Bozdağ'a göre gizli oylama için kabine girmek şart değilmiş

Bozdağ'a göre gizli oylama için kabine girmek şart değilmiş

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ‘‘Gizli oylama’ demek, kabine girip perdeyi kapatıp, oy kullanmak anlamına gelmiyor’ dedi.

A Haberde açıklamalarda bulunan Bakan Bozdağ gizli oylamayla ilgili “Önemli olan onun gizli kullanılmasıdır. Kabinde kullanılması değildir" şeklinde konuştu.

Çok önemli bir anayasa reformu tartışıldığını savunan Bakan Bozdağ, "Bu reformun hem içeriği hem de oylaması kamuoyu tarafından da çok dikkatle takip ediliyor. Teklifin altında 316 imza var. Ayrıca Milliyetçi Hareket Partisi’nin teklife verdiği destek var. Nitekim dün 1. Madde 347 çıktı 2. Madde 343 ama 4 milletvekili de o arada son oylamada bulunamadı. Onlar gelse ne olurdu? Belki 347 olacaktı belki farklı olacaktı. Bu iki maddenin görüşülmesi gösteriyor ki teklif 340-350 arası bir oy aralığında TBMM’de kabul görecek diye inanıyorum" dedi.

‘TBMM’DE OYLAMA GİZLİ YAPILIYOR’

Esasında anayasadaki hükmün "oylamanın gizli yapılması" olduğunu belirten Bakan Bozdağ, "Peki TBMM’deki oylama nasıl? O da oylamanın gizli yapılmasıdır. Şu anda 3 defa oylama yapıldı. Oylamanın 3’ünde de gizli oylama yapıldı. Milletvekilleri oylarını gizli kullandı. Bazıları kabine giriyor, bazıları kabinin dışında oy kullanıyor. ‘Gizli oylama’ demek, kabine girip perdeyi kapatıp, oy kullanmak anlamına gelmiyor. Oyunu gizli vermek. Adam oyunu dışarıda da kullanırken, çünkü sizin elinizdeki pulu kimse göremiyor zarf da öyle. Öyle tuttuğunuzda kullanabilirsiniz. Önemli olan onun gizli kullanılmasıdır. Kabinde kullanılması değildir" şeklinde konuştu.

CHP'nin sanki gizli oy kullanma kabinde oy kullanma zorunluluğuymuş gibi bir taktik yaptığını ve bütün bu tartışmalar içinde "oylama gizliliği ihlal edilerek yapılıyor" argümanını ispat etmeye dönük bir çalışmada bulunduğunu iddia eden Bakan Bozdağ, "Kanunsuz bir şekilde, iç tüzüğe aykırı bir şekilde kamera konularak, görüntü alınarak bu yapılmaya çalışıyor. Benim gördüğüm 3 oylama oldu şu ana kadar, bu oylamaların 3’ü de gizlilik kuralına riayet edilmek suretiyle yapılan oylamalardır. Eğer anayasa koyucu bunun şekil şartının da gizlilik konusunu şekil şartı bakımından Anayasa Mahkemesi’nin denetlediği unsurlar arasına koymuş olsaydı bu madde de bir değişiklik yapılması gerekirdi. Ama oysaki 1987’de Anayasa değişikliği yapan irade 148. Maddede herhangi bir değişikliğe gitmemiştir. Burada bilinçli bir boşluk bırakmıştır. Neden? Çünkü bunu şekil şartı olarak denetim kapsamına alıp müeyyidelendirmemiştir" dedi.

‘BEKİR BOZDAĞ OLARAK BEN ‘EVET’ DİYORUM’

Adalet Bakanı Bozdağ konunun Anayasa Mahkemesine geçmişte gittiğini, Anayasa Mahkemesi bu konuya ilişkin bir şekil şartı şeklinde değerlendirmesi olmadığını hatırlattı. AYM'nin bumun sonuca etkili olup olmadığı konusunda bir somut bir şey olmadığını ifade ettiğini kaydeden Bozdağ "Ama ‘Bu şekil şartıdır, değildir’ şeklinde bir değerlendirmesi Anayasa Mahkemesince olmadı. Ben milletvekiliyim, bu oyumun bilinmesini istiyorum, buradan da söylüyorum bütün Türkiye’ye; Ben Bekir Bozdağ olarak Türkiye’nin Cumhurbaşkanlık sistemine geçmesini siyasi istikrar, güçlü iktidar, güçlü yasama, güçlü Türkiye için faydalı ve yararlı görüyorum. Oyumu da evet olarak veriyorum. Bunun bilinmesini de istiyorum. Ben buradan da aziz milletimize söylüyorum. Bekir Bozdağ’ın oyu ‘Evet’dir. Ben evet olarak kullanırım" şeklinde konuştu.

