Eğitimde sorunlar artıyor

Eğitimde sorunlar artıyor

Eğitim sisteminin yıllardır karşı karşıya kaldığı sorunlar, 2010-11 eğitim öğretim yılının birinci döneminde de eğitimcilerin ve öğrencilerin sınırlarını zorlamaya devam etti. Var olan sorunların artarak devam etmiş olması düşündürücü.AKP Hükümeti’nin iktidara geldiğinden beri, vaat ettiğinin aksine eğitimin

Şehnaz Sönmez

Eğitim sisteminin yıllardır karşı karşıya kaldığı sorunlar, 2010-11 eğitim öğretim yılının birinci döneminde de eğitimcilerin ve öğrencilerin sınırlarını zorlamaya devam etti. Var olan sorunların artarak devam etmiş olması düşündürücü.
AKP Hükümeti’nin iktidara geldiğinden beri, vaat ettiğinin aksine eğitimin sorunları azalmadı, arttı. Bu öngörülebilir bir durumdu, zira bu hükümete göre eğitim, herkesin parasız ve eşit bir şekilde ulaşması gereken bir hak değil, sadece parası olanın ulaşabileceği bir kar alanı. Bu dönemde eğitim politikalarının merkezine iki şeyin oturtulduğunu görmekteyiz: Bunlardan birincisi eğitimde kadrolaşma ve eğitimin içeriğini kendi dünya görüşleri doğrultusunda dogmalarla doldurma; ikincisi ise temel bir sosyal hak alanını, ticari bir alana dönüştürme süreci olmuştur.
Bu iktidar döneminde eğitimde özelleştirmeye hız verilmiştir. AKP eğitimin kamusallığının sorumluluğunu yüklenmeyi açıkça reddetmiştir. Bir yandan hükümet yanlısı yöneticilerin kurdukları özel eğitim kurumları kamu kaynaklarıyla teşvik edilirken öte yandan kamu eğitim kurumlarının kaynakları kısılarak, eğitimin maliyeti velilere yüklenmiştir. Bu koşullar altında başbakanın salık verdiği şekilde en az üç çocuğu yetiştirip eğitimlerini hakkıyla tamamlamalarını sağlamak, çoğunluğu işsiz olan anne-babalara taşınması zor bir yük getirmektedir. Hatta bazı durumlarda bu yükün taşınması imkansız hale gelmekte, ailenin büyük çocuğu kardeşlerini okutmak için okulu bırakmak zorunda kalmaktadır. Bu gibi trajik örnekler pek çok eğitimcinin birebir yaşadığı ve ne yazık ki müdahale edemediği durumlardır.  
Okulların donanım eksikleri keza ve derslik açıkları, kalabalık sınıflar eğitimin niteliğini düşürdükçe ve sistematiklikten uzaklaşıp gittikçe yap boza dönüşen sınavlar sonucunda özel dershane ve dershaneye giden öğrenci sayısı gittikçe artmaktadır. Öğretmen açığı sözleşmeli öğretmenleri ders ücreti ile çalıştırarak çözülmeye çalışılmış buna karşılık yıl içinde yapılan atamalarda kadrolaşma gayreti ise kural tanımazlığın en bariz göstergesi olmuştur. İktidar, eğitimin gerçek sorunlarına eğilmemiş, Bakanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatında yaşanan yoğun siyasi kadrolaşma ve eğitimi daha da gericileştirmek gibi uygulamalarıyla bu döneme damgasını vurmuştur.
Eğitim bilimden uzaklaşıyor
Eğitimde muhafazakarlaşma çabaları bu dönemde ciddi boyutlara ulaşmıştır. Son örneğini adı güzel sanatlar ve spor lisesi olan bir okulda kız ve erkek öğrencileri arasına cetvelle ölçülecek 45 cm’lik  bir mesafe konması talebinde gördüğümüz bu çabalar, başka bir yerde kız ve erkek okullarının ayrılmasının söz konusu olabilmesi şeklinde kendini göstermiştir.  Birbirinden bağımsız gibi görünen (veya gösterilen) ülkenin çeşitli yerlerinde birbiri ardı sıra gelişen bu olaylar genel bir zihniyet sorunu ile karşı karşıya kaldığımızı düşündürmektedir.
Eğitim sistemimiz gittikçe bilimsellikten uzaklaşmaktadır. Okul öncesi çağındaki çocuklara hikaye kitaplarıyla yaradılış teorisi empoze edilmeye çalışılmakta, o yaş çocuğun beyinleri yıkanırken ilkokul kitaplarında müfredatı aynı düşünceler doldurmaktadır.
Eğitimin sorunlarına çözüm olması ve yön vermesi beklenen Milli Eğitim Şurası kararlarına da eğitimde piyasalaşma çabalarıyla birlikte, toplumsal cinsiyet rollerine dayanan ve kadının iyi eğitim almasının gayesini annelik görevine bağlayan düşünceler damgasını vurmuştur.
Çalıştıkları kurumlarda çeşitli dayatmalarla karşı karşıya kalan eğitim emekçilerinin mesleki sorunları, gün geçtikçe daha fazla gasp edilen özlük hakları, göz önünden uzaklaştırılan, fakat aslında eğitimin niteliksizleşmesinde birincil önem arz eden sorunlardır. Ülkemizde 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 3 bin 12 TL, tek kişinin açlık sınırı da bin 500 TL’dir. Buna karşılık eğitim çalışanlarının aldığı maaş ek ders ücreti ile birlikte ortalama bin 400 ve bin 700 TL arasında değişmektedir. Komik yüzdelik maaş artışları ile öğretmenler açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edilmiştir.
Bütün bunlara verilebilecek topyekûn mücadele hiç olmadığı kadar elzem hale gelmiştir. Sonuç olarak; okul öncesi eğitimden başlayarak eğitim yatırımlarına, ders kitaplarının hazırlanmasından eğitim yöneticilerinin belirlenmesine; sınıf mevcutlarından eğitimin bilimsel, demokratik, laik yönünün geliştirilmesine; derslik, okul, öğretmen açıklarından eğitimin genel bütçe içindeki payına kadar, eğitimin hemen her konusunda köklü değişikliklere gereksinim vardır. Çünkü çocuklarımızın geleceği karartılmaktadır.

