Tağar Çayı’ndaki ‘Acele kamulaştırma’ya emsal iptal kararı

Tağar Çayı’ndaki ‘Acele kamulaştırma’ya emsal iptal kararı

Danıştay Tağar Çayı üzerinde yapılması planlanan Tağar Hidro Elektrik Santrali için yayınlanan "Acele Kamulaştırma" yı iptal etti.

Danıştay," 2942 sayılı Yasa'nın 27. maddesinde öngörülen şartların gerçekleşmediği anlaşıldığından dava konusu Bakanlar Kurulu kararında hukuka uyarlık bulunmamıştır" diyerek emsal bir karar verdi. 

Dersim’in Çemişgezek ilçesindeki Tağar Çayı üzerinde yapılması planlanan Tağar Hidro Elektrik Santrali için Bakanlar Kurulu tarafından 21 Haziran 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan "Acele Kamulaştırma" kararının iptali için açılan davada emsal bir karar çıktı. Avukat Barış Yıldırım tarafından Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na taşınan "acele kamulaştırma"ya ilişkin olarak 2942 sayılı Kanun'da aranan özel ve istisnai koşullar bulunmadan, idarece ortaya konulmadan, salt belirtilen nedenle "acele kamulaştırma" yapılmasının hukuken olanaklı olmadığı kararlaştırıldı. 

'ACELE KAMULAŞTIRMALARA EMSAL OLACAK' 

Avukat Barış Yıldırım, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun verdiği kararın başta Munzur Suyu üzerinde yapımı planlanan Konaktepe Barajı ve Konaktepe HES I - Konaktepe HES II projesi için alınan "Acele Kamulaştırma Kararı" olmak üzere diğer HES projelerine ilişkin alınan kararlar için emsal niteliği taşıdığını belirtti. Yıldırım, “Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Acele Kamulaştırma’nın ancak ve ancak yurt savunması ihtiyacı ile olağanüstü durumlarda başvurulabilecek bir yöntem olduğunu açıkça belirtmektedir. Bu bakımdan baraj ve HES projeleri için Acele Kamulaştırma Kararı alınmasının hukuksal dayanağı bulunmadığı gibi Acele Kamulaştırma kararları çevre ve toplum yaşamı üzerinde telafisi mümkün olmayan zararlara sebebiyet verebilecektir” dedi.

DANIŞTAY'IN GEREKÇELİ KARARI

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun “Acele Kamulaştırma” kararının iptali için açılan davanın gerekçeli kararı şöyle: 

“2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesinde ‘3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece 7 gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir’ hükmüne yer verilmiştir. 

Anayasa'nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu çerçevede, 2942 sayılı yasanın 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda, üçüncü koşul olan aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin, maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerektiği açıktır. Nitekim, anılan maddenin gerekçesinde de acele ve istisnai hallerde, kanunun önceki hükümlerine uyulması çeşitli sakıncalar yaratabileceği gibi, kamunun büyük zararlara uğramasının da muhtemel olabileceği belirtilerek, maddede belirtilen şartların varlığına bağlı olarak kıymet takdiri dışındaki bazı kanuni işlemler sonraya bırakılarak, maddede öngörülen süre ve şekilde taşınmaza el konulması düzenlenmiştir. Dolayısıyla, kamu yararının gerekli kıldığı durumlarda, kamulaştırmanın 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi uyarınca gerçekleştirilebilmesi için, yukarıda da açıklandığı üzere acele kamulaştırmanın özel ve istisnai koşullarının gerçekleşmiş olduğunun açıkça ortaya konulması gerekmektedir. 

Bu çerçevede dosyanın incelenmesinden, hidroelektrik enerji santrali kapsamında kalan taşınmazlarla ilgili olarak idarece öncelikle olağan kamulaştırma yolunun tercih edilmesi, ancak 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde yer alan acelelik halinin bulunduğunun saptanması halinde anılan madde uyarınca acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerekli tespitler yapılıp sebepleri de belirtilmek suretiyle başvuruda bulunulması ve bunun sonucunda da başvuruda bulunulan taşınmazlara yönelik inceleme yapılarak koşulların gerçekleşmesi halinde Bakanlar Kurulunca 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca aceleliğine karar verilmiş olan taşınmazlara yönelik olarak acele kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir. 

Her ne kadar olayda, uyuşmazlığa konu taşınmazları da kapsayan alanda hidroelektrik enerji santrali yapımının öngörülmesi üzerine proje kapsamında kalan taşınmazların acele kamulaştırma usulü ile kamulaştırılmasına karar verildiği anlaşılmakta ise de; acele kamulaştırmaya ilişkin olarak 2942 sayılı Kanun'da aranan özel ve istisnai koşullar bulunmadan ve idarece ortaya konulmadan, salt belirtilen nedenle acele kamulaştırma yapılması hukuken olanaklı değildir. Bu durumda, 2942 sayılı Yasa'nın 27. maddesinde öngörülen şartların gerçekleşmediği anlaşıldığından, dava konusu Bakanlar Kurulu kararında hukuka uyarlık bulunmamıştır.” (DİHABER)
 

www.evrensel.net