AB ile Birleşik Krallık arasında çatışmalı süreç başlıyor

AB ile Birleşik Krallık arasında çatışmalı süreç başlıyor

Birleşik Krallık’ın nasıl Avrupa Birliği’nden ayrılacağının tartışmaları sürerken, Başbakan Theresa May beklenen konuşmasını yaptı.

Arif BEKTAŞ
Londra

Geçtiğimiz yıl 23 Haziran’da yapılan referandum sonrası, Birleşik Krallık’ın nasıl ve hangi yöntemlerle Avrupa Birliği’nden ayrılacağının tartışmaları sürerken, Başbakan Theresa May, önceki gün beklenen konuşmasını yaptı. May, 12 maddeden oluşan açıklamasında, sermayenin paniklemesine gerek olmadığını ve sermaye için en uygun anlaşmaları yapacaklarını söyledi. Merakla beklenen konuşmadan sermayenin çıkarları çıktı. 

ORTAK PAZARDA OLMAYACAK AMA...

May açıklamalarında, Avrupa Birliği’nden ayrılacaklarını ama Avrupa’da var olmaya devam edeceklerini söyledi. Bundan sonra, yasalarının tamamen Birleşik Krallık’ta yapılacağını, AB’deki harcamalarını durduracaklarını ve Birleşik Krallık’ı oluşturan İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda yerel hükümetlerinden oluşacak bir Bakanlar Kurulu ile AB’den ayrılacaklarını söyledi. Böylelikle, bağımsızlık referandumuna gitmek isteyen İskoçya’yı da bu planın parçası haline getirecek.

23 Haziran oylamasının sonucunun geriye gidiş anlamına gelmediğini, fakat bundan sonra yeni ilişkiler ve anlaşmalarla AB üyesi ülkelerle diyaloglarını sürdüreceklerini söyleyen May, -yapabilirseler- daha serbest bir ticaret anlaşmasına imza atacaklarını belirtti. Ortak pazarda olmasalar bile, ticari anlaşmaların Birleşik Krallık lehine yapılmasına özen göstereceklerini söyleyen May, İngiliz şirketlerinin AB’deki çalışmalarının engellenmemesi için çalışacaklarını söyledi.

PARLAMENTO KARAR VERECEK

Birçok tartışmanın yanı sıra, kimin Brexit anlaşmasına karar vereceği tartışmasına da başbakan son noktayı koydu. Hükümetin AB ile sürdüreceği tartışmalar ve anlaşmanın sonrasında, bu anlaşma Birleşik Krallık parlamentosuna ve Lordlar Kamarasına sunulacak. Yani son kararı hükümet değil, parlamento verecek.

GÖÇMENLER GÖLGEDE KALDI

Göçmen karşıtı politikaların 23 Haziran referandumunun tartışma konusu olmasına rağmen Başbakan May’in konuşmasında fazla yer almamış olması dikkat çekti. Konuşmasının çoğunluğunu İngiliz sermayesinin kaygılarını giderici demeçlere ayıran May, sınırları daha kontrollü hale getireceklerini söylerken, “yetenekli” göçmenlere de kapılarının açık olacağını belirtti.

AB üyesi ülkelerin vatandaşlarının serbest dolaşımı için ellerinden geleni yapacaklarını ve çalışma koşullarını buna uygun hale getireceklerini savundu.  Aslında halihazırda sınırlar kontrol ediliyor ve zaten kimse elini kolunu sallayarak İngiltere’ye giriş yapamıyor.


VERGİ CENNETİ Mİ OLACAK?

Avrupa Birliği ile yapılacak görüşmeler ve Birleşik Krallık’ın çıkış yöntemleri ve anlaşmaları iki yıl sürecek. Mart ayında başlayacak ve 2019 martında bitmesi bekleniyor. Başbakan Theresa May, nasıl anlaşmalar istediklerini söyledi ama bu isteklerini AB’ye de kabul ettirmek zorunda. AB, Birleşik Krallık’ın “zorlu bir çıkış” yolunu tercih ettiğini söylerken aslında, Birleşik Krallık’ın dayatmaları ve isteklerinin kendileri tarafından kabul edilmeyeceğinin ilk sinyalini vermiş oldu. 

Maliye Bakanı Hammond, eğer anlaşmalar Birleşik Krallık’ın isteği doğrultusunda olmazsa, şirketlerin vergilerini düşüreceklerini ve hem içerideki şirketlerin başka ülkelere gitmesini engelleyeceklerini ve hem de AB’de faaliyet yürüten şirketleri ülkelerine çekeceklerini söyledi. Hammond, bu çıkışıyla, ülkeyi vergi cenneti haline getireceğinin sinyalini verdi. 

ÇATIŞMALI BİR SÜRECE GİRİLDİ

İki yıl boyunca AB ile Birleşik Krallık arasında çatışmalı bir sürecin yaşanacağı açık. İki yılın sonunda, Birleşik Krallık tamamen AB’den ve ortak pazardan ayrılmış olacak ve her ülke ile ayrı ayrı anlaşmalar yapacak. Görülen o ki; AB de, Birleşik Krallık’ın her isteğini ve anlaşmaları dayatmasına boyun eğmeyecek. 
Sermaye, AB’deki çalışmalarını sürdürmek istiyor ve daha iyi anlaşmalar dayatıyor, bu da en büyük baş ağrısı. 


İSKOÇYA BAĞIMSIZLIK İSTEYECEK

Birleşik Krallık’ın üyesi olan İskoçya, referandumda halkının çoğunun AB’de kalma doğrultusunda oy kullandığını gerekçe göstererek, AB’den çıkmak istemiyor ve Birleşik Krallık’ın çıkması durumunda kendisinin tekrar bir bağımsızlık referandumuna giderek, bağımsız bir ülke olarak AB üyeliğini devam ettirmeyi düşünüyor.
Her ne kadar Başbakan May, “Birleşik Krallık’ı oluşturan 4 ülke bir araya gelerek beraber karar vereceğiz” dese de, İskoçya’nın buna yanaşmayacağı tahmin ediliyor.
 

www.evrensel.net