Şili emekçileri nasıl 'Hayır' dedi?

Şili emekçileri nasıl 'Hayır' dedi?

İstanbul Üniversitesi Siyasi Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Ertan Erol, Şili'deki 1988 yılı referandumunu ve hayır kampanyasını kaleme aldı.

Ertan EROL*

Türkiye’deki anayasa değişikliğinin referanduma gideceğinin kesinleşmesi ile birlikte referandumun taraflarının sosyal medya üzerinden hareketlendiği, ‘hayır’ ve ‘evet’ kampanyalarının en azından bireysel düzeyde başladığını görmek mümkün. Anayasa değişikliğinin TBMM’de oylanmasından sonra geçen bu kısa sürede ise, özellikle sosyal medyada, Şili’deki 1988 referandumu ve hayır kampanyası örnek olarak gösteriliyor, kampanyanın ünlü gökkuşağı ve ‘hayır’ amblemi profil fotoğraflarına ekleniyor, hayır kampanyası şarkıları paylaşılıyor. Tabii ki bunun temel sebeplerinden biri ülkemizde de çokça izlen miş olan ve günümüz koşullarında tekrar gündeme oturmuş olan Pablo Larraín’in 2012 yılında çekmiş olduğu ve 1988 Şili referandumunun hayır kampanyasının örgütlenmesini anlattığı ‘No’ filminin etkisi büyük. Ama aynı zamanda daha kampanya sürecinin başında olunsa bile, diğer bazı koşulların da bu karşılaştırmada büyük etki sahibi olduğunu söylemek mümkün. 

1973 DARBESİ, DİKTATÖRLÜK VE GEÇİŞ DÖNEMİ

1973 askeri darbesi ile Salvador Allende hükümeti devrilerek General Augusto Pinochet liderliğinde kurulan cunta, tüm siyasi partileri kapatarak ülkede olağanüstü hal ilan etmiş ve ülkedeki tüm siyasi otoriteyi 7 sene boyunca bu cunta yönetmiştir. 1980 yılında hazırlanan Anayasa ile 1980-1989 yılları arasındaki dönem ‘geçiş dönemi’ olarak adlandırılmış ve bu dönemin bittiği 1988 yılında cuntanın gösterdiği bir Başkanlık adayının halkoyuna sunularak 1989’dan itibaren başlayacak olan 8 senelik dönemde bu kişinin başkan olarak görev yapmasının ‘onaylanması’ kararlaştırılmıştı. 

Cuntanın diğer üyeleri bu adayın kuvvet komutanlarından biri olmaması, yeni, sivil ve genç bir kişi olması gerektiğini belirtmiş, Pinochet’in kendisi daha önce 1989’dan sonra görevde kalma arzusunu kategorik olarak reddetmiş olsa da Ağustos 1988’de Pinochet başkan adayı olarak ilan edilmiştir.

İŞÇİ VE ÖĞRENCİ EYLEMLERİ ‘HAYIR’IN TEMELİ OLDU

Pinochet idaresi altında 1981-83 döneminde ülke ekonomisi yüzde 14 küçülmüş, işsizlik yüzde 30 düzeyine çıkmış ve 10 senedir ilk defa işçi örgütleri ve öğrenciler protesto gösterileri düzenlemiş, 1983 temmuz ayında bu protestolar onlarca kişinin ölümüyle bastırılmıştır. Fakat aynı zamanda bu 1983-84 hareketliliği 1988’deki referandum kampanyası için bir dönüm noktası olmuş, 1988’deki hayır kampanyasını gerçekleştirecek olan muhalefetin temelini atmıştır.

Referandum sürecinde her iki kampanyaya da pazartesiden-cumaya devlet kanalında 15’er dakikalık propaganda yapma imkanı tanınmıştır. Evet kampanyası ‘Kazanan bir ülke’ teması altında 1973 öncesine, Allende dönemindeki ekmek kuyruklarına, ekonomik darlıklara ve kaosa referans vererek özellikle 1985-88 arasında Şili ekonomisinin büyümesine ve ihracatın artmasına, Şili’nin bölgede lider bir ülke haline gelmesine ve referandumda Hayır demenin tüm bunları kaybederek önceki dönemlere dönmek anlamı geleceği mesajını kampanyanın merkezine oturtmuştur. Evet kampanyası aynı zamanda ‘evet’ ile bu kazanımların artarak demokrasinin yerleşeceği, ‘hayır’ denmesi durumunda ise ülkenin Doğu Almanya, Küba ya da Nikaragua rejimlerine benzer bir duruma düşeceği mesajı verilmiştir.

MUTLULUK, ÖZGÜRLÜK VE BARIŞ ÖNE ÇIKARILDI

İlginç olan ise 15 senedir ilk defa bir kamu alanında ‘yasal’ bir biçimde temsil olan hayır kampanyasının oluşturduğu temaydı. Kampanya özellikle ölüm, işkence, diktatörlük gibi korku yaratacak olumsuz kelimeleri merkeze almaktan kaçınarak mutluluk, özgürlük ve barış gibi kavramları öne çıkarmayı renkli ve hatta muzip bir dil kullanmayı tercih etti. Hayır koalisyonunu oluşturan temel siyasi öznelerden biri olan merkez partilerinden Hıristiyan Demokratların Lideri Patricio Aylwin -1990’da ilk demokratik seçimlerde başkan seçilecek olan- kendisine ayrılan 2 dakikalık sürede rejimin otoritesini 

geriye dönüş korkusu temelinde kurduğunu ve bir savaş mantığı güttüğünü, halkın tamamının ekonomik gelişim, sosyal adalet ve insan hakları üzerinde bir fikir birliğinde buluştuğunu söylüyordu. 

ZİFİRİ KARANLIĞA RAĞMEN UMUT SEÇENEĞİ

Kampanya döneminde şiddet olayları gerçekleşmiş, Cunta bu şiddet olaylarının hayır kampanyasının gerçek karakterini ortaya çıkardığını iddia etmiştir. Referandumdan bir önceki gece tüm ülkede elektrikler kesilmiş, hayır kampanyası vatandaşlara korkmadan sandığa gitme çağrısında bulunmuştur. Yüzde 97.5 gibi büyük bir katılım ile gerçekleşen referandum, ilk sonuçlara göre yüzde 17’lik bir farkla evet yönünde gerçekleşmişken ilerleyen saatlerde hayırın yüzde 12 fark ile kazandığı cunta tarafından kabul edilmek zorunda kalınmıştır. 

1988 referandumu ile Pinochet cuntası ülke üzerindeki otoritelerini doğrudan bir biçimde kaybetmemiş olsalar dahi, kendi sonunun başlangıcını da beraberinde getirmiştir. 

Bu açıdan bakıldığında Şili’deki deneyimin neden Türkiye’de bu kadar çok ilgi gördüğü anlaşılabilir. Sanırım bunu sağlayan en temel güdü, en karanlık ve zor şartlarda bile halkın pozitif, hayata ve hayatın tüm renkliliğine dayanan bir seçeneği zifiri karanlığa tercih edeceğine olan sarsılmaz bir inançla kolları sıvama arzusudur. 

* İstanbul Üniversitesi Siyasi Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi

Son Düzenlenme Tarihi: 25 Ocak 2017 12:38
www.evrensel.net