‘Terörist gazeteci!’ söylemi baskı oluşturuyor

‘Terörist gazeteci!’ söylemi baskı oluşturuyor

Türkiye Yayıncılar Birliği Yayınlama Özgürlüğü Raporu’nu açıkladı. 1995 yılından beri yayınlanan rapor, bu sene de düşünce özgürlüğüne yönelik engellemelerin sürdüğünü gözler önüne serdi. Otosansüre de işaret edilen rapora göre, TMK ve TCK’nin bazı maddeleri

Türkiye Yayıncılar Birliği Yayınlama Özgürlüğü Raporu’nu açıkladı. 1995 yılından beri yayınlanan rapor, bu sene de düşünce özgürlüğüne yönelik engellemelerin sürdüğünü gözler önüne serdi. Otosansüre de işaret edilen rapora göre, TMK ve TCK’nin bazı maddelerinin haksız suçlamalara yol açtığına dikkat çekilerek, tutuklu gazeteci sayısının BİA Medya Gözlem Raporu’na göre, mart ayı sonuna kadar 100, dağıtımcı sayısının ise 35 olduğu kaydedildi. Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’nun güncel listesine göreyse 5 Mayıs tarihi itibariyle tutuklu gazeteci sayısının 92 olduğu kaydedildi. Raporda, “Bu gazeteciler yaptıkları gazetecilik faaliyetini ‘yasa dışı örgütün medya ortamı’ eylemliliği olarak ele alan bir ‘suç’ tanımına bağlı olarak hapisteler” denilerek, davalarda gazetecilerin, mensubu oldukları basın kuruluşu, hazırladıkları haberlerin konuları, görüştükleri haber kaynakları ve haber yapmak için içinde bulundukları eylemler ve gazetecilik çalışmalarının ürünü olan haber metinleri ve kitapların delil olarak gösterildiğine dikkat çekildi. Uzun tutukluluk sürelerinin yanı sıra “soruşturmanın gizliliği” gerekçe gösterilerek delil ve suçlamaların gizlendiği de raporda yer aldı. Tutuklamaların yanı sıra, gazete ve dergilerin toplandığına da değinilen raporda, “Hukuki baskı giderek artarken, süren soruşturmalar kastedilerek yapılan ‘Tutukluların gazeteci değil terörist oldukları’ şeklindeki itham edici resmi açıklamalar da hem davaları süren tutuklu gazetecilerin kendilerini savunmalarını daha da güçleştirdi hem de görevdeki basın mensuplarının haberlerini hazırlarken yaşadığı psikolojik baskıyı ve otosansürü artırdı” denildi.
MUSA ANTER’İN KİTABINA SORUŞTURMA
Raporda, silahlı saldırı sonucu 1992’de yaşamını yitiren Musa Anter’in Aram Yayınları’ndan çıkan kitaplarına “yasak” getirildiği ve Musa Anter’in oğlu Dicle Anter’e savcılıkta “Ölmüş bir adamın kitaplarını neden basıyorsunuz?” sorusunun yöneltildiğine de yer verildi. Ayrıca, 1980 askeri darbesinde gözaltına alınıp Diyarbakır Askeri Cezaevi’ne konulan ve 20 yıl sonra yasa değişikliği ile tahliye edilen yazar İrfan Babaoğlu’nun üç Kürtçe kitabı hakkında soruşturma başlatılarak, kitapların toplatıldığı da hatırlatıldı. Raporda, “Do Yayınevi’nin sahibi Hüseyin Gündüz’e Aras Erdoğan’ın yazdığı “Haberlerin Ağında Öcalan” adlı kitap nedeniyle açılan dava sonuçlandı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Gündüz’ü “örgüt propagandası yaptığı” suçlamasıyla bir yıl 6 ay hapis cezasına mahkum etti. Sertaç Doğan’ın yazdığı ve Do Yayınları’ndan çıkan “Şırnak Yanıyor 1992” adlı kitapta “örgüt propagandası” yapıldığı gerekçesiyle yayıncı Hüseyin Gündüz’e hapis cezası verildi. TCK’nin 3713 sayılı Yasa 7/2 maddesine dayandırılan ceza para cezasına çevrildi. Kitap 21 Mart 1992 tarihinde onlarca kişinin ölümüyle sonuçlanan Şırnak’taki Newroz kutlamalarının öncesi ve sonrası tanıklıklara dayanılarak anlatıyor” denilerek, kitaplara yönelik yasaklara işaret edildi. (İstanbul/DİHA)

www.evrensel.net