Eğitim Sen Ankara 2 No’lu  Kadın Sekreteri


Parasız eğitim ve mahalleye okul istiyorlar

Medine Samur:

17 yaşında lisede okuyan bir kızım var. Eşim aşçı. Eğitimle ilgili olarak bir çok sorun yaşıyoruz. En başta mahallemizde bir tek okul yok, okul olmadığı için kızım çok uzak mesafedeki bir okula gidiyor. Bunun için ayrıca servis parası ödüyoruz, bu parayı ödemekte çoğu zaman zorlanıyoruz. Ödediğimiz paralar bununla kalmıyor, okulda sürekli bir şeyler için para topluyorlar. Devlet okulunda eğitim parasızdır deniyor ancak toplanan paralar gittikçe artıyor. Bu paraları ödemekte zorlanıyoruz. Mahallemizdeki insanlar genellikle dar gelirli işçi, emekçi insanlar. Eğitimin parasız olmasını istiyoruz, mahallemize okul istiyoruz.

Fatma Kaya:

Liseye giden bir oğlum var. Eşim tekstil işçisi, ben ev kadınıyım. Oğlum mahallemizde okul olmadığı için semt dışında bir okula gidiyor. Okulda öğrenci sayısı çok fazla, sınıfında 46 öğrenci var. Sınıfın kalabalık olmasından dolayı çocuklar dersleri anlamakta zorlanıyorlar. Okuldan  sürekli para isteniyor. Eşimin aldığı ücret zaten  düşük. Fakat çocuğumun arkadaşları içinde küçük düşmemesi için bulup buluşturup denkleştiriyoruz. Mahallemize okul istiyorum. Devlet okullarında eğitim parasızdır deniyor, gerçekten parasız olmasını istiyorum. Kürt bir kadın olarak çocuğumun anadilinde eğitim almasını istiyorum ayrıca sınıfların kalabalık olmamasını, çocuklarımıza daha iyi bir eğitim verilmesini istiyorum.

Azime Gümüş:

Ev kadınıyım. İlkokul ikinci sınıfa giden bir kızım var. Şahintepe Mahallesi’nde oturuyoruz. Ancak mahallemizde okul olmadığı için kızımı çok uzak mesafede bulunan bir okula gönderiyorum. Servis ücretleri çok yüksek, ödemekte zorlanıyoruz. Okullarda hizmetli olmadığı için sürekli bizlerden temizlik parası isteniyor. Aidat ve okulun çeşitli ihtiyaçları için paralar toplanıyor. Bunları ödemekte çok zorlanıyoruz.
Ayrıca sınıflar kalabalık, bunca kalabalık sınıflarda öğretmenlerin de yapacağı bir şey yok. Bizim gibi dar gelirli ailelerin çocukları iyi bir eğitim almıyor. Öğretmenlerle iletişim kurmakta da zorlanıyoruz. Devletin okul yapmasını, okullarda para toplanmamasını, daha iyi bir eğitim verilmesini,okullara hizmetli verilmesini istiyorum.

www.evrensel.net