Abdalel: Suriye’de belli bir denge üzerine anlaşma sağlandı

Abdalel: Suriye’de belli bir denge üzerine anlaşma sağlandı

Uluslararası Savaş Karşıtları Hareketi Yöneticisi Anthonia Lagakii, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi yöneticilerinden Marvan Abdalel ile söyleşti.

Anthonia LAGAKİİ
Beyrut

Filistin Halk Cephesi yöneticilerinden Marvan Abdalel, başta Suriye krizi ve yansımaları olmak üzere Ortadoğu’daki gelişmeleri değerlendirdi, “Rusya, Kürt sorununu ön plana çıkaran Türkiye’ye Suriye sorununda söz hakkı ve oynayacağı belli bir rol verdi. Ancak bu  Türkiye’yi değil Rusya’yı güçlendiren bir taktiktir. Suriye konusunda belli bir denge üzerinde anlaşma sağlandığı kanısındayım” diye konuştu. 

‘ARAP BAHARI ÜZERİNE İSLAMCI KARŞI DEVRİM BAŞLATILDI’

Suriye sorunundan başlayalım. Nasıl bir değerlendirme yapıyorsunuz?

Öncelikle Suriye sorununun ve savaşının sadece bu ülkeyle sınırlı olmayan genel olarak bölgeye ilişkin bir sorun olduğunu belirtmek gerekir. Suriye’nin iç sorunu olarak başlayan kargaşalıklar bu ülkeye ve bölge halklarına yönelik saldırılara dönüştürüldü. Uluslararası bir savaş karAkteri kazandı. Bu süreci Arap Baharını dolgu malzemesi yaparak başlattılar.

Arap baharını kısaca değerlendirirsek; halklar alanlara çıkarak yönetimlerden demokratik hak ve özgürlükler talep ettiler. Kuşkusuz bu talepler antiemperyalist bir karakter taşıyordu. Amerika’nın halkların bu talebi arkasında durmak gibi bir niyeti yoktu. Öncelikle halkların alanlara çıkması ve kendilerinin gelişmelerin dışında kalması kabul etmeyecekleri bir gelişmeydi. Müdahale ederek ve var olan muhalefeti sömürerek karşı devrim sürecini başlattılar. İslamci bir karşı devrimin olanakları yaratıldı. Amaç İslami devletler ve örgütler arasında yeni bir denge kurmaktı. Bölgeye yönelik esas oyun Suriye’de sahneye getirildi. Amaç yönetimi değiştirmek değil bu ülkeyi harabeye çevirerek ve istedikleri “yıkımı” gerçekleştirmekti. ’70’li yıllarda Afganistan’da da aynı oyun oynanmamış mıydı? İslami hareketi geliştiren Amerika’nın kendisi değil miydi?

IŞİD’in bölgedeki halkların toplumsal sorunlarıyla  ilgilendiği görüntüsü yaratarak kendisini gizlemeye ve güç toplamaya çalıştığı söyleniyor.  Örneğin kapatılan fabrikaları yeniden açtığı, sosyal politiklara öncelik verdikleri vb... 

Sanırım Hitler’in şöyle bir sözü var; “Mükemmel bir düşünce ortaya atmadan barbarlığı kabul ettiremezsin.” Evet sosyal politikalar izledikleri doğrudur. Bu gruplar esas gücü dağılan ve ortada kalan eski Irak ordusu mensuplarını örgütleyerek elde ettiler. İran’a ve bölgedeki başka ülkelere karşı saldırgan bir politikanın alt yapısı zaten eskiden beri oluşturulmuştu. Bölgedeki müdahaleler ve izlenen politikalar nedeniyle İslamcı cihatçılar büyüme ve gelişme olanaklarına kavuştular. 

‘RUSYA, ERDOĞAN’I KOZ OLARAK KULLANIYOR’

Şu anda bölgede nasıl bir denge oluşmuş durumda?

