Astana gündemi siyasi çözüm değil ateşkes

Astana gündemi siyasi çözüm değil ateşkes

23 Ocak’ta Suriyeli cihatçılar ve Esad Hükümeti, Türkiye, Rusya ve İran temsilcileri ile Kazakistan’da bir araya gelecek.

Rusya’nın öncülüğünde Kazakistan’ın Astana kentinde düzenlenecek olan Suriye görüşmelerine birkaç gün kaldı. Bir değişiklik olmazsa 23 Ocak’ta yapılması beklenen toplantıya Suriye Hükümeti temsilcileri, ‘muhalefet’ adı altında çok sayıda cihatçı silahlı grubun temsilcileri, Rusya, Türkiye ve İran katılacak. Son olarak dün Rusya Dışişleri Başkanı Lavrov, ABD yönetimini de davet ettiklerini açıkladı. Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) de görüşmeleri destekliyor. Tarafların açıklamalarında öne çıkan ise Astana toplantısında siyasi bir yol haritasından çok ‘ateşkes ve insani yardım’ konularının tartışılacak olduğu. 

ASTANA SÜRECİNE NASIL GELİNDİ?

Suriye’nin en önemli kentlerinden Halep’in tamamının aralık ayı itibariyle Suriye ordusu ve orduya bağlı kuvvetlerin eline geçmesi Astana sürecini başlatan hamle oldu. Böylelikle Suriye’deki en etkili ‘dış güç’ olarak öne çıkan Rusya bir anlamda siyasi kontrolü de eline aldı. Suriye’ye yönelik politikalarını ‘Esad’ın devrilmesi’nden ‘Kürtlerin ilerleyişinin engellenmesine’ çeken AKP Hükümeti de, cihatçı örgütlerin garantörlüğünü üstlenerek bu süreçte Rusya politikalarına yakınlaştı. 19 Aralık’ta Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un bir Türk polisi tarafından öldürülmesi de Rusya’nın elini Türkiye karşısında güçlendirdi. Donald Trump’ın başkanlığına hazırlanan ABD ise bu süreçteki müdahalesini “Halep’te sivil trajedisi” propagandasına çekti. Cihatçı militanlar ve ailelerinin tahliyesi tamamlanana kadar bu konu gündemde tutuldu.

Halep’in alınması Esad Hükümetinin de 2012’den bu yana “en büyük başarısı” oldu. ‘Esad’sız Suriye’ tartışmaları eski güncelliğini yitirdi.

Öte yandan 2016’nın son günlerinde eski adı el Nusra olan el Kaide bağlantılı Şam Fetih Cephesi ve IŞİD’in dışında tutulduğu ateşkes ilanı gündeme geldi. Birçok cihatçı örgüt ateşkesi destekledi. Ancak iki tarafta çok kez ateşkesi ihlal etti. Bu süreçte Moskova’da toplantı yapan Rusya, Türkiye, İran Dışişleri Bakanları, Rusya’nın hazırladığı ortak metne imza atarak “Demokratik, egemen ve bağımsız Suriye”yi tanıdıklarını ilan ettiler, “çözüm süreci”ne başlanmalı vurgusu yaptılar.  

‘ATEŞKES VE İNSANİ YARDIM’ KONUŞULACAK

Esad, 9 Ocak’ta Suriye resmi haber ajansı Sana’ya yaptığı açıklamada, Astana görüşmelerinde “her şeyin masada” olduğunu söylemiş, “Suriye’deki çatışmayı sona erdirmeyi ve ülkenin geleceğini tartışmayı müzakerelerden bahsediyorsak, her şey de masada olur” demişti. 

Ancak silahlı muhalefetin gündemi ateşkes. Bu arada Esad da dün yeni bir açıklama yaptı ve cihatçılara benzer bir söylem kullanarak, görüşmede önceliğin “İnsani yardımların ulaştırılmasını garantiye alacak bir ateşkese ulaşılması” olduğunu söyledi.

Hükümetin Astana’ya gönderdiği heyete ise, Suriye’nin BM Büyükelçisi Başar el Caferi başkanlık edecek. 

Öte yandan birkaç gün önce AFP’ye konuşan Suriye Ulusal Konseyi Sözcüsü Ahmed Ramadan da, “Bizim için en önemli gündem maddeleri arasında ateşkesin güçlendirilmesi, zorla yer değiştirmelerin durdurulması ve herhangi bir sınırlama olmaksızın kuşatma altındaki bölgelere insani yardım gönderilmesi yer alıyor” demişti. Ramadan’a göre, “muhalifler” iç savaşı bitirecek siyasi çözümün İsviçre’de yapılacak görüşmelerde ele alınmasını istiyor. 

