Kürtlere reva görülen ucuz iş gücü olmak

Kürtlere reva görülen ucuz iş gücü olmak

Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Sosyal Politikalar Komisyonu Göç ve Yoksulluk Çalışma Grubu tarafından 9-10 Haziran’da Diyarbakır’da düzenlenen ‘Kürdistan’da Çalışma Yaşamı ve Emeğin Örgütlenmesi Çalıştayı’ dün sona erdi. Sümerpark’ta gerçekleşen çalıştayda, hük

Kübra Kırımlı

DTK Eş Başkanı Aysel Tuğluk, BDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, KESK Genel Başkanı Lami Özgen, Petrol-İş MYK üyesi Nimetullah Sözen, DİSK Cam Keramik İş Genel Başkanı Mehmet Turp, DİSK Gıda İş Genel Sekreteri Seyit Aslan, Dev Sağlık-İş MYK Üyesi Tufan Sertlek, Sendika Uzmanı Evren Ergin, Gazeteci-Ekonomist Bülent Falakaoğlu, Araştırmacı Nevra Akdemir, BDP, EMEP, ESP temsilcileri, Türk-İş, DİSK ve KESK, TMMOB, TTB bölge şubeleri, Tüm-Bel Sen, Bağlar Kadın Kooperatifi, Göç Der ile örgütsüz çalışma alanlarından işçi temsilcileri ile çok sayıda kişinin katıldığı çalıştayda, Bölge halkının emek alanında da dizginsiz sömürü koşullarına tabi tutulmaya çalışıldığı dile getirldi.

‘ÇALIŞMA YAŞAMINDA DA ‘İKİNCİ SINIF’

Çalıştayın ilk günün ana gündemi bölgede sıkça karşılaşılan taşeron işçilik, güvencesiz çalışma, ev eksenli kadın emeği ve hükümetin son dönemlerde Bölgeye yönelik açıklamaları oldu. Emek sömürüsü ve çalışma yaşamı üzerine tartışmaların yürütüldüğü çalıştayda ‘Kürt meselesi çözülmeden emek sömürüsü de ortadan kalkmaz’ vurgusu yapıldı. AKP’nin Bölge’yi ‘Çinleştirme’ söyleminin ise zaten ‘ikinci sınıf vatandaş’ olarak görülen Kürtlerin çalışma yaşamında da ‘ikinci sınıfta’ olacağını gösterdiği dile getirildi.

‘KÜRTLER AÇLIĞA VE SEFALETE SÜRÜKLENDİ’

Çalıştay’da üzerine çokça konuşulan  konulardan biri de ‘bölgesel asgari ücret’ ve ‘teşvik programları’ oldu. Yaptığı sunumda GAP’ın 50 yıldır bir beklenti oluşturduğunu, ancak istenilen sonucu vermediğini belirten DTK Daimi Meclis üyesi Yusuf Karataş, ‘80’li yıllardan sonra zorunlu göç politikası ile Kürt işçi ve emekçilerinin batıya göç ederek açlığa ve sefalete sürüklendiğini dile getirdi. Karataş, yoksulluğun yanında bir de göç ettikleri yerlerde ırkçı, şoven saldırılara ve şiddete maruz kalan Kürtlerin can güvenliğinin de olmadığı söyledi.

TAŞERONLAŞMANIN HEDEF KİTLESİ KÜRTLER

Sendika uzmanı Evren Ergin, devletin resmi rakamlarına göre mevsimlik tarım işçisi sayısının 190 bin ile 200 bin arasında olduğunu ancak araştırmaların, kadınların ve çocukların bu sayıya dahil edilmeğini gösterdiğini söyledi. Mevsimlik tarım işçilerinin tamamen güvencesiz çalıştığını dile getiren Ergin “Kapitalizmin yeni çalıştırma biçimi olan taşeronlaştırmanın hedef kitlesini Kürtler oluşturuyor” dedi

SERMAYEYE CENNET, EMEKÇİYE  CEHENNEM!

