Cumartesi Anneleri: Kaybedenleri korumayın, yargılayın

Cumartesi Anneleri: Kaybedenleri korumayın, yargılayın

Cumartesi Anneleri 616. haftada 'Galatasaray'dan yükselen sesimiz bir adalet çağrısıdır, susmayacağız' diyerek geçen haftaki gözaltıya tepki gösterdi.

Uluslararası hukukta zorla kaybetmenin insanlığa karşı işlenen suçlar içerisinde yer aldığını ve herkesin zorla kaybedilmeden korunmasının ve etkili biçimde cezalandırılmasının devletlerin görevi olduğuna dikkat çeken Cumartesi İnsanları, "616 haftadır devletin, gözaltında kaybedilen yüzlerce insanımız için bu yükümlülüğü yerine getirmesi talebiyle Galatasaray'dayız" dediler. 

'KEMİKLERİMİZ TESLİM EDİLENE KADAR MEZAR YERİMİZ GALATASARAY'DIR'

616'ıncı hafta oturumunda, 1995 yılında kaybedilen Fehmi Tosun'un eşi Hanım Tosun, bütün kayıpların ortaya çıkarılması ve faillerin yargılanmasını istediklerini belirtirken Kenan Bilgin'in ağabeyi ise "Buradaki oturmamızdan rahatsızsınız biliyoruz. İnsanlarımızın kayıpları bulunmamışken biz bu alanı terk etmeyeceğiz. Kayıplarımızı ortaya çıkarana kadar sizi rahatsız etmeye devam edeceğiz" dedi. 
Sağlık sorunları sebebiyle 616'ıncı hafta oturumuna katılamayan Hasan Ocak'ın annesi Emine Ocak da gönderdiği mektupta şöyle seslendi: "Biz bu meydanı mücadele ile kazandık. 7 ayımızı gözaltında geçirdik mücadeleden vazgeçmedik. Evlatlarımızın katillerini bulamayan savcılar, evlatlarımızı sorduğumuz için bizi gözaltına aldığınızda çocuklarınıza ne cevap vereceksiniz? Bizimle görüşen Cumhurbaşkanı, bak anneler çocuklarını bulamadan ölüyor. Biz ölüyoruz. Biz ölünce bitecek mi bu mücadele. Çocuklarımızın kemikleri teslim edilene kadar bizim mezar yerimiz Galatasaray'dır. Kimse bizi buradan ayıramaz."
Bu hafta anılan Abdullah Canan'ın oğlu Tayip Canan, "Bizim burada olmamızdan rahatsızsanız katilleri bulun, yargılayın, kemiklerimizi bize verin biz de bu meydana gelmeyelim. Biz isyan etmiyoruz, katilleri yakalayın diyoruz" diye konuştu. 

'HUKUKSUZLUĞA BOYUN EĞMEYECEĞİZ, SUSMAYACAĞIZ'

616'ıncı hafta açıklamasını, kayıpların avukatı da olan Gülseren Yoleri okudu. Yoleri, kayıplarının bulunması ve faillerinin yargılanması talebiyle yapılan 615'inci hafta buluşmasında polis müdahalesi ile tehdit edildiklerini söyledi. 
Yoleri, "2011 yılında dönemin Başbakanı Erdoğan’ın davet ederek görüştüğü, 'elimizden geleni yapacağız' dediği Cumartesi Anneleri’nin yeniden 28 Şubat’ın hukuksuz uygulamalarına tabi tutulmasını kınıyoruz. Her cumartesi bir kaybın hikayesini anlatarak, bilinen faillerini açıklayarak buluşuyoruz. Anlattıklarımız tanık beyanlarına, kamu görevlilerinin ifadelerine, TBMM raporlarına, savcılık fezlekelerine, mahkeme tutanaklarına,  AİHM kararlarına, kitaplara,  gazete haberlerine de yansıyan gerçeklerdir. Bu gerçekleri anlattığımız için, taleplerimizi basın açıklamaları ile hükümete ve kamuoyuna duyurduğumuz için suçlanmayı,  polis şiddetiyle tehdit edilmeyi reddediyoruz. 
Cumartesi Anneleri ve bu mücadelenin destekçisi hak savunucuları olarak hak ve özgürlüklerimizden, hakikat ve adalet talebimizden vazgeçmeyeceğiz. Hukukun üstünlüğüne, demokrasiye ve barışa yönelmiş bir Türkiye talep etmekten vazgeçmeyeceğiz. Hukuksuzluğa boyun eğmeyeceğiz; susmayacağız" dedi. 
Bu hafta gözaltında kaybedilişinin 21. yılında Avukat Tahir Elçi’nin takip ettiği davalardan biri olan, Abdullah Canan için adalet istediklerini dile getiren Yoleri, "Gözaltında kaybedilen Canan'ı gözaltına alanlar, işkence ile sorgulayanlar ve bedenini kaybedenler bellidir. Savcılık ifadelerinde, mahkeme tutanaklarında, AİHM  kararında TBMM raporunda isimleri yazılıdır. Abdullah Canan’ı katledenler, kaybedenler yargılanarak cezalandırılmalı, Devlet, Abdullah Canan’ın kaybedilmesindeki sorumluluğunu kamuoyuna açıklamalıdır. Abdullah Canan davasındaki 21 yıllık cezasızlık son bulmalıdır" diye konuştu. (İstanbul/EVRENSEL)
 

www.evrensel.net
ETİKETLER Cumartesi Anneleri