Hrant’tan, Mumcu’ya ve Göktepe’ye İfade Özgürlüğü Sempozyumu

Hrant’tan, Mumcu’ya ve Göktepe’ye İfade Özgürlüğü Sempozyumu

Ocak ayı içerisinde katledilen gazeteciler Hrant Dink, Uğur Mumcu ve Metin Göktepe’yi anmak üzere İfade Özgürlüğü Sempozyumu düzenlendi.

Vedat AYDEMİR
İstanbul

Türk Ceza Hukuku Derneği ve İstanbul Barosu tarafından Intercontinental Hotel’de Hrant Dink, Uğur Mumcu ve Metin Göktepe anısına ‘İfade Özgürlüğü’ sempozyumu düzenlendi.

Türk Ceza Hukuk Derneği (TCHD) Başkanı avukat Hasan Fehmi Demir’in açılış konuşmasıyla başlayan sempozyumun ‘Hrant Dink, Uğur Mumcu ve Metin Göktepe anısına’ başlıklı ilk oturumunda Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, Cumhuriyet Yazarı Özgür Mumcu ve muhabir Kemal Göktaş, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ile Birgün Gazetesi Yazarı Nazım Alpman konuştu.

Sempozyumda ‘İfade özgürlüğü’ ile ilişkili, Semih Poroy ve Musa Kart’a ait karikatürlerin sergilenmesinin yanı sıra Nazım Alpman’ın hazırladığı Metin Göktepe belgeselinden kısa görüntüler izletildi.

‘MÜCADELELERİNİ UNUTTURMAYACAĞIZ’

TCHD Başkanı Hasan Fehmi Demir, bu sempozyumu düşünceleri ve devrimci kişilikleri nedeniyle katledilen Muammer Aksoy, Uğur Mumcu, Metin Göktepe ve Hrant Dink’in anısına adadıklarını ifade etti. Demir, “Mücadeleleri bizim de mücadelemizdir” dedi.

TCHD olarak çeşitli çalışmalar ortaya koyamaya devam edeceğini ifade eden Demir, tarihten sosyolojiye, sağlıktan mimarlığa kadar pek çok çalışma ortaya koymak istediklerini aktardı. Temek hak ve özgürlüklerin ağır bir ortamda verildiğini, hak mücadelelerinin mahkemelerin dar koridalardan kurtarılması gerektiğini ifade eden Demir, “Biliyoruz ki bağımsız ve tarafsız bir yargı, bireylerin bilinçlerinin genişletilmesinde önemlidir. Toplantının verimli olacağından kuşkumuz yoktur” dedi.

‘GAZETECİLERİN NEDEN ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ BİLİYORUZ’

Oturumu yöneten Fikret İlkiz, “Uğur Mumcu bir istisnaydı gazeteci gibi gazeteciydi. Arabasına konulan bomba sonucu yaşamanı yitirdi. Hrant Dink’i kalleşçe arkasından vurdular. Beklediğimiz hangi hukuk hangi adalettir? Adaletiniz utansın diyebilir miyiz? Metin Göktepe yaşasa kaç yaşında olacaktı? İzlemeye gittiği haberden geri dönmedi. Abdi İpekçi cinayetinin ardından İpekçi’nin kızı Nüket, “Ne kadar aciz ve çaresiz ve azız aslında. Katillerin sergilediği dayanışmadan ne kadar uzaktayız. Biz sadece ölüm yıl dönümlerinde bir araya geliyoruz” demişti. Ocak ayı gazetecin katledildiği bir ay. Cinayetler gözlerimiz önünde gerçekleşti. Gazeteciler neden öldürüldü biliyoruz” diyerek oturumu başlattı.

‘ANAYASA MAHKEMESİ SON 6 AYDA CÜBBELERİ ASMIŞ GÖZÜKÜYOR’

RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, gazetecilerin insan hakları meselesini gündeme getirdiklerinde kaybettiklerini ifade etti. Sanık gazetecisi olarak burada bulunduğunu, ağırlaşan durumdan dolayı Özgür Gündem gazetesiyle dayanışma göstermek için bir günlük sembolik nöbetçi genel yayın yönetmenliği yaptığını söyleyen Önderoğlu, “Özgür Gündem gazetesinin yaşaması için böyle bir dayanışmaya katıldım. 15 yıl hapis istemiyle yargılanıyorum. Süreç bizim açımızdan az çok belli. Kürtlerle ilgili sorunu insanlık boyutu olarak gören herkes tasfiye ediliyor” dedi. Önderoğlu konuşmasının devamında şunları söyledi:
“Tutuklu gazetecilerin durumlarına ilişkin yapılan başvurular sonuçsuz kalıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuruların azalması verilen cezaların da azalmasına neden oldu. Anayasa Mahkemesi son 6 ayda cübbeleri asmış görünüyor. Anayasa Mahkemesi, 2015 yılında 15 karar verdi, 2016’da 4 karar verdi ve son 6 ayda Anayasa Mahkemesinden ‘çıt’ yok. İki üyesinin tutuklanmasında bunun payı var mı, yok mu? Türkiye’de ideolojik devlet dönüşümünün çok keskin sürdüğü ve tasfiyelerin devam edeceği açık.”

