‘Toplumsal barış sağlanmadıkça ekonomik gelişim olmaz'

‘Toplumsal barış sağlanmadıkça ekonomik gelişim olmaz'

Özgür Müftüoğlu toplum içine huzur ve barış olmadığı takdirde ekonomik gelişimin sağlanamayacağını dile getirdi.

Sadiye ESER    

Meclis’te Anayasa değişikliğinin kabulüne ilişkin görüşülen maddeler tartışma ve gerginliklere neden olurken, Dolar ve avronun artış göstermesi endişeleri arttırdı. Dolar ve avrodaki bu artışı Yrd. Doç. Dr. Özgür Müftüoğlu, Ekonomist Mustafa Sönmez ve Prof. Dr. İktisatçı Hayri Kozanoğlu değerlendirdi.

Yrd. Doç. Dr. Özgür Müftüoğlu, Dolar ve avro'daki artışı etkileyen birkaç nedenin olduğunu söyledi. Türkiye'nin uzun süredir üretimde küresel rekabette yeterli rekabeti gösteremediğine, gerekli yatırımları yapamadığına ve eğitim gücü olarak eğitimli iş gücü yaratma konusunda hep geri planda kaldığına dikkat çeken Müftüoğlu, "Dolayısı ile buradan kaynaklanan yapısal bir sorun var. Türkiye'nin inşaat ve müteahitlik üzerinden yürüyen bir sistemi ve ekonomisi var. Yani taşı, toprağı betona çevirip, bina yapıp öylece ekonomiyi çevirmeye çalışan bir yaklaşım söz konusu. Artık bu yaklaşımın sonuna gelindi” dedi. Bir diğer etkenin ise ekonomide inanılmaz bir şekilde emeğin, işçinin üzerinde baskı kurarak daha düşük ücretler vererek, borçlandırarak bir ekonomik sistemin var olduğunu belirten Müftüoğlu, “Bu da artık belli bir yerde sürdürülemez. Çünkü ürettikleri, tüketebilecek bir emekçi kesimler yok, yoksullaşma bununla beraber arttı, güvensizlik arttı" dedi. 

'TÜRKİYE DİĞER EKONOMİLERDEN DAHA KÖTÜ TABLO ÇİZİYOR' 

Üçüncü etkenin ise 7 Haziran seçimlerinden sonra ülkede başlayan çatışma ve gerilim ortamı ile Suriye'deki savaş ortamının olduğunu kaydeden Müftüoğlu, “Türkiye'de siyaset ve ekonomik istikrarsızlığa neden oldu. Ekonominin bir kısmının güvenlik harcamalarına gitmesine büyük ölçüde neden oldu. Dolayısı ile bu da diğer taraftan siyasi krizlerde, siyasi belirsizliklerde ekonomi açısından olumsuz yönde etkiledi. Tabi bu arada küresel düzeyde, dünyadada dengeler çok yoğun uygulanan ekonomik politikalar da söz konusu. Yani sadece Türkiye'nin değil, dünyada da neoliberal politikalar ciddi bir kriz içerisinde. Bunlar üst üste geldi. Dolayısıyla Türkiye diğer ekonomilerden çok daha kötü bir tablo çiziyor” diye konuştu. 

‘BARIŞ YOKSA EKONOMİK HUZUR SAĞLANAMAZ’

1980 darbesinden bu yana Türkiye’de demokrasinin rafta olduğunu söyleyen Müftüoğlu, “Demokrasi giderek daha da olumsuz bir tablo çizmeye başladı. Toplumdaki insanlar yaşamlarını, geleceklerini belirleme konusunda iyi niyetli olamıyorlar. Sürekli bir gerilim hattı içindeler. Hem işçiler çalışırken sömürülüyorlar. Onun dışında yoksullaşma var. Ayrımcılık çok çeşitli şekilde gelişiyor. Bu yüzden demokrasinin zayıf olması, en başlıca etkendir” diyerek Türkiye’nin demokrasiyi gerçek anlamda tesis etmediği sürece siyasi ve ekonomik istikrarın sağlanamayacağını ifade etti. "Toplumsal barışın mutlaka en kısa vadede sağlanması lazım” diyen Müftüoğlu, bunun olmadığı takdirde hiçbir önlemin sonuç getirmeyeceğini vurguladı. Hangi ekonomik programı getirilirse getirilsin toplum içine huzur ve barış olmadığı takdirde ekonomik gelişimin sağlanamayacağını dile getiren Müftüoğlu, "Huzur ve barış sağlandıktan sonra da daha eşitlikçi, toplum içerisindeki eşitliksizlikleri azaltılmasına yönelik, işsizliklerin yaratan programlar yerine daha sosyal, toplumu kapsayıcı ekonomi programların uygulanması gerekir" dedi. 