Araştırmacı Nevra Akdemir, Bölgenin Çinleştirilmesinin sermayenin ihtiyacı olduğunu dile getirerek, “Bölgede düşük ücretle, kayıtdışı çalışmaya razı yoğun bir emek kesimi var. İzmir’in hazır giyim ve tekstilde, Manisa’nın beyaz eşyada, Marmara ve Bursa’nın otomotivde, Antep’in gıda da marka olması hedeflenirken, Çinleştirme politikasıyla Urfa, Batman, Diyarbakır gibi illerin de ucuz işgücünden daha fazla yararlanılan yerler olması hedefleniyor” dedi. BDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan ise ‘Türkiye’de borsanın yüzde 66-67’si yabancı sermayenin denetiminde. Bu sermayenin ülkeyi terketmesi AKP’nin çok övündüğü ekonomik verilerin tersyüz olması anlamına gelecektir. Bunun için AKP bu sermaye çevrelerini Türkiye’ye çekmek için bölgenin yoğun işsizliğini kullanmak istiyor’ dedi.

‘BÖLGESEL ASGARİ ÜCRET HERKESİ VURUR’

EMEP Bölge Örgütü Yöneticisi Mehmet Türkmen de yaptığı konuşmada ‘bölgesel asgari ücretin’, batıdaki işçileri de hedefleyen bir politika olduğuna dikkat çekerek, “Bölgesel asgari ücret uygulaması ile bölgede daha iyi koşullarda çalışan işçilerin de baskılanması, daha kötü koşullara razı edilmesi hedefleniyor. Kamudaki işletmelerin yeni işlerini taşeronlara vermesi, hem de asgari ücreti dayatması, kamudaki iş güvenceli işçi sayısının giderek azalmasına da yol açacak” dedi.

BÜTÇE’NİN YÜZDE 25’İ ‘GÜVENLİĞE’

Gazetemiz yazarı ekonomist Bülent Falakoğlu ise devletin kişi başına yatırım oranının Bölgede 2 bin TL, ülke ortalamasının ise 4 bin 800 TL olduğunu belirterek, son teşvik paketiyle asgari ücretin otomatik olarak bölgelere göre ayrılacağını söyledi. Bölgeye ayrılan bütçenin %25’inin ‘güvenliğe’ aktarıldığını, bunun da ülke ortalamasına ayrılan %11’lik bütçenin iki katı olduğunu dile getiren Falakoğlu, “Tunceli’ye yapılan yatırımın %51’inin de ‘güvenliğe’ ayrılması gerçeği gözler önüne seriyor. Ancak devlet son süreçte Bölgede emek yoğun sektörleri geliştirmek istiyor. Çünkü burada ucuz işgücü bulacağını biliyor” dedi. DİSK Cam Keramik İş Genel Başkanı Mehmet Turp ise Bölgenin teşvike ihtiyacının olmadığını, savaşa harcana paranın Bölgeye yatırım olarak ayrılmasıyla sorunların ortadan kalkacağını dile getirdi.

Çalıştay’ın basına kapalı devam eden dünkü bölümünde de tartışmalar devam etti. (Diyarbakır/EVRENSEL)


