ODTÜ öğrencileri: Hiçbir alanda özgür değiliz

ODTÜ öğrencileri: Hiçbir alanda özgür değiliz

ODTÜ topluluklarından Mimarlık Fakültesi Topluluğu ile araştırma görevlisi Deniz Kimyon'un ihracını, üniversitelerdeki gelişmeleri ve OHAL'i konuştuk.

Sinancem ALİKOÇ
ANKARA

Mimarlık Fakültesi Topluluğu adına Serkan Özkan, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın kendini tek adam yapma çabasında olduğunu söyledi. ODTÜ rektörünün de Boğaziçi Üniversitesi gibi atanmış olduğuna dikkat çeken Özkan, “Hiçbir alanda özgür olmadığımızı düşünüyoruz” dedi. 

Mimarlık Fakültesi Topluluğu içinde endüstri ürünleri tasarımı ,mimarlık ve şehir bölge planlama öğrencilerini barındıran, fakülte içi dayanışmayı ve mesleki eğitimi örgütleyen bir topluluk. Son zamanlarda Mimarlık Fakültesi Topluluğu gündeme dokunan pankartlar ile  konuşuluyor okul içinde. “Altınsız olur, Artvin’siz olmaz”, “Işıkları Sabaha Dek Açık Olan Fakülte Karardı.”, “Deniz Hocanın Çizdiği Eskiz Bile Olamazsınız!”… Mimarlık Topluluğu Fakültesi ile Deniz Kimyon'un ihracını, ODTÜ'deki gelişmeleri ve OHAL'i konuştuk. Mimarlık Fakültesi Topluluğu adına Serkan Özkan sorularımızı yanıtladı. 

Hem ODTÜ’nün hem de topluluğunuzun eski mensubu Deniz Kimyon ihraç edildi. Aynı fakültenin öğrencileri olarak ne diyorsunuz? Buradan başlayalım.
Deniz Kimyon bizim topluluk üyemiz ve topluluğumuza çokça emek vermiş biri. Ne zaman başımız sıkışsa hemen yardımımıza koşan bir yoldaş bir arkadaş bizim için. Bizi bu yüzden çok etkiledi bu durum. Deniz hoca fakültede de çok tanınan bir hoca. Özellikle şehir bölge planlama öğrencileri üzerinde çok büyük emeği vardır. Ama bunun dışında biz ilk haberi aldığımızda şunu düşündük; Deniz Kimyon ile başladı bunun devamında bütün ilerici hocalara gelecek daha önce de geldi. Bizim amacımız Deniz Kimyon nezdinde tüm işten atmalara, KHK’lere ve toplamda OHAL uygulamalarına dur demekti. Deniz hocamız barış imzacısı olduğu için böyle bir şey başına geldi diye düşünüyoruz. Göz önünde olduğu söyleniyordu. Daha işten atılmadan 10 – 15 gün önce Muş’a sürülmüştü. Biz bunun bilinçli olduğunu düşünüyoruz. Alanından uzaklaştırılıp, öğrencilerden bağı kopartılıp bir ihraç sürecine girildi. Bundan sonra bu uygulamaların herkese gelebileceğinizi düşünüyoruz. Fakültedeki herkese… Bize, koridorlardaki işçilere diğer hocalarımıza… Burada şunu demeliyiz; “Biz hocalarımızın atılmasını istemiyoruz ve kendi akademisyenlerimize sahip çıkıyoruz.” 

BÜTÜN AKADEMİYE DOKUNACAKLAR

KHK’ler ve OHAL aracılığıyla birçok üniversitede akademisyenler, araştırma görevlileri ve teknikerler meslekten ihraç ediliyor. Bu koşullar geleceğiniz hakkında kaygı duymanıza neden oluyor mu? 
Tabii ki. İlk olarak en iyi hocalarımızı kaybetmemiz bu kaygıya sebep oluyor. Alanda bizi geliştirebilecek, bizi ileriye atabilecek ve toplumu düşünen, toplumsal kaygıları olan hocalarımızı kaybediyoruz. Aslında baktığımızda eğitim hakkımız gasbedilmiş oluyor. Ve sebepsiz yere oluyor bunlar. Bugüne kadar hiçbir disiplin soruşturması almamış, kimsenin hakkına girmemiş, bir bakıyorsun bir KHK ile meslekten men edilmiş. Yarın hepimizin başına gelebilecek şeyler bunlar o zaman! Ayrıca bunun bir tek Deniz Kimyon veya bugüne kadar ihraç edilmişlerle sınırlı kalmayacağını düşünüyoruz, müdahale etmezsek. Böyle böyle bütün akademiye dokunacaktır. Biz de buna göre tavır almak taraftarıyız. Aldık da alacağız da… 

