Ekmek ve Gül Pilavcısı

Ekmek ve Gül Pilavcısı

Aydın'dan Tahsine Saran ekmek teknesine 'ekmek ve gül' adını veren Aliye Hanım'ın hikayesini taşıdı bu ay sayfalarımıza...

Tahsine SARAN

Aliye Hanım’la geçen sene Aydın’ın İncirliova ilçesinde bulunan Kırcılar İncir fabrikasındaki kadınların çalışma ve yaşam koşullarını, şiddete karşı fikirlerini ve 8 Mart’ı konuşmak için gittiğimizde tanışmıştık. Kendisi yaşamını düzene koyan, duyarlı, kararlı genç bir kadın arkadaş. Onun bu kararlılığı ve cesareti, kadın olarak bir ilke imza atmasına olanak verdi:

Hikayesini kendi ağzından dinleyelim:

“Hep özel sektörde, restaurantlarda, yemek işlerinde çalıştım. Vasıfsız işçi olarak çalışmanın zorluklarını yaşadım. 12 saat çalışıyordum. Mekanik bir robot gibiydik. Yorgundum. Hiçbir şey yapacak halin kalmamıştı. En son İncirliova’daki incir işletmelerinde çalışmaya başladım. Günlük çalışıyorduk, sezonluk işler... Günlüğü 45 liradan çalışıyorduk. Sosyal güvencesi yok. Benim gibi oradaki kadınlar da hiçbir iş güvencesi, sosyal hakkı olmadan çalışıyorlardı. Zaman zaman bir şeyleri düzeltmek için kıpırdanma olsa da arkasını getirmiyorlardı. Zaten patron ‘İster gel, ister gelme’ diyor. Anlayacağınız incir üzerine yapılan yurt içi, yurt dışı ticaret kadının ucuz emeği üzerinden yapılıyor. Sezonluk incir işi bitti, fabrika durdu.

Hiçbir sosyal yaşamın olmuyordu o koşullarda çalışırken. Ama ben kitap okumayı, roman okumayı, gündemi takip etmeyi ve hayata katılmayı hep sürdürdüm.

Geleceğimi, hayatım boyunca beni bir kalemde silenleri silerek her gün yeniden kurmaya başladım. Hayatın zorluklarını biliyorum. Hayatın kendisi zorluk değil mi? Hele hele Türkiye’de kadın olmak daha zor.

Benim hep kendi işimi yapma düşüncem vardı. Yaşamımı sürdürmem için sürekli bir gelire ihtiyacım var. ‘Öyle mi olur böyle mi olur, nasıl olur?’ derken araba ile pilav satma fikri geldi. Kadın arkadaşlar da destekledi. Aydın’da arabayla pilav satan ilk kadın oldum. Dayanışmayla ikinci el bir pilav arabası aldım. Pilavımı yaptım, ertesi günü sokakta arabamı sürüyor, pilavımı satıyordum. İlk gün pazara girdiğimde herkes bir şaşırdı. ‘Satabilir misin? Elinde kalır mı? Kışı var, soğuğu var’ dediler. Ama bir kadın olarak cesaretimi takdir ettiler.

Pazarda kadınlardan çok destek geldi. Yılmadan devam ettim. Daha sonra sanayi sitesinde kendime yer edindim. Biz kadınlar madem ki eşitlik diyoruz, kadının da yapabileceğini kanıtladım.

Satışlarım iyi gidiyor. Önce kendine güven, arkası geliyor.”

EKMEK TEKNESİNE VERDİĞİ İSMİN HİKAYESİ

Aliye Hanım’ın arabasının adı ‘Ekmek ve Gül Pilavcısı.’ Camına yapıştırmış harfleri, güllerle süslemiş. Aliye Hanım devam ediyor:

“Ben Hayat TV’de Ekmek ve Gül programını izliyordum. Ayrıca Ekmek ve Gül dergisini de takip ediyorum. Orada her gün gösterilen kadın mücadelesinden esinlenerek arabamın adını Ekmek ve Gül Pilavcısı koydum. Yaşamımız için ekmeğe ihtiyacımız var ve yaşamı kendi ellerimizle yeniden yeniden üretiyoruz; gül de özel bir çiçektir. Kadınlar da gül kadar özeldir. Kadınların duygularını temsil eder.

Tüm kadın arkadaşlara da sizin aracılığınızla bir mesajım var: Kendi geleceğimizi, eşitliğimizi kendimize güvenerek ve dayanışma içinde kuracağız. Yeter ki kadınlar olarak baskı uygulayan kocaya, ezen patrona, hayatımıza tek başına karar vermek isteyenlere ‘hayır’ demekten korkmayalım.

Hepinizi İncirliova’ya, sanayi bölgesine pilavımdan yemeye davet ediyorum.”

www.evrensel.net