ÇALIŞTAYIN açılış konuşmasını yapan DTK Eş Başkanı Aysel Tuğluk, 30 yıllık çatışmalı sürecin Kürt halk yığınlarını sefalet koşullarında yaşamaya ittiğini belirterek, zorunlu göç politikaları ile milyonlarca yoksul Kürt köylüsünün topraklarından koparılıldığını söyledi. Tuğluk, “Her yıl yaklaşık 2 milyon kişi, çoluk-çocuk ailece geçici mevsimlik tarım işçiliği yapıp geçimlerini sağlamak için ülkenin farklı bölgelerine dağılmışlardır. Hiçbir sosyal güvenceye, sigortaya ve insani yaşam koşullarına sahip olmayan geçici tarım işçileri, hem gittikleri yerlerde ırkçı-faşist saldırılara maruz kalmışlar hem de iş cinayetlerine kurban gitmişlerdir. Hayır, henüz 24 yaşında olan Engels’in İngiltere’de emekçi sınıfının durumunu yazdığı 1800’lerin ilk çeyreğindeki vahşi kapitalizmin Britanya’sında değiliz. Yıl 2012, yer Kürdistan. Ağır sömürge koşulları devam ediyor” dedi. Bölge’deki mevcut iktisadi durumun tam anlamıyla sömürge koşullarını tarif ettiğini dile getiren Tuğluk, “Lümpen proleterya sınıf altı kitle kategorileri Kürdistan’da güncelleniyor. Bir halkın proleterleşmesinden bahsedilebiliyor. Kürtlerin yaşam alanlarının 4 ulus devletin sınırlarına dağıtılıp statüsüz bırakılması sorunu esasen emperyalist bir müdahaledir. O halde emperyalizmde sömürgeciliği hatırlamanın Kürt sorununa ilişkin hem ekonomik hem de siyasi analizleri devreye sokmanın tam sırası” şeklinde konuştu.

‘İŞSİZLER ORDUSU HER GÜN BÜYÜYOR’

“Ekonomik geri bırakılmışlık bir yandan bölgeyi inkarcı bir mantıkla en insani şartlardan mahrum bırakırken öte yandan geniş kitlelerin sefalet koşullarında yaşamasına yol açıp bölgenin ucuz iş gücü deposu haline getirilmesi işlevini yerine getiriyor” diyen Tuğluk, Karl Marks’a atıfta bulunarak “Marks’ın ‘yedek işçi ordusu’ kavramıyla ifade ettiği bu durum Kürt sorunu özelinde coğrafyamızda yıllardır yoğunlaşarak yürürlükte. Kürdistan’daki işsizler ordusu gün geçtikçe büyüyor” dedi.

“AKP rejimi kendine bağlı bir Kürt burjuvazisi yaratmayı deniyor” diyen Tuğluk, “İşte bu konseptin temel programlarından biri de teşvik paketi. Son teşvik paketi ile AKP kendisine entegre olmuş mevcut Kürt burjuvazisine ihale vererek, kaynak aktararak semirtmek amacında. Böylece yoksul köylü ve kent emekçilerine dayanan Kürt hareketine karşı sınıfsal cephe genişletilmek isteniyor. Söz konusu paketten emekçinin payına ise bölgesel asgari ücret düşüyor” dedi.

Teşvik paketinin alt metninde yatan bir diğer unsura dikkat çeken Tuğluk, “Bir diğer mantığı da ‘karınları doyarsa ulusal özgürlük taleplerinden vazgeçerler’ biçimindeki hayatta karşılığı olmayan boş beklentidir. Öte yandan teşvik paketi ile dillendirilen ‘Bölgenin Çinleştirilmesi’ söylemi içsel sömürgeciliğin billur örneğidir. Kürdistan’dan bir Çin devşirme hevesi; sömürgeci mantığın geldiği çılgın noktayı gözler önüne sermektedir. Bölgeyi Çinleştirmenize izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

‘SOVYET DENEYİMİNİ SAHİPLENMELİYİZ’

“Emeğin yeni dünyasını Demokratik Özerklik projesi ile kurmalıyız” diyen Tuğluk “Başka bir dünya kurma parolasıyla kapitalist moderniteye karşı demokratik modernite alternatifini gerçekleştirme iddiasını taşıyorsak, emeğin örgütlenmesini de radikal, devrimci demokratik dönüşüm programına dahil etmeliyiz. Bu bağlamda sanayi üretiminde fabrika ve işçi konseylerinin, tarımsal üretimde kolektif tarımsal üretim kooperatiflerini kamusal hizmet üretimde ise anti bürokratik demokratik öz yönetimi kurumsallaştırmayı gündemimize almalıyız. Emeğin yeniden örgütlenmesi sorununda Sovyet devriminin işçi ve köylü konseylerinin deneyimlerini demokratik yeniden inşa sürecimizin geleneklerinden biri olarak sahiplenelim, eleştirelim, geliştirelim, aşalım” dedi.

www.evrensel.net