AFAD, Êzidîlere eziyete dönüştü

AFAD, Êzidîlere eziyete dönüştü

2014 yılında IŞİD’in Şengal’e dönük saldırılarından kaçarak, Midyat’taki AFAD kampında yerleşen Êzidîler zor koşullarda yaşıyor.

Dicle MÜFTÜOĞLU
Aynur İNEDİ

Diyarbakır’dan Midyat’taki AFAD kampına götürülen Êzidîler, ne sağlık hizmeti alabiliyor ne ibadetini yerine getirebiliyor ne de özgürce dolaşabiliyor. Ölülerinin cenaze törenlerine katılmaları dahi yasaklanan Êzidîler, kamptan atılma korkusuyla da susturuluyor. 

IŞİD’in 2014 yılında Şengal’e yönelik gerçekleştirdiği saldırı nedeniyle bir kez daha göç yollarına düşen 30 bin Êzidî’den binlercesinin geleceği hâlâ belirsiz. İŞİD’in saldırıları ile 74’üncü fermana maruz kalan ve 3 yıl önce Diyarbakır’da Yenişehir Belediyesi tarafından Fidanlık Kampı’na yerleştirilen Êzidîler, Yenişehir Belediyesine atanan kayyım ile Diyarbakır Valiliğinin talimatıyla Midyat Kampı’na yerleştirildi. 

Mardin’in Midyat ilçesinde bulunan AFAD kampına yerleştirilen Êzidîler, haftanın bir günü çarşıya çıkarak, ihtiyaçlarını giderebiliyor. Sabah saatlerinde kamptan dolmuşlara binerek ilçeye gelen Êzidîler, imkanları ölçüsünde ihtiyaçlarını gidererek, daha çok çocukları için alışveriş yapıyor. Birlikte kampta kaldıkları Suriyeli mültecilerin aksine sağlık sorunları yaşayanların sağlık hizmetinden yararlanmaları da güç oluyor. İlaç için ödeme yapmak zorunda kalan Êzidîlere, eziyet bununla da bitmiyor. 

KAMPTAN ATILMA KORKUSU YAŞIYORLAR

Tüm bu sıkıntıların yanı sıra Êzidîler, kamp ortamından dolayı ibadetlerini yerine getirme noktasında da zorluk yaşıyor. Diyarbakır’dan kampa götürülen Êzidîlerin bir kısmına da erzak ve yiyecek alabilmeleri için çıkartılan 100 TL’lik kart hâlâ çıkartılmış değil. Bu Êzidîlerin ihtiyaçları ise, kampta kalanlar tarafından dayanışma ile gideriliyor. Yaşadıkları zorlukları dile getirmekte çekince duyan Êzidîlerin en büyük korkusu ise, kamptan atılmak. 

IRAK’A GİDİNCE KAMPA GERİ ALINMADI

40 yaşındaki Xeleb Ali, IŞİD’in Şengal’e saldırısı sırasında 4 çocuğu ve eşiyle yollara düşenlerden. Ali, ilk olarak Midyat kampına yerleştiklerini ancak bir iş sebebiyle Irak’a gittiğini dönüşte ise kampa alınmadığını ve o yüzden Diyarbakır’daki kampa yerleştiğini söyledi. 

CENAZELERİNE KATILMA ŞANSLARI YOK

Geçtiğimiz hafta yaşamını yitiren Êzidî Xidir Xelef’i hatırlatan Ali, kendilerine yapılanları şu sözlerle dile getirdi: “Burada yaşamını yitirenler Irak’a götürülüyor. Herkes ölülerini kendi topraklarında defnetmek istiyor. Ailelerden en fazla 1 kişinin geçişine izin veriliyor. Bazen de o kişilerin geri dönüp kamplarda kalmasına izin verilmiyor. Bu yüzden de olsa insanlar gidemiyorlar.” 

IŞİD’in saldırısından kaçıp Diyarbakır’a yerleşen ardından Midyat’a getirilen Êzidîlerden biri de 70 yaşındaki Qasım Baco. Katliamdan kurtulsalar da yaşamlarının zorluklarının tükenmediğini dile getiren Baco, şunları aktardı: “Üzerimizdeki kıyafetlerle geldik. Başka bir şey getiremedik. Doktora gelirken para ödüyoruz.” 

Yeni geldikleri dönemde kendilerinin de ücretsiz sağlık hizmetinden yararlandıklarını aktaran Baco, “Biz doktora gidiyorduk ücretsiz olarak. Sonra doktorların bize verdiği ilaçları da getirip tek tek çadırlara dağıtıyorlardı. Ama şimdi eczaneye gidiyoruz bize bir kağıt çıkartıyorlar ve ‘Siz bu kadar para vereceksiniz’ diyorlar. Şimdi her şey para olmuş. Bizim paramız olmazsa öleceğiz bir hastalık durumunda” şeklinde yaşananlara tepki gösterdi. 

Diyarbakır’da istedikleri her zaman kamp dışına çıkabildiklerini dile getiren Baco, şimdi yalnızca haftanın 1 günü çıkabildiklerini ve ihtiyaçlarını ancak paraları olduğu koşulda karşılayabildiklerini vurguladı. 

‘DIŞARI ÇIKMAK YASAK’

Şengal’den gelirken Zaxo, Roboskî, Şırnak, Diyarbakır ve son olarak da Midyat’a göç eden Xudeda Mıhemmed ise, Diyarbakır’da kaldıkları dönemden memnuniyetle anıyor. Diyarbakır halkı ve belediyenin kendilerinden hiçbir şeyi esirgemediğini söyleyen Mıhemmed, “Burada bir iş yapmıyoruz, günümüz boş geçiyor. Orada her istediğimizde dışarıya çıkıyorduk ancak burada öyle bir şey yok. Devlet bizi zorla buraya getirdi” dedi. Mıhemmed, henüz kendilerine erzak kartının da verilmediğini kaydetti.

Mıhemmed’in eşi Koçer Mıhemmed de, günlük yaşamlarının ibadet ile başladığını ve her sabah güneşe dönüp dua ettiklerini ifade etti. Çadırlardaki yaşamın zorluğuna değinen Mıhemmed, “Yazın sıcak oluyor, kışın ise çok soğuk. Amed’teki kamp iyiydi. Keyfimize göre geziyorduk” diye belirtti. (Mardin/DİHABER)

www.evrensel.net