Bölgedeki dengeler henüz yerine oturmuş değil. Suriye’nin ihtiyaç duyduğu denge Rusya tarafından kuruldu. Daha önce İran aracılığıyla bir denge sağlanmaya çalışılıyordu. Şimdi Türkiye, İran’dan daha güçlü bir biçimde müdahale ediyor. İran, Hizbullah aracılığıyla Suriye ve Lübnan’a müdahale etmeye çalışıyor ama şimdi esas oyuncu değil. Rusya, Erdoğan’ı koz olarak kullanmaya yöneldi. Öncelikle Türkiye, Suriye’de ciddi bir rol oynayacak olanaklara sahip değil. Rusya, Kürt sorununu ön plana çıkaran Türkiye’ye Suriye sorununda söz hakkı ve oynayacağı belli bir rol verdi. Ancak bu  Türkiye’yi değil Rusya’yı güçlendiren bir taktiktir. 

Suriye konusunda belli bir denge üzerinde anlaşma sağlandığı kanısındayım.

Amerika neden bu pazarlık sürecinde yok?

Öncelikle bir plan etrafında belli bir anlaşma sağlandığı kanısında olduğumu söyledim. Amerika görüşmelere doğrudan katılmamış olabilir ama destekledikleri ve kontrol ettikleri güçler pazarlıklar içinde yer alıyor. Diğer yandan başkanlık seçimlerinin olduğu bir sürece denk geldi. 

Sonuç olarak Suriye de nasıl bir gelişme gündeme gelebilir? Ne olabilir?

Görünen o ki “rejimi güncelleyecekler” . Evet tam da bunu yapacaklar. Sanırım Esad kalacak ama yönetimde bir paylaşım kaçınılmaz görünüyor. 

Yeniden başlama sürecinde demokratik hak ve özgürlükler de olacak mı? 

Evet yeniden başlama süreci bu anlamada geliyor. Bazı haklar tanınacak ve geri adımlar atılacaktır. 

‘KÜRTLER İÇİN ÖZERKLİK KESİN GÖRÜNÜYOR’

Kürt sorununda hangi gelişmeler olabilir sizce? ABD’nin Kürt sorununa ve Kürtlere yaklaşımı değişecek, Kürtlere olan ihtiyaç ortadan kalkacak mıdır? 

Bu konuda da bir yeni bir düzenlemeye gideceklerine inanıyorum. Bağımsız bir Kürt devletine izin vermeyecekleri kesin. Kürtler bölgede örgütlü ve silahlı bir güç durumuna geldiler. IŞİD’e karşı savaştılar ve Esad’ı direkt hedef almadılar. Yeni Suriye oluşumunda eskisinden çok farklı bir konumda bulunacakları, eskiden olmayan haklara kavuşacakları, hatta belli bir özerkliğe sahip olacakları kesin gibi görünüyor. 

‘FİLİSTİN GÜNDEM OLMAKTAN ÇIKIYOR’

Filistin nasıl etkilendi savaştan? 

Öncelikle bölgedeki gelişmeler nedeniyle Filistin sorunu gündem olmaktan çıkıyor. Hatta siz bile sorularınıza Suriye’den başladınız.  Ek olarak güçlerimizin bölündüğünü ve bölünmeye devam ettiğini belirtmek gerekir. Şimdiye kadar herkes İsrail’i düşman olarak görüyordu. Arap ülkeler daha çok iç etmenlerle bu noktaya geldiler. İslami terörizm bizim en büyük korkumuz ve en büyük darbe  burdan geliyor.   

Lübnan’daki Filistinlilerin durumu nedir? Hangi sorunlarla karşı karşıyasınız?

Giderek kötüleşiyor. Mülteci kamplarının durumu ortada. Suriye’de bulunan Filistinli mültecilerin de buraya gelmesi sorunları ikiye katladı. Devlet bize hiç bir hak tanımamakta ısrarlı.

