Protsenko: Karlov suikastının asıl mesajı Rusya’yaydı

Protsenko: Karlov suikastının asıl mesajı Rusya’yaydı

Siyaset Bilimci Doç. Dr. Aleksandr Valeryeviç Protsenko: Karlov suikastının asıl mesajı Rusya’yaydı.

Okay DEPREM
Lugansk 

Rusya Federasyonu’nun Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un 19 Aralık 2016’da Ankara’da bir suikast sonucu katledilmesinin üzerinden bir ay geçti. Suikastın bireysel mi yoksa örgütlü bir eylem mi olduğuna dair tartışmalar ise sürüyor. Lugansk Vladimir Dal Üniversitesi Siyaset Bilimi Kürsüsü’nden Siyaset Bilimci Doç, Dr. Aleksandr Valeryeviç Protsenko ile suikastı ve siyasi bağlamını konuştuk. Protsenko, suikastın Rus toplumu üzerinde yarattığı etkisi de değerlendirdi. 

Büyükelçi Andrey Karlov suikastı herhangi bir ölüm, bireysel bir kriminal vaka mıydı yoksa genel bir stratejinin parçası bir öldürme eylemi miydi?
Eylem bireysel gibi görünse de, genel olarak amacının Rusya-Türkiye ilişkilerini olumsuz doğrultuda etkilemek olduğu aşikar. Öte yandan katilin radikal İslami ideolojiden esinlendiği de açık. Olayın sonuçları her şeyden önce global açıdan oldukça önemli. Dünya sahnesinde yeniden güçlenmeye başlayan Rusya’ya mesaj verme gayesiyle gerçekleştirildiği belli. Rusya halkında Suriye meselesine ilişkin ülkelerinin rolü hususunda soru işaretleri ve dolayısıyla moral bozukluğu yaratmaya dönük bir algı operasyonunun parçası olarak da görülmeli aynı zamanda. 

Karlov cinayetini hangi güçler planlamış olabilir?    
Günümüzde Ortadoğu’da olanlara baktığımızda; büyük güçlerin doğrudan karşı karşıya gelmediklerine, onun yerine bir takım araçları, piyonları kullanmak suretiyle vekalet savaşları yürüttüklerine şahit oluyoruz. Söz gelimi Türkiye’de iktidarın belirli bir kliği eski dönemde Suriye’deki terörist yapılanmaları doğrudan veya dolaylı yollarla destekliyordu. Gene aynı şekilde Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkeler de aynı şeyi yapıyorlardı. Global oyunculara gelirsek, Suriye’de Amerikan planları bozuldu ve kartlar yeniden karılmış oldu. ABD Beşar Esad’ı devirip, ülkeyi birkaç parçaya bölmek suretiyle bölgede etki alanını genişletmek istiyordu. Rusya ise tersine Suriye’nin toprak bütünlüğünden, bölünmemesinden yanaydı. Amerika ve Britanya’nın ortak jeopolitik gaye ve stratejileri, Rusya’nın etrafında Ukrayna, Gürcistan ve Polonya gibi ona düşman ülke ve bölgeler yaratmak suretiyle onları koşullandırıp Rus coğrafyasına karşı düşmanlaştırmak. 

Kuşkusuz ki İsrail de Suriye rejiminin zayıflamasından yana. Ancak gene de Suriye’nin parçalanmasını bir devlet olarak ortadan kalkmasını  istemeyebilir. Bu İsrail’in çıkarları bakımından da çok uygun olmayabilir.  
     
Türkiye-Rusya ilişkilerini bozma amacı taşıdığı ileri sürülen suikast, yine de taraflar arasındaki ilişkilere zarar verememiş gözüküyor. Bunu neye bağlıyorsunuz? 
Birilerinin amacı elbette ki Rusya ile Türkiye ilişkilerini bozmak ve aradaki güven ortamına zarar vermekti. Putin ve ekibi oldukça pragmatikler. Onlar da biliyorlar ki bu cinayet bir provokasyon ve net bir hedefe yönelik açık bir eylem. Bu saldırıyla hedeflenenin Rusya’da halkı ve iç kamuoyunu etki altında bırakmak suretiyle iktidar ile halkı karşı karşıya getirmek ve dahası yönetimi duygusal, irrasyonel ve anlık kararlar almaya zorlamak olduğunu anlıyorlar. Suikastın bir diğer amacı da Rusya’nın terörizme karşı mücadelesini zayıflatmak, yumuşatmaktı. Ancak böyle giderse tam tersi bir tesire yol açabilir. 

