Hey Tekstil işçileri bir kez daha meclisteydi

Hey Tekstil işçileri bir kez daha meclisteydi

Üç aylık ücretleri ve 15-20 yıllık tazminatları verilmeden; haksız biçimde işten atılan ve 120 gündür direnen İstanbul Hey Tekstil işçileri seslerini bir kez daha Meclise taşıdı. HDK Milletvekilleri Ertuğrul Kürkçü ve Levent Tüzel’le basın toplantısı düzenleyen işçiler, halkı uyanmaya ve bir dahak

Hey Tekstil işçileri, Mecliste Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Yürütme Kurulu üyeleri, BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü ve İstanbul Milletvekili Levent Tüzel’le bir basın toplantısı yaptı.

PATRON HAYALİ İHRACATTAN TUTUKLU

İşçilerin bugüne kadar bu haksız uygulama için birçok yere başvurduklarını ancak, hiçbir yanıt alamadıklarını belirten Levent Tüzel, kendisinin de Meclise başvurarak, Hey Tekstil Patronu Aynur Bektaş’a verilen ödülün geri alınmasını istediğini hatırlattı. Ancak başvurusunun “Böyle bir uygulamamız, usulümüz yok” diye geri çevrildiğini anlatan Tüzel, üstelik firma sahiplerinden birinin de hayali ihracat nedeniyle tutuklu olduğuna dikkat çekti.

İşçilerin talebinin, bunca yıllık alacaklarının hükümet tarafından da takip edilmesi ve firma sahiplerinin mal varlıklarına el konulması olduğunu aktaran Tüzel, grev yasaklarından, sefalet ücretine, işten atmalardan iş cinayetlerine, birçok alandaki emekçi sınıflara saldırılara karşı HDK’nin tutumunun belli olduğunu söyledi.

İŞÇİ HAKLARI BOĞAZLANIYOR

Ertuğrul Kürkçü de AKP iktidarı döneminde patronların işçiler karşısında ellerinin neredeyse sonsuzca serbest bırakıldığına tanık olduklarını söyledi. Kürkçü, THY’deki TİS görüşmelerinin grevle sonuçlanacağı ihtimali üzerine hükümetin ansızın grev yasağı getirdiğini hatırlattı. Bunun, hükümet tarafından işçi haklarının boğazlanması için patronlara alenen verilen bir mesaj anlamına geldiğini belirten Kürkçü, patronların da buna göre davrandığını söyledi. İşçilerin sadece kendi patronlarının değil, “Bütün patronların patronu” hükümetin de mağduru olduklarını belirten Kürkçü, BDP ve HDK vekilleri olarak işçilerin haklarının savunucusu olduklarını dile getirdi.

‘EKMEĞİMİZ’ DEDİK

Daha sonra sözü Hey Tekstil işçileri aldı. Filiz Doğan, uzun yıllardır Hey Tekstil’de çalıştıklarını, 9 Şubattan beri de hiçbir açıklama yapılmadan, 3 aylık ücretleri ve 15-20 yıllık tazminatları ödenmeden işten çıkarıldıklarını hatırlattı. Emekleriyle ayakta durmaya çalışan, zorunlu mesailere, zor çalışma koşullarına, aşağılama, hakaret ve çocuklarına, ailelerine hasret kalmaya rağmen “ekmeğimiz” diyerek işlerine dört elle sarıldıklarını kaydeden Doğan, buna karşı işten atılmayı hak etmediklerini ifade etti. Aylardır kiralarını, faturalarını ödeyemediklerini, ekonomik sıkıntılar nedeniyle aile sorunlarının arttığını, huzurlarının kalmadığını aktaran Doğan, seslerini duyurmak, haklarını alabilmek için 120 gündür direndiklerinin altını çizdi.  Hey Tekstil patronunun devletten aldığı teşviklerle diğer illerde de fabrikalar açtığını, ancak aynı haksızlığın oralarda da sürdüğünü belirten Doğan, ilk mağdur edilenin kendileri olmadığını söyledi. Devletin verdiği teşvikleri neden takip etmediğini soran Doğan, büyük markaların taşeronluğunu yapan Li-Fung firması önünde de direnişlerinin sürdüğünü dile getirdi.

Patronun mal varlığına el konulmasını, ücretlerinin, tazminatlarının ödenmesini isteyen Doğan, üç aydır AKP ile görüşmeye çalıştıklarını, her gittiklerinde “özel sektördür elimizden bir şey gelmiyor” denildiğini aktardı. “Teşvik verilince özel sektör değil mi? Ben hakkımı aradığımda mı özel sektör oluyor” diye soran Doğan, Başbakanın evine gitmek istediklerinde köprüde durdurulup, işyeri önüne geri getirildiklerini de söyledi. Kötü bir şey yapmadıklarını, haklarını istediklerini belirten Doğan, “Hakkımızı alın” diye seslendi.

