Otoriterleşen rejime anayasal şemsiye

Otoriterleşen rejime anayasal şemsiye

Hukukçular Mustafa Bayram Mısır ve Kamil Tekin Sürek, anayasa değişikliği referandumuna ilişkin tartışmaları Evrensel'e değerlendirdiler.

Birkan BULUT
Ankara

Anayasa değişikliği referandumuna ilişkin tartışmaları Evrensel'e değerlendiren  Hukukçu Dr. Mustafa Bayram Mısır, Cumhurbaşkanı’na seçimleri yenileme yetkisi verilmesi halinde Başbakan’ın savunduğu gibi Meclis’in güçlenmesinin tartışılamayacağını söyledi. Mısır, getirilmek istenen değişikliği “Otoriterleşen rejime Anayasal şemsiye” olarak değerlendirdi. 
Meclis’te kabul edilen Anayasa değişikliğinin referandumda kabul edilmesi halinde Cumhurbaşkanı ve Meclis’e karşılıklı fesih yetkisi verilecek. Değişikliğe ilişkin sorularımızı Mustafa Bayram Mısır yanıtladı. “Getirilen düzenleme ile hem Cumhurbaşkanı’na hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) seçimleri yenileme yetkisi veriliyor” diyen Mısır, herhangi biri seçimleri yenilemeye karar verirse, hem Cumhurbaşkanlığı seçimi hem de TBMM seçiminin birlikte yenileneceğini söyledi. Buna dayanarak Başbakan Yıldırım’ın Meclis’in etkinliğinin azaldığı yönündeki eleştirilere “hadi oradan” diye cevap verdiğini ifade eden Mısır, “Başbakanımız Anayasa hukukçusu olmadığı için bize ayan beyan görünen şeyin ona siyasetin prizmasından geçerek başka türlü görünmesi mümkün. O nedenle ben, sadece Meclisin etkinliği azaltılmıyor kuvvetler ayrılığı ortadan kaldırılıyor diyeyim de daha anlaşılır olsun. İlk olarak, Cumhurbaşkanı partili olacağı ve TBMM seçimleri ile Cumhurbaşkanlığı seçimleri aynı anda yapılacağı için, mevcut siyasal partiler rejimi ile seçime gidildiğinde, işte Anayasa değişikliği paketi oylanırken gördük, parti disiplini dolayısı ile Cumhurbaşkanı denetimi dışında bir Meclis’in bu seçimler ile oluşması güçtür. Dolayısıyla Başbakanın savunması, yasama ve yürütme kuvvetleri arasında ayrılığın kalmayacağı yolundaki eleştirinin onayından başka bir anlama gelmiyor” dedi. 

‘TÜRKİYE GERÇEKLİĞİNDE TUTARLI DEĞİL’

Anayasa hukukçusu Kemal Gözler’in değerlendirmelerine atıfta bulunan Mısır, “Birden fazla partiden oluşan TBMM’nin birlikte hareket edip, tek başına bir organ olan Cumhurbaşkanını başarısızlığa uğratabileceği iddiası, Türkiye’nin siyasal gerçekliği açısından tutarlı bir iddia değildir. Eğer böyle bir çatışma ihtimali olursa, bu çatışmadan Cumhurbaşkanı galip çıkar. Nitekim Türkiye’de 7 Haziran 2015 genel seçimleri ile 1 Kasım 2015 genel seçimleri arasında yaşanan benzer bir çatışmadan bilindiği gibi Cumhurbaşkanı galip çıkmıştır. Zira TBMM’de çoğunluğu oluşturan partiler, Cumhurbaşkanı karşısında birlikte hareket edememişlerdir” diye  aktardı. 

‘GÜÇLENECEKSE MECLİS’İ YENİLEME YETKİSİ VERİLMEMELİYDİ’

Üçüncü olarak, değişiklik ile hukuken Cumhurbaşkanı’nın kayrılmakta olduğunu belirten Mısır, Cumhurbaşkanı’nın tek başına hiçbir gerekçeye dayanmaksızın seçimlerin yenileme hakkına kavuşturulurrken, TBMM’nin seçimleri yenilemesi için nitelikli çoğunluğun arandığını dile getirdi. Dördüncü olarak ise yasama sürecinde Cumhurbaşkanı’nın veto yetkisinin korunduğuna dikkat çekti. Başbakan’ın Meclisin güçsüzleştirildiği eleştirilerine yönelik eleştirisinin hukuken tartışılabilir olması için, Cumhurbaşkanı’na seçimleri yenileme yetkisinin hiç verilmemiş olması gerektiğini ifade etti.