Peki ülkenin mevcut durumunun akademiye, üniversiteye ve özelde fakültenize yansımaları neler?
Bir kere biz bulunduğumuz hiçbir alanda özgür olmadığımızı düşünüyoruz. (gülüyor) Mesela şehir bölge plancılar, kamucu olmalıdır, halka yakın olmalıdır. Bir şehir bölge plancı ranta, HES’e RES’e vs. karşı çıkıyor, bundan yargılanıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Nerede özgürlük? Bir kere özgür değiliz! Onun dışında eğitim kalitesi düşüyor. Bir nevi eğitim hakkının gaspına dönüşüyor. Fakültede dekanımızdan tutalım en iyi hocalarımıza hepsi riskte olduklarını ifade ediyor veya biz hissediyoruz. Düşünün bir öğrenci olarak bizler ne yapalım? Bizim fakültemizde sabahlamadan bölümü bitiremezsin. 24 saat açık olan fakülte güvenlik gerekçesiyle mesai saatleri dışında kapanıyor. Ülkede yaşanan bu kaos ortamı doğrudan bizim hayatımızı etkiliyor. Bu duygusal olarak da etkiliyor insanları, özgür olmadığımızı net bir biçimde hissediyoruz.

Bu fakülte içinde belirgin bir düşünce yani…
Çok belirgin, fakültede kime sorsak bunu ifade eder. Herkes “Dönemin baskısını üzerinde hissettiğini” net olarak söyler.

'ODTÜ ATANMIŞ REKTÖRÜ KOLAY KABUL ETMEZ'

Ayrıca atanmış bir rektörle yönetiliyor ODTÜ bunu az önce konuştuklarımıza bağlamak mümkün mü? 
Dönem iktidarının kendi akademisini oluşturmak gibi bir emeli var bizce. Cumhurbaşkanı diyor ki ‘karşımda kim varsa istemiyorum’ Böyle bir düşünce olamaz. Boğaziçi’nde bunu yaptı. ODTÜ’de bunu yaptı. 2. seçilen bir rektör olsa da bugünkü rektörü kabullenmek kolay değil, ODTÜ için hele hiç kolay değil. ODTÜ kültürü gerçek demokrasiyi benimser, önemser. Böyle bir rektör bizi rahatsız ediyor. Bizim açımızdan meşru durumda değildir şu an. Bence birçok topluluk içinde böyledir. 

'ERDOĞAN TEK ADAM OLMA ÇABASINDA'

Son olarak tüm bunlar tartışmalara “yeni anayasa” tartışmalarını da katarsak son dönemde sizce üniversiteyi ne bekliyor, bunlara karşı üniversite gençliğini ne yapmalı?
Öncellikle üniversitede özgür, bilimsel ve laik anlayışın hakim kılınması için mücadele etmeli. Ayrıca bulunulan siyasi ortamdan kopmadan güncele zamanında değen pratiklerde bulunmak zorunda. Bize göre Erdoğan kendini “tek adam” yapma çabasında. Karşısına kim geçerse yıkmaya çalışıyor. Bu şekilde bütün gücü arkasında toplamaya çalışan bir iktidara karşı bizlerin fakültelerdeki tavrı tüm farklı düşüncelerle birlikte asgari müştereklerde birleşme çabası olmak zorunda. Bakın yapabiliriz değil, zorundayız. Mecburuz buna. Çünkü karşımızda tüm medyayı, anayasayı vs. arkasına almaya çalışan, bize saldıran bir iktidar var. Karşısına kim gelse vurup geçiyor. Bizim buna karşı birleşmemiz gerekiyor. Bizim biraz kabuğumuza çekilmemiz lazım. Öyle geri çekilmeyi kasdetmiyorum ama. Bulunduğumuz alanlarda tek ses olarak farklılıkları gözeterek en dibe inerek organize olmalıyız. Mesela biz başkanlık meselesine kendi açımızdan bakarken uluslararasındaki arkadaşlar kendi bakış açılarıyla meseleyi tartışmalı. Belki bu şekilde tüm yerellerden farklı farklı dillerle, ama tek amaca hizmet eden bir protesto oluşturulabilir. Yani buradan tüm üniversite gençliğine asgari müşterekte birleşme çağrısı yapıyoruz. Farklı farklı sözleri asgari bir temada birleştirebiliriz. 
 

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.