Torun bakmak büyükannelerin 'işi' değil

Torun bakmak büyükannelerin 'işi' değil

Bakan Müezzinoğlu, torun bakan büyükannelere bakım parası vereceğini duyurdu. Kadın örgütleri ve büyükanneler ise bu cinsiyetçi duruma itiraz ediyor.

Eylem NAZLIER
İstanbul

Almanya’da 1990 ile 2009 yılları arasında, 500’ün üzerinde katılımcıyla yapılan bir araştırmaya göre, ‘Torun bakmak ömrü uzatıyor’. Araştırma sonuçlara göre çocuk bakımına yardım eden ve toplumdaki diğer insanlara destek veren yaşlı bireyler, vermeyenlere göre daha uzun yaşıyor. Tesadüfe bakın, bu araştırma sonuçları konuşulduğu sırada, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, torun bakan büyükannelere bakım parası vereceğini duyurdu. Kadın örgütleri ve büyükanneler ise bu duruma itiraz etti.

31 kadın örgütünün yer aldığı Kadın Emeği ve İstihdam Girişimi (KEİG) ve konuştuğumuz büyükanneler, geçtiğimiz hafta hükümetin torununa bakan büyükanne ya da anneannelere bakım parası vereceği ile ilgili uygulamasına itiraz etti. Bu uygulamayla çocuk bakımının cinsiyetçi bir yaklaşımla “kadın işi “ olarak propaganda edilmeye çalışıldığı vurgulandı.

KAMU KREŞLERİNİN SAYISI DÜŞTÜ

Çocuk bakımının devlet eliyle kadınlara yüklenmesinin, kadınlara ve çocuklara zarar vereceğine dikkat çeken KEİG, “Hükümet böylelikle devletin sağlamakla yükümlü olduğu bir kamusal hizmet için yine kadın emeğini adres gösterme hilesine başvurarak bize yeni bir ‘müjde’ daha verdi. Bu politika, kadın yoksulluğu, kadın istihdamının düşük ücretlerde güvencesiz işlerde yoğunlaştığı ve çocuk bakım ve eğitim hizmetlerinin ulaşılabilir olmaması sorunları etrafında düşünüldüğünde, bir fırsatçılığa işaret ediyor” dedi. Milli Eğitim Bakanlığının istatistiklerine göre 2007-2008 yılında 497 olan kamu kreşi sayısının 2015-2016 döneminde 56’ya düştüğünün vurgulandığı açıklamada, çocuk bakımının neredeyse bütünüyle özel sektöre ve aileye devredildiğini görüldüğüne dikkat çekti. Açıklamada, “Özel kreşlerin pahalılığı, yeterli niteliklere sahip olmaması, ana dil gibi ihtiyaçları karşılamaması gibi pek çok nedenden dolayı da bu bakım büyük ölçüde ailedeki kadınlar tarafından karşılanıyor” denildi.

‘KADIN EMEĞİ SÖMÜRÜLÜYOR’

Açıklama da KEİG, “Büyükanneleri para karşılığında çocuk bakımına teşvik etmek “sevgi emeği” üzerinden meşrulaştırılıyor olsa da, bu yaklaşımın ardında maliyetleri düşürmeye dayanan iktisadi bir akıl var. Kadınların emeği sınırsız, sonsuz, her an kullanıma hazır ve kamusal hizmetle ikame edilecek bir şey olarak sunuluyor. Bu yaklaşım, hem kadınların belli bir yaştan sonra yüklerinin hafiflemesiyle daha bağımsız geçirecekleri bir hayat olanağının, hem de çocukların sosyal gelişimi açısından kurumsal biçimde sunulması gereken erken çocuk eğitim ve bakımının bir kamusal hizmet olarak algılanmasının önüne geçiyor. Çocuk bakımı cinsiyetçi bir yaklaşımla “kadın işi” olarak propaganda edilmeye devam ediliyor. Ayrıca bu öneri, hizmete en fazla ihtiyaç duyan, annesi olmayan/evli olmayan kadınların çocuk bakımı sorununu da dışlıyor. Daha geçen günlerde, kreşe gönderemediği için iki çocuğunu bir yangında kaybeden Ev İşçisi Döndü Yenilmez’i umursamıyor.”

‘KREŞ KAMUSAL HİZMETTİR’

Yıllardır bir annelik ve aile ideolojisi etrafında çocuk ve yaşlı bakımının evde yapılması gerektiğine dair söylemlere şahit olduklarını belirten KEİG, “Bu söylemler, çocuğunu kreşe gönderen kadınların kendilerini daha fazla “suçlu” hissetmelerine neden oluyor. KEİG Platformu olarak çocuk bakımının erkeklerin de sorumluluğu olduğunu ve hizmetin çeşitlendirilerek yaygınlaştırılmasının önemine işaret etmeye devam edeceğiz” dedi.

Son Düzenlenme Tarihi: 14 Ocak 2017 08:18
www.evrensel.net