük yevmiyem 60 TL ama başka ajanslara kayıtlı olan arkadaşlarım günlük 40-45 TL’ye çalışıyorlar. Ben yine kendimi bu konuda şanslı görüyorum” diyor.

Bir gün işe gitmezse iki günlük yevmiyesi kesiliyor. Çalışması gereken gün “ben hastayım, bugün gelemeyeceğim vs” deme şansı yok. Hatta yakınlarda yaşadığı bir olayı aktarırken biraz da sinirleniyor: “Geçenlerde birkaç saat çalıştım ama böbrek sancım tuttu. İzin alıp hastaneye gittim. Kum döktüğüm söylendi. Hemen serum bağladılar. Ajans arayıp bugünkü yevmiyemi vermeyeceğini söyleyince hastanede serum bağlanmış halimin resmini çekip yolladım. Ancak o zaman ertesi günkü yevmiyemi kesmediler” diyor.

İTİRAZ HAKKIN YOK

“Markette çalışıyorum ama market elemanı değilim. Geçici işçi statüsünde olduğum için benimle konuşmayan işçiler var. Beni kendilerine denk görmüyorlar. ‘Biz kıdemliyiz, sen geçicisin’ havasında davranıyorlar. Tabi çok samimi, sevecen birkaç çalışan da oluyor ama genel hava bu. Bu duruma pek sesimi çıkaramıyorum. Kadrolu işçilerle iyi geçinmek zorundayım yoksa orada çalışmama izin vermezler. Bazen market elemanları gelip bana görevim olmayan işleri veriyorlar ‘Şu reyonu düzenle, temizle, onu getir, bunu götür...’ Yapmak zorundayım ve yapıyorum. Ajansın değil marketin kiralık elemanı gibisin. İtiraz hakkın ve lüksün yok. Ne istenirse yapıyorsun” diyor.

Sohbete dalıp çaylarımızı unutuyoruz, çaylar yenilenirken “bak” diyorum “sohbete başlarken ben bu kiralık işçilikten çok memnunum diyordun, konuştukça memnuniyetsizliklerin arttı.” Gülüyor. “Her şeye olumlu yönüyle bakmak durumdayız yoksa hayat daha da çekilmez olur” diyor. Bir yanıyla haklı. Ama kötüye iyi diye bakmak zorunda olmasak, gerçekten olumlu bakabileceğimiz şeyler hepimizin hayatı için güzeli, iyisi, olumlusu olsa, fena mı olur? Hayatı çekilmez kılanların suyuna gitmek yerine hayatı yaşanabilir kılsak hep birlikte...

Son Düzenlenme Tarihi: 04 Şubat 2017 15:57
www.evrensel.net