Kendi olanaklarımızla çözebileceğimiz sorunları bile çözemiyoruz. Çünkü özel izin almak gerekiyor. Bunlar öyle çözümü zor sorunlar da değil. Örneğin satın aldığımız bir bilgisayarı mülteci kampına götürmek, hatta evlerimizi boyamak... Yani tartışılmayacak kadar basit sorunların çözümünde bile güvenlik güçlerinden özel izin almak gerekiyor. 

İslami cihatçı örgütler “Müslüman” kimlikleriyle tanınır, korunur durumdayken biz Filistinli olma kimliğimizi kaybediyoruz. Biz Filistinliyiz. Bizim kimliğimiz bu. Kamplar da olmasa Filistinli kimliğimiz iyice kaybolacak. Bu durumda gelecekte durumumuz ne olacak sorusu çıkıyor karşımıza.

Suriye’deki süreç biraz ilerledikten sonra Rusya’nın Moskova’da tüm Filistinli örgütleri bir araya getiren bir konferans örgütleme çabası içine gireceği söyleniyor. Böyle bir çağrıyı ve çabayı nasıl değerlendirmek lazım?

Genel olarak olumlu baktığımızı belirtmek isterim. Ruslar bu tutumlarıyla sadece bombalamak için bölgeye gelmediklerini ve bölgenin yeniden oluşumu süreci içinde roller üstlenmek istediklerini kanıtlamak istiyorlar.

‘İSRAİL, LÜBNAN’A SALDIRABİLİR’

Suriye Savaşı bölgeyi ve özel olarak da Lübnan’ı nasıl etkiledi? 

Büyük etkisi oldu. Bölgenin tümü etkilendi. Öncelikle Lübnan’da savaş bekliyoruz. Bölgenin büyük devletlerinden biri olan ve İsrail’e karşı tutum alan Suriye’nin ve Hizbullah örneğinde olduğu gibi Suriye savaşına katılan örgütlerin güçten düşürüldüğü açık. Bu durumda İsrail bölgenin mağduru tutumunu gerekçe göstererek bunu fırsata çevirmeye çalışacak ve Lübnan’a saldıracaktır. 

İsrail, Suriye savaşının galibi olsun istemiyor. Çünkü işine gelmiyor. Suriye’nin yıkıma uğraması ve tüm güçlerin savaş yorgunluğu ve zayıflığı içinde olması İsrail’in daha çok işine gelmektedir. IŞİD, İsrail’e karşı değil Hizbullah’a karşı savaşıyor. Yaralı IŞİD savaşçılarının İsrail’de tedavi gördükleri biliniyor. Lübnanlılar savaşın yaklaşmakta olduğunu görüyorlar. Farklı tepkiler ortaya konuyor. 

Bu savaşın getirdiği yıkımlardan biri de insanların ülkelerini terk etmek zorunda kalması. Lübnan’da biç buçuk milyon Suriyeli mülteci var. Yani Lübnan nüfusunun yarısına denk gelen bir rakam. Lübnanlılar bu nüfus değişiminden dolayı değişik korku ve kuşkular içinde bulunuyorlar. Mülteci sayısının bu kadar büyük olması mülteci kamplarına ilişkin güvenlik sorununu da beraberinde getiriyor. Ciddi bir güvenlik sorunu var. İslami örgütler gelecek kaygısı yaşayan ve ağır sorunlar altında bulunan mülteci gençleri satın alarak, canlı bomba olarak veya başka biçimlerde kullanıyorlar. Bu yöntemlerle  kazanılmış insanlara karşı şiddet kullanarak şeriatçılık dayatılmaktadır. Acımasızlar. Mültecileri kalkan olarak kullanıyorlar. Canlı bombaları mülteci kamplarına gönderip katliamlar yapıyorlar. 

Bizim için çok ciddi bir durum bu. Yani suçu günahı olmayan mültecilerin nasıl korunacağı sorunu çok ciddi. Askeri önlemler alabiliriz ama bu durumda da bir çok mültecinin yaşamını tehlikeye atmış oluruz. Sırf bu nedenlerle bazı ilticacı kamplarını terketmek zorunda kaldık. (Çeviren: Seyit Aldoğan)

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.