EMİS grevi fabrikaların içine taşındı

Birleşik Metal-İş üyesi işçiler, grevlerinin yasaklanmasının ardından fabrikalarına geri döndü ancak üretim yapmadı.

EMİS sözleşmesi kapsamındaki fabrikalarda çalışan Birleşik Metal-İş üyesi işçiler, grevlerinin yasaklanmasının ardından fabrikalarına geri döndü ancak üretim yapmadı. İşçiler patronların baskısına karşı fiili mücadeleyi sürdürürken, EMİS sözleşmesi kapsamı dışında bulunan ve Birleşik Metal-İş’in örgütlü olduğu diğer fabrikalarda bildiri okunarak ve 1 saate varan iş bırakmalarla grev yasaklarına tepki gösterildi. Yapılan açıklamalarda grev hakkı olmadan toplusözleşmenin anlamsız olduğu belirtilerek, grev hakkı için birlikte mücadele çağrısı yapıldı.

Sendika Genel Yönetim Kurulu imzasını taşıyan bildiride “Metal işçileri, birçok kez yaşanan grev ertelemelerinin ne anlama geldiğini çok iyi biliyor. Bu bir erteleme değil yasaklamadır. 2002 yılından bugüne Cam, Lastik, Maden işkollarında on binlerce işçinin grevli toplusözleşme hakkı hükümet eliyle defalarca gasbedildi. Metal işçileri de birçok kez hükümetin grev yasakları ile karşı karşıya kaldı. 2015 yılında MESS’e karşı greve çıkan onbinlerce metal işçisinin grevi, yine aynı gün içinde ertelendi. 18 Ocak’ta da Asil Çelik işçilerinin grevi yasaklandı” dendi.

  • İzmir Polkima

GREVSİZ TOPLUSÖZLEŞME HİÇTİR

Grev hakkının, geçmiş yüzyıllara dayanan, hem anayasal hem de evrensel bir hak olduğıu belirtilen bildiride, şu ifadelere yer verildi: “Grev hakkımızın elimizden alınması, özgür bir şekilde toplusözleşeme yapabilme hakkımızın elimizden alınması demektir. Grevsiz toplusözleşme hakkı bir ‘hiç’tir. Geldiği günden bugüne grev ertelemelerini alışkanlık haline getiren hükümet, grevimizi yasaklayarak, toplusözleşme hakkımızı elimizden alıyor ve bizlere patronlar size neyi layık görüyorsa ona razı olacaksınız diyor. Bu, alınteri dökerek, emeği ile geçinen işçiye sefaleti reva görmektir. Bizler metal işçileri olarak, hükümetin sadece ve sadece patronları koruyan, işçinin alın terini gözetmeyen, işçilerin grev hakkını elinden alan, anayasal bir hakkın kullanımını engelleyen kararını tanımıyoruz. Bizler, tarih boyunca bedel ödeyerek işçi sınıfının kazandığı grevli toplu sözleşme hakkımıza sahip çıkıyor ve işyerlerimizi eylem alanına döndürüyoruz.”

  • Kroman

DAYANIŞMA ÇAĞRISI

Eylem kararının sadece EMİS üyesi işçiler adına değil, grev hakkı sürekli gasbedilen tüm işçiler adına alındığı kaydedilen bildiride, “Eylemlerimiz, aynı zamanda grev yasağını, işçilerin toplusözleşme hakkının üzerinde ‘Demoklesin Kılıcı’ gibi sallayan, OHAL’i demokratik hakların kullanılmasının önüne engel olarak koyan, en ufak hak arama talebinde polisi ve TOMA’ları işçilerin karşısına diken hükümete uyarı eylemidir. Bu mücadele bizlerin, alın terinin hakkını vermeyen patronlara ve her daim patronların taleplerini emir kabul eden hükümetin grev yasaklarına karşı bir mücadeledir. Mücadelemiz, EMİS işyerlerinde grevi yasaklanan üyelerimizin talepleri doğrultusunda bir toplusözleşme imzalanıncaya kadar devam edecektir. Tüm emek dostlarını, Birleşik Metal üyesi işçilerin bu haklı mücadelesine destek vermeye davet ediyoruz” dendi.

GREVDEN BİRKAÇ SAAT SONRA YASAKLANMIŞTI

EMİS sözleşmesi kapsamında bulunan ABB, Schneider Elektrik, Schneider Enerji ve General Elektrik’e bağlı fabrikalarda çalışan 2200 işçi sözleşme görüşmelerinin tıkanması üzerine geçtiğimiz Cuma günü greve çıkmıştı. Coşkuyla başlayan grev, birkaç saat sonra yasaklanmıştı. Bakanlar Kurulu’nun kararı ve Cumhurbaşkanı’nın onayıyla “milli güvenliği tehdit” iddiasıyla alınan yasak kararının bir gün önce alındığı, işçilerin greve çıkmasının ardından resmi gazete yayınlandığı ortaya çıkmıştı. Grevin yasaklanmasının Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Yönetim Kurulu pazartesi gününe kadar üretim yapılmayacağını bildirmişti. 18 Ocak’ta greve çıkmaya hazırlanan Birleşik Metal-İş üyesi Asil Çelik işçilerini grevi ise daha greve çıkmadan bir gün önce yasaklandı.

ERTELEME DEĞİL, YASAKLAMA

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunun 63. maddesi “grev ertelemeleri” başlığını taşısa da aslında bu bir yasaklama anlamına geliyor. Kanuna göre Bakanlar Kurulu grevleri 60 gün süreyle erteliyor. Grevler Bakanlar Kurulu kararıyla durdurulduğunda tarafların anlaşmamaları halinde grevlerin yeniden başlaması yasal olarak olanaklı değil. Bu nedenle 60 gün içinde taraflardan ya anlaşmaları bekleniyor ya da toplu iş sözleşmesi Yüksek Hakem Kurulu tarafından sonuçlandırılıyor. Bu yapılmazsa sendikanın toplu iş sözleşme yetkisi düşüyor. Dolayısıyla yapılan erteleme değil, açıkça grevin yasaklanmasıdır.

OHAL’LE GREV YASAĞI KAPSAMINI GENİŞLETTİLER

Grevleri erteleme adı altında yasaklayan hükümet, eline geçtiği her fırsatta grev yasağı kapsamını genişletmeye çalıştı. 2012 yılında THY yönetimi ile Hava-İş Sendikası arasında süren sözleşme görüşmelerinin tıkanması ve grev aşamasına gelmesi üzerine hükümet apar topar havacılık işkoluna grev yasağı getiren yasayı Meclise getirdi ve 29 Mayıs 2012’de AKP’nin oylarıyla kabul edildi. Yasak ancak 7 Kasım 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6356 sayılı yeni Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasası ile kaldırıldı.

Hükümet OHAL döneminde de çıkardığı 678 sayılı KHK ile grev yasağı kapsamını genişletti ve kolaylaştırdı. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 63.maddesinde “Karar verilmiş veya başlanmış olan kanuni bir grev veya lokavt genel sağlığı veya millî güvenliği bozucu nitelikte ise Bakanlar Kurulu bu uyuşmazlıkta grev ve lokavtı altmış gün süre ile erteleyebilir” olarak yer alan grev erteleme koşullarına “büyükşehir belediyelerinin şehir içi toplu taşıma hizmetlerini, bankacılık hizmetlerinde ekonomik veya finansal istikrarı bozucu nitelikte olması” durumu eklendi. (İŞÇİ SENDİKA SERVİSİ)

Son Düzenlenme Tarihi: 23 Ocak 2017 13:58
www.evrensel.net