Bozdağ'ın diğer açıklamalarından satır başları şöyle:

"-Anayasa, iç tüzük çok açık, oy kullanması için kişinin genel kurulda olması lazım. Vekaleten oy kullanmak ancak bakan veya Başbakan için söz konusudur. Onun dışındaki milletvekillerine vekaleten oy kullanma yetkisi verilmemiştir. Tutuklu bulunan birisinin hürriyeti kısıtlandığı için parlamentoya gelebilmesi ve bu oyunu kullanabilme imkanı yoktur. Kanunlarımız çok açık çok net. O nedenle bu siyasi bir değerlendirmedir. HDP’lilerin bu konu üzerinden bir siyasi duruş ortaya koymalarıdır. Bu tutumları anayasa ve kanunlara uygun değildir.

* 'Parti devleti' Abartılı bir çarpıtma. Çünkü CHP nin bu görüşmeler sırasında ortaya koyduğu fikirler gerçekten teklifle örtüşmeyen şeyler. Kendi abartılarını teklif gibi takdim ediyorlar ve çarpıtarak Türkiye kamuoyuna takdim ediyorlar.  Burada bir parti devleti kesinlikle kurulması veya partili bir devlet kurulması söz konusu değildir. Bu nereden tartışmaya getiriliyor. Özellikle "Cumhurbaşkanı partisiyle ilişiği kesilir" ibaresinin yeni yasada olmayışından kaynaklanıyor. Onların abartılı yorumu.

* Gazi Mustafa Kemal Atatürk milletvekili, partili, üye, Genel Başkan, aynı zamanda Cumhurbaşkanı, İnönü hakeza öyle. Şimdi belediye başkanı için, belediye meclisi, İl Genel Meclisi üyeleri için milletvekili, bakanlar ve Meclis Başkanı için partili olmak görevlerini tarafsız yapmalarına engel değil. Ama söz konusu Türkiye'nin Cumhurbaşkanı olursa o zaman partili olması Türkiye'de tarafsız görev yapmasına engeldir demek adaletli ve hakkaniyetli bir yaklaşım değildir. Bugün ABD'de Başkan partili Amerika da kıyamet mi kopuyor?

* Bu kadar yetki Esad'da yok ifadesini kullanıyorlar, onu ajite etmek için kullanıyorlar. 'Türkiye bir Cumhuriyettir' diyor, Esad'ın Anayasasında da bu var. İşte bakıyorsunuz başka ülkelerin anayasalarında da var cumhuriyet ibaresi yani şimdi o ülkelerin anayasasında cumhuriyet var diye o ülkeler kötü yönetim örnekleri ortaya koyuyor diye biz anayasamızda ülke devletin yönetim şekline cumhuriyet demeyecek miyiz? Burada mesele ifadelerin olması değil onun içeriğidir. Bizim cumhuriyetimiz demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan bir cumhuriyettir. Onun için İran’daki cumhuriyet ile de Irak’daki ile de veya Suriye’deki ile de veya başka bir ülkelerdeki ile de karıştırılamaz kıyaslanamaz. Esad'ın anayasasıyla bu anayasanın ilişkisini kurmak onu birbirinden kopya gibi takdim etmek gerçekten bu teklife büyük bir bühtandır

* 'OHAL’de anayasa görüşmesi yapılamaz.' Bu akıl almaz bir değerlendirme. Ne demek OHAL’de anayasa görüşmesi yapılamaz o zaman OHAL’de biz Meclisi kapayacak mıyız? Anayasa görüşülemezde Mecliste diğer patent kanunları görüşülebilecek mi o zaman? Türkiye’yi OHAL sürecine getiren terör örgütünün devletten ayıklanması ve bu konuda alınacak tedbirlerin hızlı, etkin ve kararlı  bir şekilde yerine getirilmesi için yapılıyor esasında hükümete yapıldı. Burada bir şeyi daha söyleceğim bizim 1921 anayasamız yapıldı. Ne zaman yapıldı? Savaş yıllarında yapıldı. Kurtuluş Savaşı devam ediyordu. Hiç kimse çıkıpta o zamanki meclise, meclisin içinden veya dışından birisi 'Ne yapıyorsunuz memleketin dört bir yanı düşman tarafından işgal edilmiş, askerlerimiz cephede savaş veriyor siz Ankara’da anayasa tartışması yapıyorsunuz. Şöyle mi olsun böyle mi olsun diye uğraşıyorsunuz. Bırakın bakayım şunu bir kenara önce düşmanı yurttan atalım. Önce Kurtuluş Savaşı’nı başaralım sonra anayasa yapalım' demedi." (ANKA)
 

Son Düzenlenme Tarihi: 11 Ocak 2017 17:38
www.evrensel.net