‘İşçiyi geçim derdine düşürenlerin tek adam anayasası’

‘İşçiyi geçim derdine düşürenlerin tek adam anayasası’

Grev kararını fabrikalarına asan Samandıra Schneider Elektrik’ten işçiler yazdı: İşçiyi geçim derdine düşürenlerin anayasası tek adam anayasası olur

Samandıra Schneider Elektrik’ten bir grup işçi

Bizler Samandra Schneider fabrikasında TİS sürecinde ve grev komitesinde yer alan işçileriz. Kritik bir dönemde EMİS’le kıyasıya bir mücadele içindeyiz. Grev aşamasındayız. 12 Eylül Anayasasının bir ürünü olan lokavt kararı alan EMİS bizi hizaya getirmek istiyor. Schneider, ABB, Alstom’un İzmir, Gebze, İstanbul fabrikalarında çalışan 2 bin 800 işçi olarak bu lokavt kararını tanımıyoruz. 12 Eylül Anayasasını da tanımıyoruz. Ama gelin görün ki bu şartlarda tek adam yönetimini getiren bir Anayasa tartışması artık resmiyete dönüşüyor. Biz bu tartışmalara ne işçi olarak, ne halk olarak, ne de fert olarak katılamadık. Çünkü ne demokrasi var, ne hukuk, ne de adalet var. Hakkın, hukukun, adaletin olmadığı bir ortamda bir sağlıklı Anayasa tartışması olabilir mi? Biz olamaz diyoruz. İşçinin hak ve çıkarını gözetmeyen, çiftçilerin, gençlerin, kadınların, yaşlıların, engellilerin haklarını gözetmeyen bir Anayasa demokratik olabilir mi? Bırakın demokratik bir Anayasa tartışmasını, varsa yoksa AKP ve MHP’nin karşılıklı anlaştıkları diktatörlüğü getiren bir Anayasa tartışması var. Sınırsız yetki ile donatılan, ABD’de bile olmayan yetkilerle donatılan bir tek adam Anayasası yapılıyor. Bu Anayasa son bir iki ayda yüzlerce insanımızın patlayan bombalarla hayatını kaybettiği koşullarda yapılıyor, tartışılıyor. İnsanı insana düşman eden politikaların eşliğinde biz işçiler hatta aynı komitedeki işçiler olarak birbirimize ön yargı ile bakar duruma getirildik.

Grev kararını asarken bile bazı fabrikalarda bazı arkadaşlarımız bu grev kararı bölücü örgütün işi diyebiliyor. Ya da grev karşıtı olabiliyor. Halbuki müthiş bir ücret eşitsizliği ile karşı karşıyayız. Bir grup işçi arkadaşımız 15-16 lira saat ücreti alırken yeni işe alınan işçiler ve bir grup işçi arkadaşımız 7-8 lira saat ücreti alıyor. Bunları Anayasada tartışıp insanca yaşanacak bir ücreti garantiye alan bir madde içeren bir maddesi var mı? Yok. Kıdem tazminatı hakkı, işçi yıpranma hakkı, işçi sağlığı iş güvencesi hakkı anayasa tartışmalarında var mı? Hayır yok. OHAL şartlarında fabrika dışında eylem yapmamız yasaklanırken, basın açıklaması yasaklanırken, işçi toplantıları yasaklanırken hangi demokrasi ile Anayasa tartışması yapılıyor? Bölücülük teraneleri ile yapılmak istenen Anayasa diktatörlük Anayasasıdır. Başka bir şey değildir. Yarın EMİS’e karşı yapacağımız grev bugünden belli ki yasaklanacak. ‘OHAL var, sen niye burada toplandın, mesajlaştın, muhalif açıklama yaptın’ diye tutuklanan, hakkında soruşturma açılan binlerce insan varken, bu Anayasa bizim Anayasamız olamaz.

Biz grev hakkımızı güvenceye alan, örgütlenme hakkımızı gasbetmeyen, Kürdün hakkının bir Türk kadar tanındığı bir Anayasa istiyoruz. Kardeşi kardeşe düşman yapmayacak, bombaların patlamadığı, gerçek bir barışın inşasının olduğu demokratik tartışmalarla, halkın temsilcilerin oyları ile yapılacak bir Anayasa istiyoruz. Sonuna kadar EMİS’e karşı mücadele edeceğiz. Bu koşullarda yeterince Anayasa tartışmalarına dahil olamadık, ama eninde sonunda mücadele edeceğiz ve tek adam Anayasasını bir gün değiştirerek işçilerin Anayasasını yapacağız. Bu umudumuzu hep taşıyacağız. Karanlık günler geride kalacak, işçiler kazanacak, halk kazanacak, emekçiler iktidar olacak. Buna inanıyoruz.

Son Düzenlenme Tarihi: 12 Ocak 2017 05:59
www.evrensel.net