‘Demokraside direnelim, ‘Hayır’la diktatörlüğe dur diyelim’

‘Demokraside direnelim, ‘Hayır’la diktatörlüğe dur diyelim’

DTK, HDK, HDP, DBP, TJA bileşenleri referandum sürecine ilişkin tutumunu Diyarbakır’da ortak basın toplantısıyla açıkladı.

DTK, HDK, HDP, DBP, TJA bileşenleri referandum sürecine ilişkin tutumunu açıkladı. “Newroz ruhuyla demokraside direnelim, HAYIR’LA diktatörlüğe dur diyelim!” sloganıyla demokrasi ve barış için seferberlik çağrısı yapılan toplantıda açıklanan deklarasyonda “Bu anayasa, her şeyden önce AKP-MHP anayasasıdır. Tüm siyasi yapıların dahil olduğu bir anayasa olmadığı gibi, ruhu itibariyle etnik, milliyetçi, tekçi, cinsiyetçi ve merkeziyetçi bir anayasadır. Bu anayasanın içinde Kürt halkı da Türkiye toplumu da yoktur. Alevi toplumu, diğer kimlikler ve kültürlerin hakları ve özgürlükleri ile mütedeyyinler ve beklentileri yoktur. Bu anayasada kadınlar yoktur. Bu anayasada emekçiler yoktur. Demokrasi yoktur” denilerek Hayır oyu verilmesi çağrısı yapıldı. 

Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Özgür Kadın Hareketi (TJA) referandum sürecine ilişkin tutumunu DBP Diyarbakır İl binasında bulunan Vedat Aydın Konferans Salonu’nda halkın kitlesel katılımıyla açıkladı. Demokrasi ve barış mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşuyla başlayan toplantıda DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, ortak deklarasyonu açıkladı. 

‘1921’DEN SONRA TÜM ANAYASALAR DARBELERİN TEKÇİ BAKIŞIYDI’

Yüksek, referandum sürecinin Kürt sorunu başta olmak üzere toplumsal sorunların çözümü ve demokrasi konusunda halkların geleceğini belirleyecek yeni bir dönem olduğunu söyledi. “Bugün acılı ve yakıcı şekilde devam eden Kürt sorunu, Alevi sorunu dahil farklı toplulukların kimlik sorunu, inanç sorunu, kadın özgürlüğü ve emek ile ekoloji sorunu, demokrasi gibi sorunlarımızın tamamı kaynağını; ülkenin kuruluşundan bu yana izlenen yanlış politikalardan ve darbe ya da olağanüstü koşullarda oluşturulan, ülkenin toplumsal çoğulculuğuna ve toplumsal mutabakata dayanmayan tekçi anayasalardan almaktadır” diyen Yüksek, 1921 Anayasası sonrasında 1924’den bu yana tüm anayasaların da Kürt halkı dahil diğer halkların inkarı üzerine kurulduğunu ifade etti. 

‘MUHALİFLER BASTIRILARAK REFERANDUM YAPILMAYA ÇALIŞILIYOR’

Toplumsal sözleşme niteliği olan anayasaların, toplumun tüm kesimlerinin birlikte yaşam ilkelerini belirlemesi gereken süreçler olması gerektiğinin altını çizen Yüksek şöyle devam etti: “1924 Anayasası 1. Dünya Savaşı sonrası tek parti dönemi koşullarında, 1961 Anayasası darbe yönetimi tarafından, 1982 Anayasası da yine darbe cuntası tarafından oluşturulmuştur. Toplumsal kesimler bu anayasa yapım süreçlerine katılım sorunu yaşarken, Kürt halkı tümüyle dışında tutulmuş, toplumsal hakları ve özgürlükleri ise hiçbir şekilde tanınmamıştır.Bugün içinde bulunduğumuz süreç itibariyle baktığımızda; yine bir kez daha Kürt sorunun inkar edildiği, Kürt halkının ve demokratik siyasal mücadelesinin bastırılmaya çalışıldığı, HDP, DBP eş başkanları dahil olmak üzere milletvekillerine, belediye başkanlarının, meclis üyelerinin, il-ilçe yöneticilerinin, binlerce parti üyesinin, demokratik kitle örgütü, sivil toplum örgütü ve sendika yöneticisi ile basın çalışanlarının tutuklu olduğu, belediyelere el konulduğu, muhalif birçok televizyon, radyo, gazete, dergi ile kadın kurumları, dernekler ve Kürt kurumlarının kapatıldığı bir ortamda, hem de olağanüstü hal koşullarında yine Kürtler, haklar, emekçiler, inançlar, kadınlar dışarıda tutularak bir anayasa yapılmaya çalışılmaktadır”. 


