Ahmet Ümit: Bursa’yı anlatan bir roman yazmak isterim

Ahmet Ümit: Bursa’yı anlatan bir roman yazmak isterim

Bursa'da söyleşiye katılan yazar Ahmet Ümit, “Başlı başına Bursa’yı anlatan bir roman yazmayı çok isterim.Çünkü gerçekten onu hak eden bir kent” dedi.

Nilüfer Belediyesi Kütüphane Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Edebi Kazılar” söyleşisine katılan yazar Ahmet Ümit “Başlı başına Bursa’yı anlatan bir roman yazmayı çok isterim. Çünkü gerçekten onu hak eden bir kent” dedi.

Nilüfer Belediyesi Kütüphane Müdürlüğü tarafından düzenlenen ve büyük ilgi gören “Edebi Kazılar” söyleşilerinde yeni yılın ilk konuğu ünlü yazar Ahmet Ümit oldu. Nâzım Hikmet Kültürevi’nde düzenlenen söyleşiye Nilüfer Belediyesi Meclis Üyesi Fırat Emiroğlu ile çok sayıda Ahmet Ümit okuru katıldı. Moderatörlüğünü Mehmet Said Aydın’ın yaptığı etkinlikte Ahmet Ümit, salonu tıklım tıklım dolduran okurlarıyla keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi.

Romanlarında şehirlerin büyük önemi olduğunu belirten Ahmet Ümit, “Gaziantep’in yazarlık hayatımda çok önemli bir yeri var. Çünkü özgün ve derin bir kültüre sahip. Bunu sonradan fark ettim. İçinde yaşarken fark edemiyorsunuz. Bursa, Konya, İzmir, Antakya, Antalya, Urfa, Kayseri, Mardin, Diyarbakır çok önemli şehirler. Sadece Türkiye Cumhuriyeti için değil, dünya kültür mirası için çok önemli. Bursa’da da çok değerli bir şey var” dedi.

Bursa’yı anlatan bir roman yazmayı çok istediğini kaydeden Ümit, “Sultanı Öldürmek romanımda Bursa’dan bahsettim ama başlı başına Bursa’yı anlatan bir roman yazmayı çok isterim. Çünkü gerçekten onu hak eden bir kent. Bursa’yı seviyorum. Biz, ülkemizde ne yazık ki şehirlerimizi koruyamıyoruz. Bin tane modern şehir yaratabilirsiniz ama bir tane Bursa yaratamazsınız. Kendi kimliği, kişiliği var” şeklinde konuştu.

Romanları yazarken şehirleri gezdiğini söyleyen Ümit, “Bab-ı Esrar romanımı yazarken Konya’ya dört mevsimde dört kez gittim. Ben oraya gitmeseydim roman olmazdı. Orada olman lazım. O toprak, o yapı, o ibadethane sana bir şey söylüyor, anlatıyor duyarsan. Bütün tarihi yerler size bir şey söylüyor. Çok dikkatli dinleyin” ifadelerini kullandı. 

YAZARLAR KENDİ RUHUNU SEYRETME İMKÂNI BULUYOR’

Şanslı bir yazar olduğunu belirten Ümit, “Bu kadar çok okunuyor olmam, 60’a yakın kitabımın yabancı dile çevrilmesi, bunların hepsi beni iyi bir yazar yapmıyor aslında. Bunu bilmiyoruz. Benim iyi bir yazar olup olmadığım belli değil. Bu, ben öldükten 50 yıl sonra belli olacak. Okunmaya devam edersem ‘fena değilmiş’ diyecekler. Bu kesin. Ama şanslı bir yazar olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim. Çünkü yaşarken yazar olmanın tadını, avantajlarını ve güzelliklerini yaşadım. Hayatımda bana yazar olmayla ilgili en güzel 3 şeyi 3 kadın söyledi. Müthiş şeyler bunlar. Ama yazar olmanın en güzel tarafı bu değildir. Yazar olmanın en güzel tarafı, kendi ruhunuzu seyretme imkânına kavuşursunuz. Bazen ben yazarken Başkomser Nevzat’ın köşede durup bana baktığını hissederim. O kadar çok karakteri yaratıp, hikayeyi anlatıyor, insanların hayatını mahvediyor, aşk, hüsran, mutluluk, mutsuzluk, ihanet ve kahramanlık yapıyorsunuz ki bir süre sonra saf ruhunuzla baş başa kalıyorsunuz. En iyi tarafı bu” diye konuştu.

‘POLİSİYE HİKÂYELER UZUN YILLAR KÜÇÜMSENDİ’

Polisiye romanın sadece Türk Edebiyatı’nda değil, dünya edebiyatında da uzunca yıllar edebiyat olarak sayılmadığını söyleyen Ümit, “Güzel sanatlarda kötülük, suç, cinayet, iğrençlik, kepazelik, bayağılık çok ele alınmaz. Polisiyenin yıllarca edebiyat dışı sayılması budur. Cinayeti ele alan bir romanın, şiirin, hikayenin iyi edebiyat olması mümkün değildir. Çünkü insanın kötülüğünü anlatıyorsun gibi bir anlayış vardı. Bu anlayış yüzlerce yıl polisiye hikayelerin küçümsenmesine neden oldu. Problem şu; sanat bize neyi anlatacak, kitap nedir? Bence kitap bir aynadır. Bu ayna bizim yüzümüzü, boyumuzu göstermez. Bu ayna bize ruhumuzu gösterir. O ruhu yanlış gösteriyorsa, çözümleme de yanlış olacaktır. Yıllardır yanlış gösterdiler. İnsan iyi bir varlık değil ki. İnsan ruhu iyiyle kötünün savaş alanıdır. Yazarların yapmaya çalışacağı şey, iyiyi güçlendirmektir. Bunun için de teşhis lazım. Kalp hastası birine ülser tedavisi uygulayamazsın. İnsan şahaneyse, doğayı kim öldürdü, denizleri kim yok etti, dili, dini, ırkı farklı diye kim kimi öldürüyor? Bu yüzden polisiye romanı küçümsediler” dedi.

AHMET ÜMİT’TEN YENİ ROMAN MÜJDESİ

Okurlarına yeni bir romanın müjdesini de veren Ümit şöyle konuştu: “Bu roman Başkomser Nevzat’ı özleyenler için güzel haber. Başkomser Nevzat geliyor. Sert ama insani bir roman. Gerçek bir polisiye. Bir seri katil hikayesi aslında. Her romanımızın bir cümlesi var. Bu kitabın cümlesini daha tam estetik olarak oturtamadık. Çocuk tacizlerini öldüren bir seri katil mi daha iyidir, yoksa dünya kan, ahlaksızlık içinde yüzerken, olan bitene sesini çıkarmadan gündelik hayatını sürdüren sıradan insanlar mı?”

Söyleşinin sonunda Nilüfer Belediyesi Meclis Üyesi Fırat Emiroğlu ile Nilüfer Belediyesi Kütüphane Müdürü Şafak Pala, Ahmet Ümit ile Mehmet Said Aydın’a Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey adına teşekkür ederek günün anısına özel tasarım portresini verdi.

Etkinliğin ardından Nilüfer Belediyesi Kütüphane Müdürlüğü tarafından sanatseverlere Ahmet Ümit’in “Elveda Güzel Vatanım” adlı kitabı armağan edildi. (KÜLTÜR SERVİSİ)

www.evrensel.net