CHP'li vekil Sarıhan: Karanlık bir ortamda anayasa yapılıyor

CHP'li vekil Sarıhan: Karanlık bir ortamda anayasa yapılıyor

CHP Milletvekili Şenal Sarıhan: Her şeyin birbiri ile karıştığı karanlık bir süreç yaşanıyor, o karanlıkta yeni bir anayasa yapmak mümkün değil.

Çağrı SARI
İstanbul

Parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçişi öngören anayasa değişikliği teklifinin ikinci tur oylamaları çarşamba günü başlayacak. AKP ve MHP oyları ile apar topar görüşülen teklif 330’u bulduğunda halka sunulacak. Nisan ayında referandum yapılması beklenirken OHAL sürecinde yapılan anayasaya dair eleştiriler var. 

CHP Milletvekili Hukukçu Şenal Sarıhan anayasanın demokratik bir ortamda yapılması gerektiğini söylüyor. Şu an her şeyin birbiri ile karıştığı karanlık bir süreç yaşandığının altını çizen Sarıhan, “O karanlıkta yeni bir anayasa yapmak mümkün değil. Türkiye halkının bütünüyle demokratik, barış ortamında yaşayabilmesi için yaşam hakkının güvence altında olduğu  bir anayasaya ihtiyaç var” dedi. 

İlk tur oylamasının da, komisyonda maddelerin de apar topar, yangından mal kaçırır gibi tamamlandığını ifade eden Sarıhan, Cumhurbaşkanının özellikle son iki yıldır kendisine verilmeyen yetkileri kullandığını, yargıya da, yasaya da müdahale ettiğini ifade etti. Sarıhan bu hızlı anayasa yapım sürecinin bir an evvel yaptıklarının yasal yapıya oturtma isteği ile alakalı olduğunu söyledi.

Anayasa görüşmelerini ve anayasa maddelerini gazetemize değerlendiren Şenal Sarıhan değişiklik ile parlamenter sistemin ortadan kaldırılacağına, teklife seçilmiş cumhurbaşkanlığı adı verilmesine rağmen sistemi tek adam hükümdarlığına dönüştüren bir düzenleme olduğuna dikkat çekti.

Sarıhan şöyle konuştu: Erdoğan ya da bir başkası bu yetkileri kullanacak insan ülkeyi tamamen diktatoryal bir rejime doğru geçirecek; her konuda karar veren Türkiye’deki bütün idari adli işlemler konusunda karar verebilen, yasama, yürütme, yargıyla ilgili ayrıntılı kararlara hakim olan ve kararları da denetlenmeyen biri yönetime getirmeye çalıştığımız.

Bizler Mecliste ve komisyonda  bu yapının insan hukukuna dayalı  bir anayasa oluşturma çabası olmadığını ifade ettik. Gerek komisyonda gerekse Mecliste AKP’lilerin çok acele ettiğini, adeta yangından mal kaçırır gibi çalıştığını gördük. Yani olanak olsa, ne komisyonda tartışacaklar ne de Mecliste. Eğer yasa buna uygun olsa belki de cumhurbaşkanı bir kararname ile anayasayı değiştirebilse; değiştirecekler. Bu aceleciliği kavramak zor. Cumhurbaşkanı özellikle son iki yıldır kendisine verilmeyen yetkileri kullandı. Bir siyasi partinin genel başkanı gibi davrandı. Aynı zamanda yargıya da yasaya da müdahale etti. Bu anayasa değişikliği de aslında yasamaya yapılmış bir müdahalenin ürünü. Bu sebeple de birtakım idari işlemler gerçekleşti. Yani, Anayasa’yı tanımamak Anayasa’ya rağmen faaliyette bulunmak, bunu bir an evvel yasal yapıya oturtma isteği hakim bence. 

HER FİKRİN GÖRÜŞÜ ALINMALIYDI

İçinde bulunduğumuz OHAL döneminde anayasal görüşme yapılıyor. Hukuka uygun değildir. Neden? Çünkü Anayasa’ya göre, OHAL’in ilanı için önlenememiş bir darbe girişimi, yükselen şiddet eylemleri olmalıydı. OHAL kararı önlenmiş bir darbeden sonra alındı. Üstelik bunu sadece darbeyi gerçekleştirmeye çalışan gruba değil bütün sol muhalefete, ilgili ilgisiz bütün halk yığınlarına yaygınlaştırılmış olması da burada tek başına hakim olmak isteyen bir iktidar gücünün eylemliliği olarak karşımıza çıkıyor. Bunlar bence Anayasa’ya dayanan işlemler değil. Bir suç var ortada, bunu suç olmaktan çıkaracak düzenleme gerçekleştirmek gerek. Açıkçası böyle bir telaş olduğunu düşünüyorum. Halkta, yeni bir anayasa yapalım diye bir düşünce elbette var.Yıllardır var. Ama biz daha demokratik insan haklarına dayalı hukuk devletine dayandırılacak bir anayasa peşindeyiz.  Fakat söylediğim gibi bu anayasayı gerçekten toplumsal bir sözleşme olarak yeniden yapmak gerekir. Her fikrin her siyasi partinin görüşü alınarak olgunlaştırmak, yazmak gerekir anayasayı. Bu da demokratik bir ortam ile mümkün olur. Bugün her şey karışmış durumda karanlık bir ortamdayız. Ayın karanlık yüzünü görüyoruz. O karanlıkta yeni bir anayasa yapmak mümkün değil. Türkiye halkının bütünüyle demokratik, barış ortamında yaşayabilmesi, yaşam hakkının güvence altında olduğu bir anayasaya ihtiyacı var. 

