Çukurova Kitap Fuarı'nda basın özgürlüğü söyleşisi

Çukurova Kitap Fuarı'nda basın özgürlüğü söyleşisi

Çukurova Kitap fuarı kapsamında, Evrensel Basım Yayın "OHAL'de Basın Özgürlüğü Ne Halde?" isimli bir söyleşi gerçekleştirdi.

Evrensel Basım Yayın Çukurova Kitap fuarı kapsamında "OHAL'de Basın Özgürlüğü Ne Halde?" söyleşisi gerçekleştirdi. Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat ve BirGün Yazı İşleri Müdürü Berkant Gültekin'in katıldığı söyleşiye çok sayıda kişi ilgi gösterdi.

'GERÇEĞİ ULAŞTIRMA KONUSUNDA BİZE DAHA FAZLA SORUMLULUK DÜŞÜYOR'

Gazeteciliğin her dönemde zor bir iş olduğunu ifade eden Berkant Gültekin, özellikle OHAL koşullarında temel gazetecilik ilkelerine dayalı haberlerde bile soruşturmalar yaşandığını söyledi. Gerçeği halka ulaştırma konusunda daha fazla sorumluluk düştüğünü ve bunu yaparken varlıklarını ve imkanlarını daha rasyonel kullanmak zorunda kaldıklarını ancak bunun gerçeklerden kopma anlamına gelmediğini söyledi.

'UMUT VAR, GÜCÜMÜZÜN FARKINA VARMALIYIZ'

Başkanlık sistemini gerçekleştirmek adına referandum ve erken seçim olabileceğini ifade eden Gültekin, ifade özgürlüğü olmayan bir ülke yaratılmak istendiğini belirterek muhalif basının, AKP'nin baskı üzerine çizmeye çalıştığı bu resmi bozan bir unsur olduğu için kapatmaya çalışıldığını ifade etti. Yalnız basın alanında değil siyasette de kalan son muhalefet kırıntıları da kaldırılarak ülkenin karanlık bir noktaya götürülmeye çalışıldığını söyleyen Gültekin, "Ama bu kadar karanlık bir tabloda umut yok mu? Umut var. Biz burada basın özgürlüğü için bir araya geliyorsak, tiyatrolar doluyorsa umut var. Patlayan bombalar ve otoriterleşmeye rağmen Türkiye herhangi bir Ortadoğu ülkesi değil. Daha tarihsel bir demokrasiye sahip bir ülke" dedi. Referandumun bir başlangıç olabileceğini dile getiren Gültekin, bunun için gücümüzün ve dağınıklığımızın farkında olup bunu tersine çevirmeliyiz" dedi.

'146 KİŞİ GAZETECİLİK FAALİYETİNDEN DOLAYI TUTUKLU'

Gazete ve televizyonların kapatılması, basın kartlarının iptali gibi uygulamaların hükümetin gerçek haberlerden ne kadar korktuğunu gösterdiğini ifade eden Fatih Polat, ülkemizin tutuklu 146 gazeteciyle ilgili önce "cezaevlerinde sadece 3 basın kartı olan gazeteci var", sonra da "hiçbiri gazetecilikten dolayı tutuklu değil" diyen bir Adalet Bakanı tipi olduğunu ifade etti. Bunun birinci yönünün onların gazeteci olduklarını kabul etmeleri olduğunu dile getiren Polat, "Peki o 3 gazeteci ne oldu? Buharlaştı mı?" dedi. Özgür Gündem'in kapatılmasının çözüm sürecinin rafa kaldırılması ile ilgili olduğunu dile getiren Polat, Cumhuriyet Gazetesi'nin de Hükümet'in Suriye politikasını doğrudan işaret eden haberler yaptıkları için hedefte olduğunu belirterek "Savcının gazetenin yönetici ve yazarlarına 'yayın politikanızı neden değiştirdiniz?' diye sorması kabul edilemez" diye konuştu.

'MİLLETVEKİLLERİ TUTUKLU İKEN GÖRÜŞMELERİN MEŞRUİYETİ OLMAZ'

Referandum sürecine ilişkin anketler ve kulislerin AKP'nin hedefine ulaşamayacağını söylediğini ifade eden Polat, baskıların artacağının öngörüldüğünü söyledi. Yalnızca basın üzerinde değil siyaset üzerinde de baskının olduğunu kaydeden Polat, milletvekillerinin tutuklu olduğu bir mecliste Anayasa görüşmesinin meşruiyetinin olmayacağını söyledi. Barış için akademisyenlerin bugün ihraçlarla zor günler yaşadığını ifade eden Polat, "Bu günler geçecek, öğrencileri onlardan ders almıştım diye gurur duyacak. Biz de 1402'liklerden, Korkut Boratav'dan ders aldık diye gurur duyuyoruz" dedi.

'AYDINLATMA ÇALIŞMASI YAPILMALI'

OHAL'in işçiler için de olumsuz sonuçları olduğunu ifade eden Polat, "Aynı masada yemek yiyen işçilerden biri Erdoğan'ı eleştirdi diye öbürü hadi karakola gidiyoruz diyebilir duruma geldi" diye konuştu. Bu konuda bir aydınlatmaya ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Polat, herkesin sadece kendi mahallesinde, zaten kazanmış olduğu insanlar içinde değil, farklı mahallerde de çalışması gerekiyor" dedi. (Adana/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 16 Ocak 2017 14:50
www.evrensel.net