Semiha Berksoy’un  aşkı anlattığı resimler

Semiha Berksoy’un aşkı anlattığı resimler

Türkiye’nin ilk profesyonel kadın Opera Sanatçısı Semiha Berksoy üzerine “Aşk’la, Semiha Berksoy” sergisi bugün O’Art’ta ziyarete açılacak.

“Ne hissediyorsam onun resmini yapıyorum. Kiminde çocuk gibiyim, kiminde melek, kiminde şeytan... Melekliğim, karşılık beklemeden sevmemden geliyor. Sevince, melekleşiyorum, sevince çocuk saflığına kavuşuyorum... Şeytanlığım ise, sevdiğimi bırakıp gidebilmem. Sanatım için çekip giderim, gidebilirim... Bana şeytanlığı yaptıran sanat aşkı...” demişti Semiha Berksoy resimle olan ilişkisini tarif ederken.  

Türkiye’nin ilk profesyonel kadın Opera Sanatçısı Semiha Berksoy üzerine “Aşk’la, Semiha Berksoy” sergisi bugün O’Art’ta ziyarete açılacak. Sergi, sanatçının aşkı farklı biçimlerinde merkeze aldığı resimleriyle daha önce hiç sergilenmemiş desenlerini bir araya getiriyor.

Derya Yücel’in küratörlüğünü yaptığı sergi, sesin, aryanın, sözün, mizansenin aktığı damardan beslenen resimleriyle Berksoy’un yaşamı ve sanatının kaynağı olarak aşkın tutkulu dışa vurumunu sanatseverlerle paylaşıyor. Derya Yücel editörlüğünde, hazırlanan “Semiha Berksoy: Catalogue Raisonné” kitapta Dieter Ronte’den Rosa Martinez’e, Robert Wilson’dan Ferit Edgü’ye, Beral Madra’dan Dikmen Gürun’e pek isim Berksoy’u anlatıyor. 

‘SANAT, RUHUMU SÜRÜKLEYEN BİR AŞK’

2004 yılında kaybettiğimiz, Yüksek Dramatik Soprano, Ressam, Şair, Aktris, Performans Sanatçısı Semiha Berksoy, sanatın farklı alanları arasında kendiliğinden ve samimi bir ilişki kurmaya yönelik tavrı, yaşama ve yaratma biçimiyle öncü kimliği, hiç eksilmeyen heves ve coşkusu, sanatını sürekli kılma direnciyle benzersiz bir sanatçıdır. Berksoy operaya olan tutkusunda şöyle anlatır; “Daha ilkokul yıllarında hikayeler yazar, yazdıklarımı resimlerdim. Şiirler okur, kendi kendime şarkılar söylerdim. Güzel Sanatlar Akademisi Namık İsmail Atölyesinde resim eğitimi alarak resim yapmaya da başladım. Tiyatro eğitimi aldığım Darülbedayi Tiyatro Okulundan sonra sesimi konservatuvardaki, yani o zamanki adıyla Dar’ül Elhan’daki ilk şan hocası Soprano Nimet Vahit Hanıma dinlettim. Nimet Vahit Hanım’ın şan sınıfında benim ruhumu sürükleyen, bende alev haline gelen o sanat aşkıyla derslere başladım.

19 Haziran 1934 tarihinde Adnan Saygun’un bestelediği ilk Türk operası “Özsoy’da” Ayşim rolünü oynadım. Ulu Anne rolünü öğretmenim Soprano Nimet Vahit Hanım, Feridun rolünü Bariton Nurullah Şevket Taşkıran oynuyordu. Dans ve koreografiyi Selma ve Azade Selim Sırrı üstlenmişlerdi. Koroyu Halil Bedii Yönetken yönetiyordu.

Berlin Yüksek Müzik Akademisi opera bölümüne devlet bursu ile gönderildim. Öğrenciliğim devam ederken, 22 Haziran 1939’da Richard Strauss’un 75. Doğum Yılı Festivali’nde, Berlin Akademisi Eski Apollon Operasında, Richard Strauss’un Ariadne auf Naxos operasında, Ariadne rolüyle sahneye çıktım.

Nisan 1941’de Ankara’da profesyonel anlamda ilk opera gösterisi olan Tosca operasında Karl Ebert yönetiminde oynadım.

1999 yılında New York City Lincoln Center’da, Robert Wilson’un rejisörlüğünü yaptığı, Umberto Eco’nun eseri ‘The Days Before. Death, Destruction and Detroit III’ adlı oyunda, Tristan ve Isolde Operasından, Isolde’nin, “Aşk Ölümü” aryasını söylediğimde 89 yaşında idim.

Benim ruhum çok canlı. Sanat aşkı var bende. Sürekli bir şeyler yaratıyorum. Babamın konservatuvarı bırakmam için yazdığı mektubuna cevaben 18 yaşında yazdığım mektupta, ‘Benim ruhumu sürükleyen, bende alev haline geçen bir şey var; o da sanat aşkıdır, bunu bilesiniz, ölsem de mezarımda selvi ağaçları söyler.’ diyerek sanattan asla vazgeçmeyeceğimi vurguluyorum. Hakikaten de bu yaşa geldim, hâlâ vazgeçmiyorum. Sanatın yaşı yok, 90’da da, 9 yaşında da olur. Bu ruhi bir mesele. Ve bu aşk, merak beni genç ve enerjik tutuyor. Çünkü beni sevindiriyor. Aşık olmak da insanı sevindirir.” 

BEN SEMİHA, ANNEM RESSAM FATMA, BABAM ZİYA BERKSOY’DUR...

Semiha Berksoy, 1910 yılında İstanbul’da doğdu. 1928’de burslu olarak İstanbul Belediyesi Konservatuvarına girdi. 1929-1930 yılları arasında Güzel Sanatlar Akademisi Namık İsmail Atölyesine kabul edildi. 1931’de Muhsin Ertuğrul’un çektiği ilk sesli Türk filmi olan İstanbul Sokakları’nda oynadı.

1934’de Atatürk tarafından takdir edilerek ilk Türk opera temsili olan Özsoy operasında oynadı. 1936’da Berlin Devlet Yüksek Müzik Akademisi Opera Bölümünü birincilikle bitirdi.

1941’de Karl Ebert tarafından kurulan ilk opera stüdyosunda Nurullah Taşkıran ile birlikte ilk profesyonel opera sanatçısı olarak yer aldı. 1950’de Ankara Devlet Operasına solist olarak kabul edildi. 1961’de Bursa’da Fatihin Doğduğu Ev ve Yeşil Camii tablolarıyla Ankara Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi resim sergisinde ödül aldı.

1966’da Başartist (Primadonna) unvanını aldı. 1984’te TBMM başkanlığı tarafından ilk kadın opera sanatçısı ödülünü aldı. 1992’de Cemal Reşit Rey Konser Salonunda Semiha Berksoy’a Saygı töreniyle birlikte resim ve çarşaf resimlerinden oluşan bir sergi açtı. Paris, Münih, Venedik, İstanbul ve Ankara dahil birçok şehirde eserleri sergilendi. (KÜLTÜR SERVİSİ)

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.