'Dünden bugüne gazetecilik' söyleşisi düzenlendi

'Dünden bugüne gazetecilik' söyleşisi düzenlendi

Renkler Kültür Sanat Evi’nde gazetecilerin katılımıyla “Dünden bugüne Türkiye’de gazetecilik" adlı söyleşi düzenlendi.

Bağcılar’da bulunan öğrencilerin kurduğu Renkler Kültür Sanat Evi’nde gazetecilerin katılımıyla "Dünden bugüne Türkiye’de gazetecilik" başlıklı söyleşi düzenlendi. Moderatörlüğünü Derya Muğurtay ve Salih Yalçının gerçekleştirdiği etkinliğe konuşmacı olarak, Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat , Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı Karin Karakaşlı ve Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Ceyda Karan katıldı. Söyleşiye çok sayıda öğrenci ve yurttaş da katıldı. Söyleşiden önce katledilen gazeteciler Musa Anter, Hrant Dink, Uğur Mumcu, Metin Göktepe ve Abdi İpekçi anısına hazırlanmış sinevizyon izletildi. Sinevizyonun ardından gazeteciler katledilen gazeteciler hakkındaki anılarını ve düşüncelerini anlattı. Söyleşi, moderatörlerin, katılımcılara yönelttiği sorular eşliğinde başladı.

‘TÜRKİYE'DE SABIKALI BİR DEVLET YÖNETİMİ VAR’

İlk olarak söz alan Fatih Polat, katledilen gazeteci Metin Göktepe hakkındaki anılarını aktararak şunları söyledi: “Genç bir gazeteci olarak sürekli sokaktaki haberleri izlemeye meyilliydi. Fikri takip önemliydi Metin için. Metin öldürüldüğünde  ajandasına baktığımızda bir çok haberin fikri takibini de yaptığını da görüyoruz. Metin gazeteciliğinin demlenmeye, olgunlaşmaya başladığı dönemden aramızdan alınmıştı. Metin’in gülerken fotoğrafları var. Gazeteye girişinde "n'aber halkımız" diye seslenirdi. Keyifle  yaşamış  bir insan. Merakla yaşamış bir insan. Bir gün gerçek  gazetesinin İstanbul bürosunda toplantı yapılıyordu. Yayın koordinatörü İhsan ağabeydi.  Metin diyor ki: ‘hititoloji ve sümeroliji gibi olan bölümlere bakmak istiyorum. Bunlara çok masraf yapılıyor gerekli mi gereksiz mi diye bakmak istiyorum.’ Gidiyor araştırıyor. Sonra geliyor ve ‘Ya İhsan ağabey bunlar çok önemli bölümlermiş’ diyor. Onun üzerine bir haber yapmıştı.” 

Polat, kendisine gazetecilerin katledilmeleri yönündeki sorusuna cevap olarak da, “Devletin gerçekten korktuğunu gösteriyor. Türkiye’de sabıkalı bir devlet yönetimi var. Devlet şiddeti yazan gazeteciler var. Buda gazeteciyle polis arasında sorun yaratıyor” dedi. 

'GAZETECİLİĞİN ÖLDÜRÜLMEK İSTENDİĞİ BİR ZAMAN'

İktidarın nasıl bir gazetecilik istediğine değinen Polat, "İktidar istiyor ki, bu memlekette kimse onlardan farklı düşünmesin. Herkes başkanlık sistemine evet desin. İstikrar sağlanması için de her kafadan bir ses çıkmaz diyorlar. Bunun içinde gazetecilik hedef alınıyor. 148 gazeteci cezaevinde, adalet bakanı diyor ki; 3 tane gazeteci cezaevinde. Kısa bir süre sonra da 'cezaevlerinde gazetecilikten dolayı kimse yok' diyor. Peki geri kalanlara ne oldu buharlaştılar mı? Pervasızca söylüyorlar bunları. 'Onları terör suçundan aldık' diyorlar. Bu insanlar mahkum değil ki, tutuklu. Nasıl terör suçuyla suçlarsın? Bir sürü yayın organı kapattılar. İstenen gazetecilik insanları hedef gösteren, iktidarın istediklerinin söyleyen bir gazeteci.Gazeteciliğin öldürülmek istendiği bir zamandan geçiyoruz. Yargılanan gazeteciler adına mesleğe sahip çıkmalı" diye konuştu.

'AKADEMİSYENLER DİK DURDU'

Müzakere süreci bittikten sonra korku ikliminin yayıldığını söyleyen Polat sözlerini şöyle sürdürdü: "Çatışmalar tekrar başladı. İnsanlar evlerinde öldürüldü. Barış için akademisyenler 'Devlet burada yanlış yapıyor tekrar barışın konuşulması gerekiyor' dedikleri için hedefe alındılar. Akıl ve vicdanın buluştuğu bir metindi. Soruşturmalar ve ihraçlar başladı. Akademisyenler dik durdular. Ekmeğinden oldular, işinden oldular, başka bir iş aramak anlamına geliyor ama eğilmediler" 

'GAZETECİLİK EĞİLMEZ'

İktidarlar karşısında gazetecilik mesleğinin eğilmeyeceğini vurgulayan Polat, "Şu anda gazeteciler davalarla karşı karşıya. Adliyelerde birbirimizin davasına girip çıkıyoruz. 7, 8 davaya girdiğimiz oluyordu. Sonra gazeteye gelerek haber yapıyoruz" dedi.