“Kaynağı halkın kendisi olan hiçbir mücadele asla yenilmez. Bizim de bundan  kuşkumuz yoktur” diyen Yüksek, Kürt sorunundan kaynaklı siyasal mücadeleye yönelik açılan savaşın karşısında ısrarla mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı. 

REFERANDUM İÇİN SEFERBERLİK ÇAĞRISI

Yüksek, başlıklar halinde neden ‘Hayır’ dediklerini ve bu sürece dair başlatılan seferberlik çağrısının içeriğini sıraladı. “Türkiye Cumhuriyeti’nde 90 yıldır biriken toplumsal sorunların çözümünün başlangıcı “Demokratik Cumhuriyet Anayasası’dır” diyen Yüksek, mevcut haliyle AKP-MHP ortaklığı ile ülke gündemine getirilen, bir çok usulsüzlükle TBMM’den geçirilen ve Anayasa değişikliğinin, Kürt sorunu dahil, hiçbir toplumsal sorunu ve siyasi yönetim sorununu çözme imkanı ve kapasitesi olmadığını ifade etti. 

Yüksek, itirazlarını “Bu anayasa, her şeyden önce AKP-MHP anayasasıdır. Tüm siyasi yapıların dahil olduğu bir anayasa olmadığı gibi, ruhu itibariyle etnik, milliyetçi, tekçi, cinsiyetçi ve merkeziyetçi bir anayasadır. Bu anayasanın içinde Kürt halkı da Türkiye toplumu da yoktur. Alevi toplumu, diğer kimlikler ve kültürlerin hakları ve özgürlükleri ile mütedeyyinler ve beklentileri yoktur. Bu anayasada kadınlar yoktur. Bu anayasada emekçiler yoktur. Demokrasi yoktur. Bu anayasada sadece ve sadece, cumhurbaşkanlığı adı verilen ve merkezileşen, tekleşen bir hükümet sisteminin yetkileri ile seçim şeklinin tanımlanması vardır.Oysa, halklarımızın beklentisi olan anayasa, bu anayasa değildir. 90 yıldır ülkede yaşanan sorunların kaynağı hükümet sisteminin adının ne olduğu, cumhurbaşkanının yetkilerinin ne olduğu veya ne olmadığı değildir. 90 yıldır Kürtlerin, Türklerin, Alevilerin, Sünnilerin, mütedeyyinlerin, işçilerin, emekçilerin yaşadığı sorunlar, bunca yıldır yaşanan çatışmalar, kavgalar, ölümler, yıkımlar, kadın katliamları, kutuplaşmalar ve gerilimlerin nedeni cumhurbaşkanı yetkilerinin ne olduğu mudur? ki tüm sorun buymuş gibi sadece kişisel ve partisel istikbale dayalı bir anayasa sunulmaktadır! Öte yandan, gücün merkezileşmesinin, yetkilerin tek elde, cumhurbaşkanında, toplanacak olmasının diktatörlük dahil doğuracağı sorunlar ise halihazırda yaşanan sorunları daha fazla katmerleştirmekten başka bir sonuç doğurmayacaktır” diye aktardı. 

‘REFERANDUMDA ‘HAYIR’ ÇIKMASI HERKES İÇİN YARARLI OLACAKTIR’

Toplumun beklentisi doğrultusunda gerçekten yeni bir demokratik anayasa yapılabilmesi imkanı olduğunu hatırlatan Yüksek, “Onun için bu anayasa referandumunda ‘Hayır’ oyu vermek ve çıkacak olan ‘Hayır’ sonucuna sahip çıkmamız gerekir. Referandumda ‘Hayır’  çıkması gerçekten herkes için, tüm toplum için yararlı olacaktır. Böylelikle AKP-MHP ortaklığına dayalı merkeziyetçi, devletçi, tekçi, cinsiyetçi, milliyetçi bir anayasa yapımı engellenmiş olacaktır. Topluma ve sorunların çözümüne yarar getirmeyecek bu anayasanın referandumda durdurulması sonrasında gelişecek süreç, yeniden çözüm ve müzakere masası olmalıdır. Gerçekten yeni ve demokratik bir anayasa istediğimizi, içinde Kürt halkının, diğer tüm kimliklerin, toplumsal ve kişisel hakların, özgürlüklerin ve demokrasinin olduğu bir anayasa istediğimizi mevcut olanı en güçlü şekilde ret ederek göstermeliyiz.” diye ekledi. (Diyarbakır/EVRENSEL)

www.evrensel.net