HDK meydanlarda 'hayır'ı örgütleyecek

HDK meydanlarda 'hayır'ı örgütleyecek

Halkların Demokratik Kongresi, Referandum için Hayır Deklarasyonunu ve referandum sürecindeki örgütleme planını açıkladı.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Onur Hamzaoğlu'nun katılımıyla Taksim Hill Otel'de, HDK'nin Referandum için Hayır Deklarasyonu ve referandum sürecindeki örgütleme planı açıklandı. HDK Eş Sözcüleri, referanduma giden süreçte toplumsal muhalefetle iş birliği içinde olacaklarını ve meydanlara çıkarak 'hayır'ı örgütleyeceklerini söyleyerek "Referandumdan evet çıksa bile meşru değildir" dedi.

'FİİLİ DÖNEME HUKUKSAL KILIF BİÇİLİYOR'

Türkiye ekonomisinin dışa açılması anlamına gelen 24 Ocak 1980 kararlarının yıl dönümünde olduğumuzu hatırlatan Onur Hamzaoğlu, kararların açıklanmasından birkaç ay sonra 12 Eylül askeri darbesinin yaşandığına dikkat çekti. Dolardaki artışla beraber ekonomik krizin hızla derinleştiğini söyleyen Hamzaoğlu, "Hep birlikte yoksullaştık. Küçük yerlerde bu çok daha açık görünüyor. Birçok işyeri kapatıldı. Bu yapısal krizi halkçı politikalarla aşabileceğimiz aşikar. Fakat görülen o ki bu durum hükümetin ve de sarayın gündeminde değil. Türkiye'yi yönetenler, halklar arasında ikilemler yaratan, ötekileştiren bir politika güdüyor. Tarihimizi silmeye çalışıyorlar" dedi.

2014 yılında halk oylamasıyla Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan'ın daha o zaman yönetim biçiminin değiştiğine dair söylemlerini de hatırlatan Hamzaoğlu, "Referanduma sunulan anayasa değişikliği sadece rejim değişikliği değil yeni bir sistem inşası anlamına geliyor. Kamudan ihraç edilenler bu yeni sistem inşasının örneğidir. Yeniden inşa süreci var, dolayısıyla sistem değişmesi hedefleniyor. Fiili döneme hukuksal kılıf biçme olarak ifade edebiliriz bu yeni dönemi" diye konuştu.

'YENİ ANAYASA 12 EYLÜL ANAYASASIYLA BENZER'

24 Ocak'ın aynı zamanda Uğur Mumcu'nun ölüm yıl dönümü olduğunu söyleyerek söze başlayan HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, Türkiye'de her güne birden fazla anma düştüğünü vurguladı. Yeni Anayasa taslağının 330'un üzerinde oyla TBMM'den geçerek referanduma sunulmasıyla 12 Eylül karanlığının yaşatıldığını ifade eden Koçyiğit, "12 Eylül koşullarında darbe yapanların hazırladığı anayasa nasıl gayrı meşru idi ise bugün karşı karşıya olduğumuz süreç de ondan farklı değil. Yapım itibariyle benzerler. 12 Eylül sürecinde de anayasa yapım aşamasında toplumun hiçbir kesimine sorulmamıştı. Bugün de baktığınız zaman meclisteki iki partiyle görüşülmüş ve diğer partilere kapatılmıştır görüşmeler. Yapım itibariyle toplumsal katılıma açık değildir" dedi.

'REJİMİN İDEOLOJİK AYGITLARI DA DEĞİŞİYOR'

Türkiye'nin en köklü sorunlarından birinin tekçi sistem olduğunu dile getiren Koçyiğit, "Ülke kendi çoğulcu yapısını kuramadığı için anayasaya yamalar yaparak geçiştirmeye çalışmıştır. 7 Haziran demokratikleşmek için önemli bir adımdı fakat iktidar bunu kabul etmedi ve 1 Kasım baskın seçimlerini yaptı. Darbe girişimine maruz kalmış, OHAL ile yönetilen, KHK'lerle yönetilen, ceberrut zorba yönetimin uygulandığı süreçte tek derdimiz buymuş gibi başkanlık rejimi geçirilmeye çalışılıyor. Bunları bu kadar hızlı rejim değişikliğine iten nedir diye hepimizin sorması lazım" diye konuştu. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Meclis'teki 4 parti ve bütün halkların darbeye karşı karşılıklı bir tutumu varken 20 Temmuz'da OHAL rejiminin ilan edildiğine değinen Koçyiğit, "OHAL adı altında bizi rejim değişikliğine götürmeleri 15 Temmuz'un oluş koşullarını yeniden düşünmeye itiyor. Keza, Cumhurbaşkanı'nın kendisi de, 15 Temmuz için 'Allah'ın bir lütfu' demişti. Sadece rejimde değil rejimin ideolojik aygıtlarında da değişiklik var. Türkçü anlayışın yanına islamcılığı da ekliyor" diyerek anayasa değişikliği ile rejimin değiştirilmek istendiğini vurguladı.