‘HRANT'IN KATLEDİLİŞİ TOPLUMSAL BİR MİLATTIR’

Ardından söz alan Karin Karakaşlı da katledilen gazeteci Hrant Dink hakkındaki anılarını paylaştı. Karin Karakaşlı, “Çok da hatırlanması tercih edilen bir tarih değil” diyerek başladığı sözlerine, “Gazeteciler pek çok şiddetle karşı karşıya kalıyor.  Gönül istemez miydi sizin çaba ile anlattığız olay bu olmasın?  Bu olayların yaşanması inanın fazla ağır. Hedef belirlemede olsun, hakikatın yok edilmesinde devlet büyük bir rol oynuyor. Aslında devlet için bu yükle yaşamak çabalı bir hayat” dedi. Hrant Dink’in katledildiği günü ‘Toplumsal bir milat’ olarak tanımlayan Karakaşlı, 19 Ocak tarihinden sonra devletin beklemediği şeylerle karşılaştığını kaydetti. 

'ERMENİ TOPLUMU İÇİN HRANT İDOL BİR İSİM'

Karakaşlı, her yıl anmaların yaşandığı süreçte insanların takındıkları tavırları hatırlatarak, “Ermeniyim diyemeyen bir halkın yanında ‘hepimiz ermeniyiz’ diyen bir halk yanına geldi. İnsanlar birleşti. O günden sonra ben 19 Ocaklara baktığımda bir anma göremiyorum. Hrant Dink şahsında hayalini kurduğumuz bir ülke için insanlar bir araya geliyor. Hrant, gördüğümüz insandı. Burada olsa daha farklı hallerini görmeyecektiniz. Sayıları çok  az olan özü sözü bir insanlardan” diye konuştu. Ermeni toplumunun Hrant Dink’ten oluşmadığını söyleyen Karakaşlı, Ermenilerin her zaman içine kapanık, korkularını olan bir halk olduğunu belirterek Hrant Dink’in Ermeni Toplumu içinde idol bir örnek olduğunu anlattı. 

MÜCADELEYE ADANMIŞ BİR HAYAT: HRANT DİNK

Hrant Dink hakkında konuşmaya devam eden Karakaşlı, “Samimiyetle barışa  adanmış bir hayat” diyerek sözlerine şöyle devam etti: “Devletimiz nereden vuracağını bildiğinden neyle mücadele ediyorsanız oradan vurulursunuz. Hrant onlarca kere öldürülmüş ama mücadele etmiş bir insan. Kendini mücadeleden yaratmış  bir insan. O bize hakikati göstermeye çalıştı. Hakikat er geç bizi buluyor bunu öğrendik. Yanmayalım da çıkalım bu karanlıktan. Mücadeleye adanmış  bir hayattan bahşediyoruz. Devletin kırmızı çizgisine dokunduğun zaman yanacaksın. Hrantın hikayesi de buydu.”

'HEPİMİZ GAZETECİYİZ'

Sosyal Medya gazeteciliğine değinen Karakaşlı, "Sözün bir gücü varsa her yere dağılabilir. Bir yerin değildir. Agos ya da herhangi bir kurumun logosu olabilir ama geniş alanlara yayılabilir" dedi. "Sosyal medya doğru bilginin dağılımı kadar yalanın dağılımı içinde güçlü bir mecra" diyen Karakaşlı, "Evet okuduğumuz tarih kitapları çoğu şey yalan ama bu zamanı nasıl kurtarabiliriz. Yaşanan bilgi kirliliğini nasıl düzeltebiliriz. O öyle olmadı demeliliyiz. Hepimiz gazeteciyiz" diye konuştu. 

 

'GAZETECİLERİN NASIL KATLEDİLDİĞİNİ ORTAYA ÇIKARMAK GEREKİR'

Ceyda Karan ise katledilen Uğur Mumcu hakkında konuşarak, “Çok hikayelerini okuduk. Bize dokunmuş bir insandır. Uğur Mumcu'nun hayatı devlet zihniyetinin aslında devleti elinde tutanların iç yüzünü ortaya çıkarmaya yönelik. Zıt kutuplara gelip gidişin devlet içinde iktidar odaklarının kimleri nasıl kullanarak gazetecileri nasıl katlettiklerini ortaya çıkarmak gerekiyor. Önümüzde çok resim var” dedi. Katliamların arkadasında olanları görmek gerektiğini belirten Karan, Uğur Mumcu’nun çok iyi araştırmacı gazeteci olduğunu kaydetti. 

'UĞUR MUMCU BİRİLERİNİN KİRLİ ÇAMAŞIRLARINI ÇIKARDIĞİ İÇİN KATLEDİLDİ'

Karan, “Türk medyasında hiç birşeyi bilmeden atıp tutmak moda. Ama eskiden böyle değildi. Araştırma  dosyaları hazırlamak, alana çıkmak onemliydi. Dürüst izlenimler yaratmak gazetecilikti.  Uğur mumcu Türkiye’de önemli gazetecilerden biriydi. Rabıta gerçeğini yazdı. Uğur Mumcu anladığım kadarıyla Cumhuriyet'i bir devrim olarak algılayan bir gazeteciydi. Toplumun değerlerini satan insanların karşısında duran itiraz eden bir insandı. Sadece ve sadece iyi bir gazeteci oldu ve birilerin kirli çamaşırlarını ortaya döktü. Türkiye’nin bu derin serüvenini araştırdığı için de katledildiğini düşünüyorum” dedi.

Gazetecilerin konuşmalarının ardından söyleşi soru-cevap şeklinde devam etti. (İstanbul/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 25 Ocak 2017 13:48
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.