Hem Türkiye’nin hem de Rusya’nın şüphesiz ki kendilerine özgü ayrı ayrı ulusal, bölgesel ve global çıkarları söz konusu. Ancak her halükarda enerji, ticaret, jeostrateji ve güvenlik gibi alanlarda her iki tarafın da çıkarları pek çok noktada örtüşüyor, ortaklaşıyor. İki devlet de bu bağlamda birbirlerine oldukça yakın, ihtiyaçları var ve birbirlerini destekliyorlar.             
               
Sizce her şeye rağmen bu cinayet önlenebilir miydi, tartışıldığı gibi Karlov’u koruma konusunda ihmal görüyor musunuz? 
Bildiğim kadarıyla son on küsur senedir MİT, Türkiye’deki Rus diplomatik temsilcilerine özel güvenlik birimi tahsis etmeyi durdurdu. “Zaslon” adlı Rus özel yakın koruma timinin TC sınırları dahilinde faaliyet göstermesini yasaklandı örneğin. Saldırı öncesi olay mahalinde benzer Rus özel yakın koruma-güvenlik birimi olmuş olsaydı bu cinayet kotarılamazdı, en azından katilin üst üste o kadar atış yapma olanağı olamazdı. 

Bu tür diplomatik saldırı ve suikastlerin bir daha yaşanmasını önlemek adına neler yapılmalıdır sizin fikrinize göre? 
Tabii ki dünyanın her yanında bu gibi eylemlerin önüne yüzde yüz geçebilmenin imkanı yok. Bu noktada sağlanabilecek en kayda değer başarı; terörist grup ve örgütlerin bu tip eylemlerden sonuç elde ettiklerini, başarı kazandıklarını düşünmelerini muhakkak engelleyebilmektir. İkinci olarak yapılması gereken ise, devletlerin teröristlerle pazarlık yapmaya kati suretle yanaşmaması; terör eylemlerinin devlet ve eylemciler arasında pazarlığa vesile edilmesinin önüne geçilmesidir.  

Suikast Rus toplumunu nasıl etkilemiş gözüküyor?
Duygusal anlamda kaçınılmaz olarak çok etkiledi. Bir takım liberal muhalif gruplar ise, bu olayı adeta fırsata dönüştürerekten, “neden intikam alınmıyor”, “neden eş oranlı yanıt verilmiyor” diyerek Putin yönetimini provoke etmeye soyundular. Nitekim bu türden mihrakların sayısı ve kuvveti epeyce sınırlı. 

Son olarak Ukrayna’da bir takım aşırı milliyetçi ve faşist odaklar, Andrey Karlov cinayetine sevindiklerine dair internette bir dolu paylaşımda bulunup açıklama yaptılar. Bu duruma dair genel gözlem ve kanaatleriniz nedir?
Bu tür tepkilerin Ukrayna’da çok ufak bir azınlığa has olduğunu biliyorum. Ne var ki iktidardaki faşist yönetim sayesinde böyle durumlarda bu güruhların sesi epey yüksek çıkıyor; nefret söylemlerinde sınırsızca serbest hareket edebiliyorlar. Çünkü en nihayetinde iktidar tarafından her alanda destek görüyorlar ve her ortamda etki güçleri, propaganda imkanları çok fazla. Nihayetinde; bu tarz tepki ve paylaşımlar başka pek çok ülkede olsa bu insanlar aleyhinde hemen soruşturma açılır, cezai süreç başlar ve bu zatların hepsi istisnasız cezaya çarptırılırdı. Büyükelçi Karlov cinayetine olumlu tepki vermek bir nefret suçudur ve cezasız kaldığı nispette de birilerine mutlaka cesaret vermiş oluyor...
 

Son Düzenlenme Tarihi: 19 Ocak 2017 09:50
www.evrensel.net