‘Bir enkaz kurtarıcısı’ Ahmet Hamdi Tanpınar

‘Bir enkaz kurtarıcısı’ Ahmet Hamdi Tanpınar

Edebiyatçı Ahmet Hamdi Tanpınar, ölümünün 55'inci yıldönümünde Ekrem Işın’ın konuşmacı olarak katıldığı bir söyleşi ile anıldı.

Vedat AYDEMİR
İstanbul

Ölümünün 55’inci yıldönümünde Ahmet Hamdi Tanpınar, tarihçi yazar Ekrem Işın’ın konuşmacı olarak katıldığı bir söyleşi ile anıldı. Kadıköy Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen söyleşide “Ahmet Hamdi Tanpınar kimdi, yaşadığı coğrafyayı yazınsal bir metne dönüştürürken hangi kültürel araçları kullandı ya da Türkiye’nin zihinsel arkeolojisine yaptığı katkının boyutları nelerdi?” gibi sorulara cevap arandı. TESAK Konferans Salonu’nda gerçekleşen söyleşiye çok sayıda kişi katıldı.

‘TANPINAR, GEÇMİŞİ BUGÜNE TAŞIMAYI ARZULAYAN BİR YAZAR’

Ekrem Işın, “Enkaz kurtarıcısı” kavramı üzerinden söyleyişiyi gerçekleştireceğini belirterek Ahmet Hamdi Tanpınar üzerine hazırladığı inceleme kitabında da bu kavramı başlık olarak kullanacağını aktardı. Üç ana tema üzerinden enkaz kurtarıcısı kavramını açıklayan Işın, birincisinin tarih ve uygarlık olduğunu, “bilinmezliklerle dolu açık deniz” benzetmesi ile aktardı. Ardından betimlemeler ile devam ederek; “Açık deniz üzerindeki güvenli büyük bir gemi vardır; Osmanlı İmparatorluğu. Bu gemi batar, ortak yaşama iradesi yok olur ve tahta parçaları dalgalar ile kıyıya vurur” diyerek ikinci temanın “dalga” kavramı olduğunu, bununda “zaman” kavramını temsil ettiğini söyledi. Tanpınar’ın savunduğu ve romanları üzerine inşa ettiği zaman anlayışının Henri Bergson’un tanımladığı şekliyle yani “Zamandan çok bir akışı betimleyen süre kavramı ve bu süre ancak sezgi yoluyla bilinebilir ve ancak sezgi sayesinde doğrudan tanınır” ifadeleri ile kurduğunu vurguladı. Tanpınar gibi yazarların geçmişle ilişkili olduğunu, geçmişi bugüne taşımayı arzu eden bir yazar olduğunun altını çizen Işın, Tanpınar’ın “Yekpare” yani tek bir parçadan oluşan bir zaman kavramını arzuladığını ifade etti. Üçüncü temayı ise “Enkaz” kavramı ile aktaran Işın, bu kavramın ise “tanımlanamayan” olduğunu “yani bütünün parçaları” sözleriyle betimledi. Zamanın enkazı arasından Tanpınar’ın parçalardan bütüne gitmeyi hedeflediğini, İstanbul’un da kültürel bir yığılma olduğunu ifade eden Işın, “Çünkü bizim kültürümüz çok parçalı bir kültür, arkeolojik katmanlar gibi” dedi. Işın, sözünü ettiği; “Dalgaların sahile taşıdığı nesneler aracılığıyla batan gemiyi tanımak ve bulmak arzusu” ile yani “Enkaz kurtarıcısı” kavramıyla Ahmet Hamdi Tanpınar’ı tanımladığını, Tanpınar’ın geçmişi bir enkaz yığını olmaktan çıkarmayı, romanları, araştırmaları ve deneme kitaplarıyla hedeflediğini söyledi.

Felsefeden yoksun bir toplum olduğumuzu, Tanpınar, Ziya Gökalp, Namık Kemal gibi yazarların bu durumun sıkıntısını çektiğini, gerekli tanımlamaları yapamadığını ifade eden Işın, bu yazarları “Kafası karışık adamlar” olarak tanımladı. Felsefi zeminden yoksun bu yazarların “düşünce adamı” zannedildiğini fakat durumun öyle olmadığını savunan Işın, “düşünme işinin başkasına havale edilmesini” sıkıntılı bir tavır olduğunu söyledi.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.