'CUMHURBAŞKANI’NI DENETLEME İMKANSIZLAŞACAK'

Mısır, “Beşinci olarak Cumhurbaşkanı’nın Meclis tarafından denetleme mekanizmaları neredeyse tümüyle ya ortadan kaldırılmış ya da kullanılması imkansız şekilde impeachment (suçlama) mekanizması olarak muhafaza edilmiştir. Yüksek kamu bürokrasisinin oluşumunda da Meclis’in söz hakkı yoktur. Bu tartışmalar yasama ve yürütme ile ilgili. Yargı ise tamamen Cumhurbaşkanlığı’na bırakılmış durumda” diye konuştu. 

‘KUVVETLER BİRLİĞİ REJİMİ’

Değişikliğin bu şekliyle, seçilecek Cumhurbaşkanı’ndan bağımsız olarak bir kuvvetler birliği rejimine sebebiyet verebileceği anayasa hukukçuları açısından görünen apaçık bir gerçek olduğunu ifade eden Mısır, ancak sorunun bu türden teknik tartışmalarla ilgili değil, siyasal bir sorun olduğunu dile getirdi. İşin hukuki tarafının, TBMM görüşmeleri sırasında iyice ayyuka çıktığını ve otoriterleşen rejime Anayasal bir şemsiye kazandırmak olduğunu vurgulyan Mısır, “Haliyle bu şemsiye yurttaşlar için açılmıyor, her türlü yağmurdan onu korumak üzere Cumhurbaşkanı için açılıyor” dedi. 

‘GERÇEK DIŞI BEYAN’

Hukukçu Kamil Tekin Sürek: Başbakan dün yaptığı konuşmada Başkanlık (Onların deyişi ile Cumhurbaşkanlığı ) sisteminde Meclisin daha güçlü olacağını iddia etti. Tabii, AKP Hükümeti son yıllarda sürekli tek kale maç yaptığı için aksi görüşleri savunanların sesini duyurma olanağının son derece kısıtlanması nedeniyle rahat rahat gerçek dışı beyanlarda bulunmaya cesaret edebiliyor. AKP’nin Başkanlık sisteminde Meclisi güçsüz düşüren diğer şeylerin yanı sıra üç önemli unsur bulunmaktadır. Bunlardan birincisi Başkanlık seçimi ile Meclis seçiminin aynı gün yapılması, ikincisi cumhurbaşkanının Meclisi feshetme yetkisi, üçüncüsü ise cumhurbaşkanının parti başkanı olabilmesidir. Bunlar Meclisi nasıl güçsüzleştirecektir. Erdoğan üzerinden örnek verelim. Anayasa değişikliği Referandum’da kabul edilirse, bir süre sonra Tayyip Erdoğan AKP Genel Başkanı olacaktır. 2 Kasım 2019 da yapılacak seçimde AKP milletvekili adaylarının hepsini Erdoğan belirleyecek.

Son Düzenlenme Tarihi: 26 Ocak 2017 09:49
www.evrensel.net

1 yorum yapılmış

  1. Muharrem Soyek 9 ay önce Yanıtla  /  Beğendim 0  /  Beğenmedim 0

    Ben karşılıklı fesih yerine, sadece meclisin cumhurbaşkanını belli koşul ve kurallarla görevden alabilme yetkisinden yanayım. Ancak, seçim kararı alan cumhurbaşkanı dönem hakkını yitiriyor. Bu keyfiliği önleyici güçlü bir özdenetimdir. Özellikle ikinci dönemde seçim kararı alan Cumhurbaşkanı aday olamayacağı için peşinen kendini feda etmek zorundadır. Bu fedakârlık kendi çıkarı için olabilir mi?

Yorum yapın

Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.