‘GÖKTEPE CİNAYETİNDE DEVLET POLİSLERİNİ KORUDU’

Birgün Yazarı Nazım Alpman; hazırladığı Göktepe belgeselinden bir bölümün gösterimi sonrası konuştu. Göktepe davasını, gazetecilik yapmanın nasıl cezalandırılmak istendiğinin bir örneği olduğunu söyleyen Alpman, katil polislerin de yargılama sırasında devlet tarafından korunduğunu hatırlattı.

Göktepe cinayeti için verilen ‘kasti bir cinayet’ kararına dikkat çeken Alpman, bu kararın oluşturulan kamuoyu sayesinde alındığını söyledi. Alpman, “Metin’den sonra hunharca cinayetler işleyemediler; ta ki Hrant’a kadar. Bu dönemin mağdurlarının başında gazeteciler solcular ve Kürtler geliyor” dedi.

‘GAZETECİLİĞİN ÖLDÜRÜLMEK İSTENDİĞİ BİR SÜREÇ’

Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat ise Uğur Mumcu’yu öğrencilik yıllarında okuduğunu, Hrant Dink’in sert söylemlerin insanı olmadığını ve Metin Göktepe’nin ise gazeteciliğinin olgunlaştığı bir dönemde katledildiğini ifade etti.

KHK yönetimini eleştiren Polat, konuşmasında üniversite yıllarından hocası Ahmet Taner Kışlalı’nın, “KHK ile yönetilmek faşizmden daha kötüdür. Faşizminde ne olacağı bellidir ama KHK’lar sürekli değişir” sözlerini hatırlattı.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın ‘tutuklu gazeteci yok’ şeklindeki açıklamasını da ‘trajikomik’ olarak niteleyen Polat, 21 gündür gözaltında tutulan 6 gazeteciye dikkat çekti:
“Meslektaşlarımız gözaltında, bu dehşet bir şey, suçlamaları biz hükümete yakın medya organlarından öğreniyoruz. Gazeteciler arasında bu gözaltıların Berat Albayrak’ın hatırı için yapıldığı söyleniyor. 90’lı yıllarda çok sayıda gazeteci cinayeti yaşandı. Bugün de gazeteciliğin öldürülmek istendiği bir süreç yaşanıyor. Gazeteciler boyun eğmeyen bir duruş sergiliyor.” Polat, ülkede yaşanan gelişmeleri de Antonio Gramsci’nin “Aklın karamsarlığı iradenin iyimserliği” sözleriyle yorumladı.

‘BARIŞ UMUDUNUN ÖLDÜRÜLDÜĞÜ CİNAYET’

Cumhuriyet Gazetesi Muhabiri Kemal Göktaş, Hrant Dink’i Ermeni meselesine dair konuşmaları ile bilen ilk aydın olduğunu ifade etti. Göktaş, Dink’in soykırım gerçeğini ifade ederken; soykırımla yüzleşildiği ölçüde iki halk arasında barışın sağlanacağına dikkat çektiğini hatırlattı. Dink cinayetini, barış umudunun öldürüldüğü bir cinayet olarak ifade eden Göktaş, “Failler raporlarda vardı ve hükümet bu failleri korudu” dedi. Dink’in toplumsal bir figür olarak öne çıktığını, Sabiha Gökçe’nin bir Ermeni yetimi olduğunu anlatan haberi sonrası hedef haline getirildiğini aktaran Göktaş, Genelkurmay’ın bu haberle ilgili ‘hainlik’ açıklamasından sonra, gazetelerin Sabiha Gökçe’nin Ermeni olmadığı yönünde haberler yapmaya başladığını hatırlattı.

‘BİZİMLE DALGA GEÇEN BİR ZİHNİYET VAR’

Gazeteci Özgür Mumcu ise ifade özgürlüğü toplantısının varlığına bile şaşırdığını aktardı. Neredeyse her ay katliam yaşandığını ifade eden Mumcu, devlet içerisinde faili meçhullerin üzerini kapatma eğilimi olduğunu söyledi. Faili meçhul cinayetlerin son bulması için bir çok sefer meclise önerge verdiğine dikkat çeken Mumcu, AKP’nin bu önergeleri ertelediğine dikkat çekti. Önergelere “Bu cinayetlerin sonu nereye varır bilmiyoruz. Çok huzursuz oluyoruz” şeklinde yanıt aldıklarını ifade eden Mumcu, “Karşımızda bizimle dalga geçen bir zihniyet var” dedi.

www.evrensel.net