Washington’da hayal kırıklığı  ve umut bir aradaydı

Washington’da hayal kırıklığı ve umut bir aradaydı

Ekim Kılıç, ABD tarihinin de en kalabalık toplumsal eylemi olarak nitelendirilen 'Kadınlar Yürüyüşü'nü yazdı.

Ekim KILIÇ
Washington

Dünya çapında milyonları sokaklara döken “Kadınlar Yürüyüşü” ABD tarihinin de en kalabalık toplumsal eylemi olarak nitelendiriliyor. Vietnam işgali sırasındaki savaş karşıtı eylemlere katılmış olanlar dahi aynı fikirde.


SENDİKA BİNASINDAN ÇIKIŞ...

Cumartesi sabahı, ABD saati ile 04.00’te New York Birleşik Otomobil İşçileri sendikasındayız. Washington’daki eyleme katılmak için gelenlerin dolduğu sendika bürosunda heyecan hakim. Birçok kişi hazırladıkları renk renk, esprili dövizleri ile gelmiş. Çoğunluğu kadınlardan oluşan yaşlı, genç, siyah, beyaz emekçilerle birlikte yola çıkıyoruz. Washington’da alana vardığımızda ilk dikkat çeken kentin en büyük binalarının büyük öbekler halinde çeşitli ulusal, dini ve mesleki kesimlerden insan kalabalıkları tarafından sarılmış olması oluyor. İnsanların yüzlerinde umut ve kararlılıkla karışık bir endişe hissediliyor. Trump’a karşı öfke çok büyük. Çocuklar da bir yerlerden buldukları pankartlarla Trump’a küfrederek etrafta koşuşturuyorlar.


Sohbet ettiğimiz yaşlı bir teyze, genç olduğumu görünce “ilk eylemin mi” diye soruyor. Sadece bana sorulan bir soru değil bu. Eylem alanı farklı kuşakların bir buluşması olarak kendisini belli ediyor. Bileşim ise oldukça geniş. 


ALANIN HAKİMİYETİ ‘BEYAZ KADINLAR’DA

Eylemin ana gövdesini ise “beyaz kadınlar” oluşturuyor. Ancak farklı uluslardan ve ulusal topluluklardan kadınların temsiliyeti de dikkat çekiyor. Trump’ın ideolojisi cinsiyetçilikle birlikte ırkçılığı da barındırıyor. Bu yüzden eylemdeki insan kalabalıklarının Trump karşıtlığında birleşmesi, temel olarak cinsiyetçilik ve ırkçılık karşıtlığından temelleniyor. Tabii ki alanda Hillary Clinton’ı destekleyen, Obama’ya özlemini ifade eden dövizler de mevcut. Eylemcilerin sosyal yapısını, Demokratik Partinin başını tuttuğu bir ırmağın ana damarının oluşturduğunu söylemek abartı olmaz. 


Alandaki inisiyatif ise muhalif kesimlerin yaklaşmayı Demokratik Partiden daha makul buldukları “liberal feminist” (Siyahi çevrelerin ‘beyaz feminizm’ olarak da adlandırdığı) örgütlenmelerde. Bu, özellikle siyahlardan oluşan çevrelerin eyleme katılımını “gönülsüz” bir hale getirmiş gibi görünüyor. Eylemdeki egemen beyaz temsiliyeti, halihazırda var olan kimlikçi ve ırkçı politikalarla bölünmüş halkları, aldığı bu inisiyatiften bağımsız bir şekilde bir araya getirmek de doğal olarak sınırlı kalmış. 
Yine de sokakta yükselen ‘Siyah yaşamlar önemlidir’, ‘Bizler halk oyuyuz’, ‘Donald Trump gitmek zorunda’, ‘Ellerin çok küçük duvar yapamazsın’ sloganları, insanlardaki demokratik bilinci, coşkuyu, ırkçılığa karşı dayanışmayı gösteriyor.
Bir yandan, az da olsa Trump’ı ‘Rusçulukla suçlayan dövizler de görülüyor. Alt metnini Rusların demokrasiye ‘alışık olmayan’ bir millet oluşu olan düşünce, dövizlerdeki ‘komünizm’ göndermeleriyle Amerikan ulusalcılığını yansıtıyor.

 
TRUMP SONRASI ÖRGÜTLENME İHTİYACI ARTTI

Washington sokaklarında coşku, mücadele, umut, öfke, hiciv ve kararlılık hakim; ancak büyük bir hayal kırıklığı da var. Çünkü “Bush kabusu” sonrasında ABD yurttaşları, Obama’nın seçilmesiyle “büyük sorunlar aşıldı” sanrısıyla yaşıyorlardı. Hakim medya propagandasının da etkisiyle Trump’ın kazanmasına ihtimal vermiyorlardı. Hillary ‘daha az’ kötüydü ve ilk kadın başkan olacaktı. Onun yerine Amerikan gericiliğinin en kalantor, zorba, ırkçı ve cinsiyetçi halinin ülkenin başına gelmesi, tabiri caizse ‘Bu kadarı olmaz artık’ tepkisini yarattı. 


Seçimlerden sonra “örgütlenme ihtiyacı”nın arttığı ve insanların sınırlı da olsa sendikalarını, partilerini bulmak için harekete geçtiği bir gerçek. ABD halklarının mücadelesinin en diri ve coşkulu haliyle devam ettiğini söylemek yanlış olmaz. 

www.evrensel.net