“Muhaliflerin” baş müzakerecisinin ise yine cihatçı bir grup olan İslam Ordusu liderlerinden Muhammed Alluş olması bekleniyor. 

Caferi ve Alluş, BM nezdinde en son nisan 2016’da yapılan görüşmelerde de iki karşıt tarafı temsil etmişler, zaman zaman sert tartışmalar yaşamışlardı. Caferi’nin birkaç kez Alluş’a “terörist” dediği de biliniyor. 

ASTANA'YA KİMLER KATILACAK?

Astana’daki görüşmelere katılacaklarını açıklayan cihatçı gruplar arasında Feylak el Şam, Sultan Murat Tugayı, Şam Cephesi, İzzet Ordusu, Ceyş el Nasır, Birinci Sahil Tümeni, İkinci Sahil Tümeni, İslam Şehitleri Tugayı, Ceyş el İslam (İslam Ordusu), Hamza Tugayı ve Festakim bulunuyor. 
Öte yandan Astana’ya katılmayacağını açıklayan, Batı’nın ve Türkiye’nin ‘ılımlı muhalif’ dediği ancak el Nusra ile ittifak halinde olan Ahrar’uş Şam ise ‘dışarıdan destek vereceğini’ duyurdu. Ahrar’uş Şam iç sorunlar yaşasa da Suriye’deki en büyük cihatçı gruplardan biri. 
Öte yandan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov dün, ABD’nin görüşmelere davet edildiği bilgisini yineledi. Lavrov, “Yeni ABD yönetiminin bu daveti kabul edeceğini ve mümkün olan her kademede uzmanlarca temsil edileceğini umuyoruz.” dedi. 
İran ise ABD’nin katılımına karşı olduğunu ilan etmişti. Görüşmelere Suriyeli tarafların dışında Rusya, Türkiye, İran, ABD ve BM’den yetkililerin de katılması bekleniyor.
Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Stefan de Mistura’nın ise Astana’ya yardımcısı Ramzy Ezzeldin Ramzy’yi göndereceği belirtildi. 
Öte yandan Suriye’nin kuzeyinde özerk kantonlar kuran Kürt örgütleri PYD ve YPG ile Suriye Demokratik Güçleri ise toplantıya çağrılmadı. Barzani’ye yakın kimi Kürtlerin ise davet aldıkları ileri sürüldü.

‘MUHALİFLER’ ARASI ÇATIŞMALAR

Bu arada Astana öncesi Suriye’deki cihatçı grupların kendi içlerinde de sıkıntılar yaşadığı ileri sürülüyor. DW Türkçe’ye yazan Siyaset Bilimci Serhat Erkmen, “Bazı önemli Özgür Suriye Ordusu liderleri rejimle anlaşma sinyalleri vermeye başladı. Ayrıca, Halep’in rejimin kontrolüne geçmesi halihazırda dağınık olan grupların moral motivasyon açısından da zayıflamasına neden oldu. (...) Çatışmaların coğrafi olarak dağınıklığından ve yerel şartların öneminden yararlanan küçük gruplar faaliyet gösterdikleri çatışma alanlarını yitirdikçe önemli bir ikilemle karşı karşıya kalıyorlar. Ya anlaşma yoluna gidip bir şekilde kendileri ve temsil ettikleri kişiler için bir çıkış yolu arayacaklar ya da büyük gruplar tarafından yutulacaklar” dedi. 

Cihatçıların elinde kalan en önemli bölge en olan İdlib’te ciddi bir iç çekişme yaşandığını belirterek, el Nusra’nın hâlâ güçlü olduğunu belirterek, “Hatta Ahrar’uş Şam olmak üzere bazı grupların ateşkesi desteklemesi ya da rejimle görüşmeler konusunda ‘sarı ışık’ yakması onu daha da güçlendiriyor. Ahrar ya da benzeri İslamcı grupların Astana’daki çekincesinin kaynağı burada yatıyor. (...) Gruplar İdlib özelinde iki seçenekten birisiyle karşı karşıya: Ya sahadaki etkinliği yitirecekler ya da Rusya’nın bombalamasına maruz kalacaklar.” (DIŞ HABERLER)

www.evrensel.net