'REFERANDUM DEMOKRATİKLEŞMEK İÇİN TÜNELDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ'

Koçyiğit, anayasa değişikliğiyle birlikte toplumsal muhalefetin daha fazla baskı altına alınacağını belirterek konuşmasına şu şekilde devam etti: "Basın yayın organlarıyla beraber algı manipülasyonu yapacaklar referandum sürecinde. Evet dahi çıksa meşru değildir ve biz bu anayasayı tanımayacak, açık ve net şekilde mücadele edeceğiz. Referandum ülkenin demokratikleşmesi için tünelden önceki son çıkış. 7 Haziran'daki gibi AKP'yi hezimete uğratabiliriz. Toplumda AKP'ye biriken bir öfke var ve biz bu öfkeyi 'Hayır'a çevirmek için çalışacağız. Çoğulcu yapıyı inkar eden tekçiliğe işaret eden bir sistemi bizlerin kabul etmesi mümkün değildir. Bize rağmen toplumsal muhalefete rağmen bu anayasa geçmeyecektir. 'Çantada keklik' gibi görünen yurttaş pozisyonunu AKP bu seçimde görecektir. Birçok kesimin 'hayır' oyu var biz de hayırları örgütleyeceğiz. Biz demokrasi güçleri, kendi ittifaklarımızı doğru bir temelde değerlendirerek ceberrut sisteme dur diyeceğiz.

''EVET' OHAL'İN DEVAMIDIR'

Hamzaoğlu ve Koçyiğit konuşmalarını bitirdikten sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Soruları yanıtlayan Hamzaoğlu, "Matematiksel olarak hayırın koşulları var. Hayır verdikten sonra olacaklara inandırmamız lazım. Görünür olmaktan vazgeçersek telafisi mümkün olmayan hatalara yol açar o bakımdan meydanlara çıkacağız. Ama öncesinde umudu ve cesareti toplumun geneline yaygınlaştırmalıyız. Biz 8 Haziran'da ne yapacağımızı planlamamıştık fakat referandumdan sonra sonuç ne olursa olsun ne yapacağımızı konuşmaya başladık. HDK olarak yakın zamanda bunu Türkiye muhalefeti ile de konuşacağız. Referandum 2 Nisan'da yapılacaksa biz 3 Nisan'da ne yapacağımızı bileşenlerimizle birlikte konuşup değerlendireceğiz" dedi.

Hamzaoğlu, 'evet' demenin birçok sorun doğuracağının altını çizerek "Evet demek, OHAL'in devamı demektir. Evet demek işsizlik, 30 günlük gözaltı, yargının fiilen kapanması, ekonomik krizin devam etmesi, Türkiye'nin Suriye batağında kalması, Kürt illerini yıkıp dökmenin devam edeceği anlamına gelmektedir. Evet demenin açacağı sorunları yaymak hayırın çıkmasına yarayacaktır" diye konuştu.

'HAYIRI TÜRKİYE'NİN YARINI İÇİN ÖRGÜTLEYECEĞİZ'

Kürt illerinde yapılacak referanduma ilişkin soruları yanıtlayan Koçyiğit ise, "Kürdistan'daki sorun sandığa gidip gitmeme sorunsalı. Çünkü Kürtler kendilerini savaşın içinde buldular, iradeleri tutuklandı. Kürdistan'da OHAL, katmerli bir OHAL. Her yerden askeri araç geçiyor, her yere aramayla girip çıkıyorsunuz. Halk hayır oyu verdiğinde güvende olup olmayacağını bilmek istiyor. Ama evet demenin çözümsüzlüğün de bir devamı olduğunu bildikleri için oradan da yüksek bir hayır bekliyoruz. Çok güçlü, çok net ve çok saf bir hayırımız var. Bu hayırı Türkiye'nin yarını için örgütleyeceğiz" şeklinde konuştu. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net