‘YABANCILAR RİSKİN OLDUĞU YERDEN ÇIKIYOR’

Dolar ve avrodaki yükselişin iç ve dış etkenlerinin olduğunu kaydeden ekonomist Mustafa Sönmez de, “İçerde Türkiye’nin politik, ekonomik ve jeopolitik riskleri hayli yükselmiş bir durumda. Bu riskler özellikle yabancıları çok ilgilendiriyor. Yabancılar, riskin bu kadar yüksek olduğu yerlerde ülkede durmazlar, çıkarlar. Yabancılar çıktığı için de Dolar yükseliyor. Bu arada Dolar borcu olan firmalar var. Bu firmalarda çok fazla kur zararına uğramamak için Dolar'a talepleri artıyor. Sıradan insanlar da paralarını korumak için Dolar'a sığınıyor. Bütün bu talepler üst üste fiyatı yukarı çekiyor” dedi. Türkiye’de şu anda anayasa değişikliği ile ilgili Meclis’te yüksek gerilim olduğuna dikkat çeken Sönmez, “Tek adam rejimine dönük bir senaryo gündemde olduğu için gerilimleri artırıyor ve yabancıları kaçırıyor. Yabancılar çıkınca da Dolar hacmi daralıyor, fiyatı yükseliyor” dedi. Merkez Bankası’nın dün Dolar fiyatını aşağı çektiğini hatırlatan Sönmez, "Türk Lirası'na daha çok faiz vermek, Dolar'dan uzaklaştırmak, eldeki tek şey bu. Bu da faizleri yükselttiği için başka tür hastalıklara yol açar. Faizler yükseldiği takdirde yatırım olmaz. İnsanlar kredi alıp harcamazlar. Yüksek faizden dolayı da maliyetler artar. Yüksek kur ne kadar ekonomide yıkıcı etkiye sahipse yüksek faiz de o kadar etkilidir. Onun için de bir kıskacın içerisine girdi Türkiye” dedi. 

‘DEMOKRASİ GERİLİYOR’

2 ayda TL’nin değer kaybetmesi ve dövizin yükseldiğini aktaran Prof. Dr. İktisatçı Hayri Kozanoğlu da, bunda 3 temel faktörün olduğunu vurgulayarak, “Trump'ın seçilişi ile Amerika'da faizlerin artacağı beklentisi, kamu harcamalarının yükseleceği, buna bağlı olarak bütçe açıklarının tırmanacağı, bununla daha yüksek enflasyon ve faize neden olacağı yönünde yapılan projeksyonlar, Türkiye ve benzeri ülkelerde değer kaybına yol açtı. İkinci faktör, Türkiye ekonomisini öteden beri gelen yapısal sorunları var. Türkiye özellikle dış kaynaklara çok bağımlı bir ekonomisi olan bir ülke. 310 milyar Dolarlık reel sektörün bir borcu var. Bir yıl içerisinde Türkiye vaade gelecek 165 milyar Dolar dış borç yükü ile karşı karşıya. Bunun üstüne cari açığı da eklediğimiz zaman bir yılda 200 milyar Dolar civarında taze para bulmak gerekiyor. Üçüncü etken ise, Türkiye’de giderek demokrasi standartlarını, insan hakları standartlarının gerilemesi, kanun hakimiyetinin can ve mal güvenliği gibi temel kavramların zarar görmesi... Bunlar bizim genel olarak TL’nin değer kaybında etkili olduğunu söylediğimiz unsurlardı” dedi. 

‘ULUSLARARASI YATIRIMCILAR TEDİRGİN’

Bu haftadan itibaren başlayan çok şiddetli değer kaybının olduğunu dile getiren Kozanoğlu, “Yurt dışı faktör ile ekonomik faktörler ile açıklanmasının gerçekçi olmadığını düşünüyorum. Böyle olunca da önümüzdeki günlerde haftalarda döviz kurları nerede istikrar kazanır bu konuda bir ön görüde bulunamıyorum” dedi. Başkanlık süreci ve Anayasa değişikliğine değinen Kozanoğlu, Türkiye’de bir rejim değişikliğine gidildiğini belirterek, “Rejim değişikliğinin uluslararası yatırımcılar tarafından da büyük bir tedirginlik ile karşılanıyor. Yani özetle piyasa dili ile konuşacak olursak. Piyasaların başkanlığı satın almadığını tam tersine başkanlıkta satışa geçtiğini görüyoruz. Bu trendin yön değiştirmesi çok kolay görünmüyor. Ancak Türkiye, Recep Tayip Erdoğan başkanlık sevdasından vazgeçerse, bu anayasa değişikliği, yasama, yürütme, yargıyı tüm güçleri tek bir kişinin elinde toplayan rejimin çıkmaz bir yol olduğunu anlarsa döviz kurları ve ekonomi istikrar kazanır. Yoksa böyle Merkez Bankası'nın alacağı bazı teknik önlemler ile bu dövizdeki kanamanın giderilemeyeceğini düşünüyorum” diye konuştu. (İstanbul/DİHABER)
 

Son Düzenlenme Tarihi: 13 Ocak 2017 12:09
www.evrensel.net