HALK SEÇİMLERDE OY VERMESİN

Nurcan Boz da “İşçinin, yoksulun hükümetiyim” diyen AKP Hükümetine, “Neden 120 gündür Hey Tekstil işçilerini görmüyorsunuz" diye sordu. “Müslüman hak yemez” diyenleri yanlarında göremediklerini de belirten Boz, 120 gündür gitmedikleri AKP yetkilisi, örgütü kalmadığını ancak hiçbir yanıt alamadıklarını söyledi. Kendilerine yapılanın tüm iş kollarına, emekçilere yapıldığını da belirten Boz, Togo, Billur Tuz, Savranoğlu, THY işçileri, opera ve tiyatro sanatçılarına, sendikalaşmaya da saldırı olduğunu söyledi. Boz, “AKP Hükümeti sadece sömürüden ve kölelikten yana. Artık halk uyansın, hükümetin bize yaptığı haksızlıkları, sömürüleri görsün ve bir dahaki seçimde de tokat gibi yüzüne çarpsın istiyoruz” diye konuştu.

İŞÇİDEN YANA HİÇBİR YASA ÇIKMIYOR

Mehmet Zeki Gördeğir de Hey Tekstil’de kendilerine yapılanın zulüm, haksızlık olduğunu, Çalışma Bakanlığına dilekçeler verdiklerini, ancak dilekçelerinin yırtılmak istendiğini, hiçbir şey yapılmadığı gibi ‘Siz kiminle uğraştığınızı, bunların yanında kimlerin olduğunu bilmiyorsunuz” yanıtı aldıklarını söyledi. Gördeğir, AKP Hükümetinin patronların hükümeti olduğunu, o nedenle de patronların bu kadar rahat hareket ettiklerini dile getirdi. (Ankara/EVRENSEL)


'BAŞÖRTÜSÜ İLE DOĞAN KIZ ÇOCUĞU HAYAL EDİYORLAR'

Öte yandan basın toplantısı sırasında son düzenlemelerle kız çocuklarının din derslerinde başörtüsü takmasının önünün açılmak istenmesine yönelik sorular da soruldu.

Bu yöndeki bir soruyu yanıtlayan Kürkçü, AKP Hükümetinin, yönetici kadrolarının aklından geçen şeyin, ellerinden gelse doğdukları gün kız çocuklarının başına baş örtüsü bağlamak olduğunu belirterek, “Baş örtüsü ile doğmuş kız çocukları hayal ettiklerini” söyledi. Bunun için AKP’nin her fırsatı değerlendirdiğini,  fırsat yaratmalarına şaşırmadığını belirten Kürkçü, “Ama tepkisiz kalmamak gerekiyor. Daha henüz seçme yeterliliği olmayan, kendi kendine ne yapacağını seçemeyecek çocuklara böylesine yol göstermenin, onların alışkanlıklarını erginleşmeden belirlenmeye çalışmak  çocuk haklarına da aykırı” dedi. Bunun eğitimin temel normlarına da aykırı olduğunu kaydeden Kürkçü, öğretmen sendikalarının, velilerin buna karşı çıkmalarını istedi. Kürkçü, “Veliler çocuklarını istedikleri gibi yetiştirebilirler. Ama kamu kurumları, herhangi bir inanışa göre kurulmuş değil, tüm inanışlara eşit mesafede durmaları gerekir” dedi. Birini diğerine tercih eden bir yönelimin temel bir insan hakkı ihlali olduğunun altını çizen Kürkçü, “Ne var yani bizim inancımız böyle gerektiriyor” denilebileceğini, o zaman da Türkiye’de herhangi bir inanç ya da topluluğun örneğin kadın sünnetinin inanç meselesi olduğunu söylemesi durumunda Sağlık Bakanlığının inanç meselesi diye yol vermeyeceğini söyledi. Bu tür uygulamaların kamusal hizmet alanlarının dışında bırakılması gerektiğini belirten Kürkçü, “Olacak iş değil, ama olursa şaşmayız” dedi.

AKP TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ YAPIYOR

Artık AKP Hükümetinin toplum mühendisliğinde; hem yasal düzenlemeleri hem Başbakanın söylemleri ile çok daha ileri adımlar attığını belirten Levent Tüzel de, eğitim yasasının bunun önemli bir hamlesi olduğunu söyledi. Anayasada demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olarak sayılan değişmez hükmün değiştiğini belirten Tüzel, Türkiye devletinin laik olmadığının altını çizdi. Kürtaja ilişkin açıklamalara da atıf yapan Tüzel, “Diyanet İşleri Başkanlığı adeta bir fetva ile toplumu buna hazırlıyor. Devletin yürütücüsü bu hükümetin açıklamalarıyla da bu ortaya çıkıyor” dedi. Bunun kabul edilemez olduğunu belirten Tüzel, devletin yetkilerini, inançlar üzerinde bu şekilde yönlendirmesine, çocuk eğitimini bu şekilde biçimlendirmeye karşı çıktıklarını, mücadele ettiklerini söyledi. (Ankara/EVRENSEL)

www.evrensel.net