KAPININ ÜZERİNE BİR KİLİT DAHA VURULDU

Biliyorsunuz. Demokratik kitle örgütleri anayasa çalışmasının Mecliste görüşüldüğü gün bir araya gelerek Meclis önünde açıklama ile çalışmaları kabul etmediklerini söylemek istediler. Bugüne kadar parlamento önünde böyle müdahale olmadı. Emniyet ve valilik izin vermedi. Kitle örgütlerine engel oldular, gaz sıktılar, su sıktılar. Bütün kapıların kapatılmak istemesidir bu. Kendi içinde Anayasa’nın değiştirilip dönüştürülmek istenmesidir. Üstelik Ankara’da 30 günlük eylem yasağı geldi. Bu neyi ifade ediyor. Kapının üzerine bir kilit daha vurulduğunu, ayaklarına bir kelepçe takıldığını, yürüyemez hale getirildiğini. Sokaktaki şiddet geldi parlamentonun içine oturdu. 

BAŞBAKAN BAKANLAR FESHEDİLİYOR!

Meclis görüşmeleri esnasında çeşitli etkinliklerle tepkimizi göstermek zorunda kaldık. Masalara Anayasa koyduk falan... Yanı başlarında CHP ve HDP birlikte itiraz ediyor.  Dışarıdaki sesi duymuyorsanız içerideki sese bakın. Bu itiraz nedir? Kendi kendine parlamentoyu fesheden bir durumda Meclis Başbakan geliyor kendi kendini yok ediyor. Bundan sonra bakanlar da olmayacak. 

Son derece can sıkıcı bir dönem kimsenin kimseyi dinlemek istemediği adeta emre itaat yolunda oy kullandığı. Ne geliyor ne gidiyor... Bunların ayrıntılı bir biçimde, her milletvekili tarafından tartışılmadığı, ülkeyi daha da karanlığa götürecek bir anayasa değişikliği ile başında bir askerin olmadığı ama iktidarın gücünün kullanıldığı bir anayasa değişikliğine bizi zorluyorlar ama umuyorum ki halk buna tepki verecek yanıt verecektir. Bizlerin de halka bunu anlatması gerekir.


MADDELERDE NELER VAR?

Birinci madde: Yargı yetkisinin, Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağına dair hüküm, “Bağımsız ve tarafsız” mahkemelerce kullanılacağı şeklinde değişecek.
İkinci madde: TBMM’deki anayasa teklifinin milletvekili sayısını 550’den 600’e çıkartacak ikinci maddesi 343 oyla kabul edilmişti.
Üçüncü madde: Seçilme yaşının 25’ten 18’e düşürülmesi öngörülüyor.
Dördüncü madde: Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin aynı anda ve beş yılda bir yapılmasını içeriyor.
Beşinci madde: “Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; bütçe ve kesin hesap kanun tekliflerini görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilanına karar vermek; milletlerarası antlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilanına karar vermek ve anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir” ifadelerini içeriyor.
Altıncı madde: Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermesi, yasamanın görev ve yetkileri arasından çıkarılmasını öngörüyor.
Yedinci madde: Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilecek, görev süresi beşer yıldan en fazla 10 yıl olabilecek. Cumhurbaşkanı, partili olabilecek.
Sekizinci madde: Cumhurbaşkanına ‘devlet başkanı’ sıfatı getirerek yürütme yetkisi verecek. Cumhurbaşkanına kararname çıkarma yetkisi, bakanlar kurulunu atama ve görevden alma, milli güvenlik politikalarını belirleme gibi yetkiler verilecek.
Dokuzuncu madde: Cumhurbaşkanının yargılanması ve Yüce Divana sevki konularını içeriyor. Buna göre Meclis üye tam sayısının üçte ikisinin gizli oyuyla cumhurbaşkanının Yüce Divana sevkine ilişkin karar alabilir.
Onuncu madde: Cumhurbaşkanı, seçilmesinin ardından cumhurbaşkanı yardımcısı ya da yardımcılarının yanı sıra bakanları da atayabilecek. Meclis seçimi de cumhurbaşkanı seçimiyle birlikte yenilenecek.
On birinci madde: Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının beşte üç çoğunluğuyla seçimlerin yenilenmesine karar verebilir.
On ikinci madde: Cumhurbaşkanına OHAL yetkisi verilecek. OHAL gerekçelerine seferberlik hali de eklenecek. Cumhurbaşkanı bu kapsamda temel haklar ve siyasi haklar konularında sınırlayıcı kararname çıkarma yetkisine sahip olacak.
On üçüncü madde: Söz konusu madde disiplin mahkemeleri dışında askeri mahkemelerin kurulamayacağını öngörüyor.
On dördüncü madde: Söz konusu madde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) yapısını düzenliyor.
On beşinci madde: Söz konusu madde, cumhurbaşkanının bütçe yetkisini düzenliyor.
On altıncı madde: Hükümet sistemine uyum için anayasanın farklı maddelerinde bulunan bazı ibareler değiştiriliyor ya da metinden çıkarılıyor.
On yedinci madde: Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27’nci Yasama Dönemi milletvekili genel seçimi ve cumhurbaşkanlığı seçiminin 3 Kasım 2019 tarihinde birlikte yapılmasını öngörüyor.
On sekizinci madde: “Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesileceğine” dair hükmün kaldırılması, değişikliğin yayımı tarihinde; mevcut Anayasa’da bakanlar kurulu, sıkıyönetim, tasarı, kanun hükmünde kararname, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ibarelerinin kaldırılmasına dair değişiklikler de TBMM ve cumhurbaşkanı seçimleri sonucunda cumhurbaşkanının göreve başladığı tarihte yürürlüğe girecek.

    Son Düzenlenme Tarihi: 17 Ocak 2017 14:59
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.